Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/12241 E., 2016/3097 K. sayılı Kararı: Kooperatif Üyeliği ve Adi İstihkak Davası
Lawantra
20.06.2026
Miras ortaklığının devam ettiği dönemlerde tereke mallarının üçüncü kişilerce iktisap edilmesi, hukuk pratiğinde sıklıkla karşılaşılan ve çözümü miras hukuku kurallarıyla şekillenen uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/12241 Esas, 2016/3097 Karar sayılı ilamı, kooperatif üyeliğinden doğan hakların miras yoluyla intikali, zamanaşımı ve inceleme derinliği bakımından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Dava, murisin 19 Ağustos 1985 tarihinde vefat etmesi üzerine 23 Eylül 2009 tarihinde açılmıştır. Davacılar, murisin 1975 yılında bir konut yapı kooperatifine üye olduğunu, davalının ise murisin vefatından beş yıl sonra kooperatife üye kabul edildiğini, bu iktisabın kötüniyetle gerçekleştiğini ileri sürerek terekeye ait payın iadesini talep etmişlerdir. Davalı ise uzun yıllar aidat ödediğini, davacıların durumdan haberdar olduğunu ve davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Yerel mahkeme davanın reddine karar vermiş, davacılar vekilinin temyizi üzerine dosya Yargıtay'a intikal etmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, öncelikle davanın niteliğini incelemiştir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (şimdiki TMK'nın karşılığı) 539, 581 ve 577. maddelerine atıfta bulunarak mirasın açılmasıyla terekenin mirasçılara intikal ettiğini, mirasçıların paylı mülkiyet ve elbirliği ile hareket ettiğini belirtmiştir. Daire'ye göre, davacılar yasal mirasçı sıfatına sahip olup mirasçılık sıfatlarına itiraz edilmemiştir. Bu nedenle TMK m. 637'de düzenlenen miras sebebiyle istihkak davası değil, adi istihkak davası söz konusudur. Miras sebebiyle istihkak davasında mirasçılıkta üstün hak iddiası aranırken, adi istihkak davasında bu unsur bulunmamaktadır.
Kararda 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14. maddesi detaylı şekilde incelenmiştir. Maddeye göre ortağın ölümüyle ortaklık sıfatı sona ermekte, ancak anasözleşmede öngörülen şartlarla mirasçıların ortaklığa kabulü mümkün olabilmektedir. Somut olayda murisin kooperatife üye olduğu tarihten vefatına kadar yaptığı ödemeler ile davalının üyeliğe kabul süreci ve ödemelerinin bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kooperatif tarafından tahsis edilen villanın dava tarihindeki rayiç bedeliyle oranlanarak terekeye iade edilmesi gereken payın belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay, yerel mahkemenin eksik inceleme yaparak yazılı şekilde hüküm kurduğunu tespit etmiş ve kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde, kooperatif kayıtlarının incelenmesi, ödemelerin tespiti ve orantılı iade miktarının hesaplanması gibi usulî işlemlerin yapılmamasının hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Karar 10 Mart 2016 tarihinde oybirliğiyle alınmış, peşin harcın iadesine ve karar düzeltme yolunun açık olduğuna hükmedilmiştir.
Bu karar, avukatlar açısından kooperatif üyeliği gibi özel hukuki statülerin miras yoluyla intikalinde izlenmesi gereken yöntemi netleştirmektedir. Miras sebebiyle istihkak ile adi istihkak ayrımının doğru yapılması, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi ve bilirkişi incelemesinin zorunluluğu, pratikte sık karşılaşılan hataların önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle uzun yıllar süren kooperatif üyeliklerinde aidat ödemelerinin ve yönetim kurulu kararlarının titizlikle incelenmesi gerektiği ortaya konulmuştur.
Uygulamada miras davalarında kooperatif, konut, arsa payı gibi değerlerin tespiti sıklıkla sorun yaratmaktadır. Yargıtay'ın bu yaklaşımı, tereke mallarının gerçek değerinin korunması ve mirasçıların hakkaniyetli paylaşıma ulaşması bakımından önemli bir rehber niteliğindedir. Avukatların, dava dilekçelerinde bu tür özel malvarlığı unsurlarını açıkça belirtmeleri, delil listelerinde kooperatif kayıtlarını talep etmeleri ve inceleme sırasında rayiç bedel hesaplamalarına itiraz haklarını saklı tutmaları tavsiye edilmektedir.
Sonuç itibarıyla Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin bu kararı, miras hukuku pratiğinde delil toplama yükümlülüğünün kapsamını genişletmekte ve yerel mahkemelerin daha derinlemesine inceleme yapmasını zorunlu kılmaktadır. Benzer uyuşmazlıklarda bu emsalin dikkate alınması, adil bir yargılama sürecinin temini açısından büyük değer taşımaktadır. (Toplam kelime sayısı: 682)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Miras Sebebiyle İstihkak Davası: TMK 637-639 Maddeleri Çerçevesinde Kapsamlı İnceleme
Türk Medeni Kanunu'nun 637 ila 639. maddeleri arasında düzenlenen miras sebebiyle istihkak davasının şartları, tarafları, zamanaşımı süreleri ve ispat yükü avukatlar için detaylı olarak ele alınmıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/14890 E., 2016/5928 K. sayılı Kararı: Miras Sebebiyle İstihkak Davasında İspat Yükü ve Bozma Kararı
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, murisin bankadan çektiği paranın davalıya verildiği iddiasında ispat yükünün yer değiştirmesini vurgulayarak yerel mahkeme kararını bozmuştur. Karar, miras sebebiyle istihkak davalarında delil değerlendirmesinin önemini ortaya koymaktadır.