Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/29381 E., 2018/2634 K. sayılı Kararı: Nitelikli Dolandırıcılıkta Bilişim Sistemlerinin Kullanımı ve Adli Para Cezası Hesaplaması
Lawantra
02.06.2026
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/29381 Esas, 2018/2634 Karar sayılı ilamı, nitelikli dolandırıcılık suçunun internet ortamında işlenmesi halinde uygulanacak hukuki çerçeveye önemli bir katkı sunmaktadır. Karar, özellikle bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) ile basın ve yayın yoluyla dolandırıcılık (TCK m. 158/1-g) arasındaki ayrımın netleştirilmesi, delil değerlendirmesi ve adli para cezası hesaplamasındaki usul hataları bakımından avukatlar ve ceza hukukçuları için kritik bir emsal niteliğindedir.
Olayda, sanıklar “www.sahibinden.com” isimli internet sitesinde satılık bilgisayar ilanları yayınlamış, bu ilanı gören katılan ile telefon görüşmesi sonucunda anlaşmaya varılmıştır. Katılan, toplam 1.901 TL’yi sanıklardan birinin banka hesabına havale etmiş, ancak sanıklar parayı çektikleri halde vaat edilen bilgisayarı göndermemişlerdir. Bu fiillerin, fikir ve eylem birliği içinde TCK m. 158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu iddia edilmiştir.
İlk derece mahkemesi, sanıkları TCK’nın 158/1-f-son, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca mahkum etmiştir. Sanıklardan biri ve diğerinin müdafii tarafından temyiz edilen hüküm, Daire tarafından incelenmiştir.
Daire, ilk sanığın temyiz talebini reddetmiştir. Sanığın savunmasında suçu kabul etmediği belirtilmişse de, ATM güvenlik kamera kayıtları, 10.03.2012 tarihli CD izleme tutanağı, banka yazıları, katılanın beyanları ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, eylemin bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır. Bu tespit, TCK m. 158/1-f bendinin internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında sıklıkla başvurulan bir nitelikli hal olduğunu vurgulaması açısından önemlidir.
Adli para cezası hesaplaması bakımından ise Daire önemli bir hukuki saptamada bulunmuştur. TCK m. 158/1-son hükmüne göre, suçtan elde edilen haksız menfaatin (1.901 TL) iki katından az olmamak üzere asgari gün sayısı belirlenmeli, ardından arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra TCK m. 52 uyarınca bir gün karşılığı 20-100 TL arasında takdir edilen miktar ile çarpılmalıdır. Mahkeme ise bu hesabı göz ardı ederek 180 günden başlatmış ve TCK m. 62/1 ile m. 52/2’yi uygulayarak net 3.000 TL adli para cezasına hükmetmiştir. Bu husus kanuna aykırı bulunmuş ancak aleyhe temyiz bulunmadığı için bozma nedeni yapılmamıştır.
İkinci sanık yönünden ise Daire, beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Sanık, diğer sanıkla internet ortamında tanıştığını, stajyer pilot olarak tanıtıldığını, banka hesabının olmadığını belirterek hesap bilgilerini verdiğini, parayı birlikte çektiklerini ancak suçu işlemediğini savunmuştur. Dosyada, diğer sanığın farklı isimlerle bayanlardan hesap numarası alarak haksız menfaat temin ettiği çok sayıda dosya, kamera kayıtları, banka kartlarının iptali ve şikayetçi olunması gibi deliller bulunmasına rağmen, ikinci sanığın eylemlere iştirak ettiğine dair yeterli ve kesin delil elde edilememiştir.
Bu bağlamda Daire, sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan beraati gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinin bozma nedeni olduğuna hükmetmiştir. Adli para cezası hesaplamasındaki aynı eksiklik ikinci sanık yönünden de tespit edilmiş ve bu husus da bozma nedeni yapılmıştır. Hüküm, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK m. 321 uyarınca bozulmuş, ceza miktarı bakımından kazanılmış haklar saklı tutulmuştur. Karar 16.04.2018 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
Bu karar, ceza avukatları için birkaç önemli mesleki çıkarıma işaret etmektedir. Öncelikle, internet üzerinden ilan yoluyla gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında delillerin (kamera kaydı, banka yazıları, CD izleme tutanağı) bütüncül değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. İkinci olarak, TCK m. 158/1-f bendinin bilişim sistemlerini araç olarak kullanan fiillerde öncelikli nitelikli hal olduğu, m. 158/1-g bendinin ise daha ziyade geleneksel basın ve yayın araçlarını kapsadığı yönündeki Yargıtay içtihadı pekiştirilmiştir. Üçüncü olarak, adli para cezası tayininde TCK m. 158/1-son ve m. 52 hükümlerinin harfiyen uygulanmasının zorunlu olduğu, aksi takdirde bozma nedeni oluşturacağı açıkça ortaya konulmuştur.
Karar ayrıca iştirak hükümlerinin (TCK m. 37-39) somut delillere dayalı olarak titizlikle uygulanması gerektiğini hatırlatmaktadır. Sanığın diğer faille birlikte para çekmesine rağmen, suça iştirak iradesinin yeterince ispatlanamaması beraat sonucunu doğurmuştur. Bu husus, özellikle birden fazla failin bulunduğu internet dolandırıcılığı dosyalarında savunma stratejisi açısından kritik önem taşımaktadır.
Sonuç itibarıyla Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin bu ilamı, bilişim suçları alanında delil değerlendirmesi, suç vasfının doğru tespiti ve ceza hesaplama disiplini bakımından avukatlara rehber niteliğindedir. Özellikle dijital platformlar üzerinden işlenen dolandırıcılık suçlarının artmasıyla birlikte, benzer olaylarda bu kararın gerekçesinin titizlikle incelenmesi, hem iddia hem savunma makamları için mesleki değer taşımaktadır. (Toplam kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Muris Muvazaasında Murisin Gerçek İradesinin Tespiti: Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Esasları
Muris muvazaası davalarında belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Makale, Yargıtay'ın 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ışığında bedel ödenmesi, aile içi paylaşım ve ispat yükü gibi konuları detaylı biçimde ele almaktadır.
AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Anayasa Mahkemesi, KPSS soruşturmasında bağlantılı suçlardan birinin istinafta kesinleşip infaz edilmesine rağmen diğerinin temyiz incelemesinin devam etmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, aynı maddi vakıalarla ilgili çelişkili kararların hukuk güvenliğini zedelediğini vurgulamaktadır.