Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2021/1742 E., 2021/4196 K. sayılı Kararı: Polis Memurunun Taksirle Öldürme Suçunda Kanun Hükmünü Yerine Getirme ve Meşru Müdafaa Değerlendirmesi
Lawantra
03.06.2026
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 25 Mayıs 2021 tarihli, Esas No: 2021/1742, Karar No: 2021/4196 sayılı kararı, taksirle öldürme suçuna ilişkin önemli bir hukuki değerlendirme içermektedir. Olay, iki grup arasında çıkan husumet sonrasında kolluk kuvvetlerinin müdahalesi, zırhlı araçla bir şahsın emniyet binasına götürülmesi sırasında kalabalığın saldırısı ve polis memuru sanığın silahının istemsiz ateş alması sonucu bir kişinin ölmesi şeklinde gelişmiştir.
Mahkeme ilk derece aşamasında sanığı TCK’nın 85/1, 27/1, 62/1, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkum etmiş, ancak Yargıtay bozma ilamına uyulmasına rağmen aynı sonuca varmıştır. Yargıtay, sanığın beraati gerektiği kanaatine ulaşmıştır.
Kararın temel dayanağı, sanığın polis memuru olarak 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca silah kullanma yetkisine sahip olması ve kanun hükmünü yerine getirme halidir. Daire, TCK’nın 24/1. maddesindeki “Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez” hükmünü, Anayasa’nın 17. maddesini, AİHS’nin 2. maddesini ve 2559 sayılı Kanun’un silah kullanma usullerini ayrıntılı biçimde incelemiştir.
Olayın somut gelişimi şöyledir: Sanık, emniyet binası önünde 90-100 kişilik grubun taş, sopa ve silahlarla saldırısına maruz kalan meslektaşlarına yardım etmek amacıyla havaya ateş açmış, ardından bir şahsı ensesinden çekmiş, boğazına sarılan şahsı etkisiz hale getirmeye çalışırken bir başka şahsın eline vurması sonucu silahı aşağı yönelmiş ve kalabalık içinden bir kişiye isabet ederek ölümüne neden olmuştur. Yargıtay, bu eylemin kasıt içermediğini, sanığın silahını havaya kaldırma anında eline sert darbe alınca parmağının istemsiz hareket ettiğini ve silahın ateş aldığını kabul etmiştir.
Daire, 2559 sayılı Kanun’un 16. maddesindeki “direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanma”, “meşru savunma” ve “silah kullanma yetkisi” hükümlerini olayla ilişkilendirmiştir. Sanığın görevi gereği kanun hükmünü yerine getirdiğini, bu sırada kastı olmaksızın görev sınırını aşmadığını, aksine hukuka uygunluk nedeninin sınırları içinde kaldığını tespit etmiştir.
Kararda ayrıca hükmedilen cezanın adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi nedeniyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık da tespit edilmiş ve bozma nedeni yapılmıştır.
Bu karar, kamu görevlilerinin zor kullanma yetkisi sırasında meydana gelen ölümlü olaylarda hukuka uygunluk nedenlerinin (kanun hükmünü yerine getirme, meşru müdafaa) nasıl değerlendirileceğine ilişkin önemli bir emsaldir. Avukatlar açısından, özellikle polis ve güvenlik görevlilerinin yargılandığı taksirli suç davalarında savunma stratejisi oluştururken referans alınabilecek niteliktedir.
Yargıtay, idarenin silah kullanma yetkisinin sınırlarını, olayın ani gelişimi içindeki refleks hareketlerini ve istemsiz ateş alma durumunu somut delillerle değerlendirerek beraat yönünde karar vermiştir. Karar, benzer olaylarda yargı mercilerinin kanun hükmünü yerine getirme nedenini geniş yorumlaması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Hukuk profesyonelleri, bu içtihadı incelerken TCK 24. madde, 2559 sayılı Kanun md. 16, Anayasa md. 17 ve AİHS md. 2 arasındaki ilişkiyi, zor kullanma kademelerini ve yargısal denetim standartlarını dikkatle analiz etmelidir. Karar, görev sırasında ölümle sonuçlanan olaylarda taksir ile hukuka uygunluk nedenleri arasındaki ayrımın nasıl yapılacağına dair aydınlatıcı bir çerçeve sunmaktadır.
(Word count: 578)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İcra Dosyalarında Usulsüz Tebligat Halleri ve Avukatlar İçin Pratik Değerlendirmeler
İcra takiplerinde tebligat usulüne riayet edilmemesinin yarattığı hukuki sonuçlar, Tebligat Kanunu ve Yargıtay içtihatları ışığında detaylı biçimde incelenmiştir.
Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolunda Ödeme Emrinin Usulsüz Tebliği ve Tebliğ Tarihinin Düzeltilmesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, tebligat mazbatasında tebliğ memurunun ad ve soyadının bulunmaması nedeniyle ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna hükmederek, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarını bozmuştur.