Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2019/3125 E., 2020/2079 K. sayılı Kararı: Montreal Konvansiyonu’nda Zıya Halinde İhbar Şartı ve Sorumluluk Sınırı
Lawantra
10.06.2026
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3125 Esas ve 2020/2079 Karar sayılı ilamı ile uluslararası hava yolu ile tekstil ürünü taşımasında yanlış adrese sevk nedeniyle oluşan zıya nedeniyle açılan tazminat davasında Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanmasını detaylı biçimde ele almıştır. Davacı, Türkiye’den Karaçi/Pakistan’a taşınması gereken malların davalı tarafından konişmento talimatına aykırı olarak Dhaka/Bangladeş’e gönderilmesi sonucu ürünlerin zayi olduğunu iddia ederek 118.095,92 TL maddi tazminat talep etmiştir.
Davalı, Montreal Konvansiyonu m. 31/2’de düzenlenen 21 günlük ihbar süresine uyulmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi (Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi), taşımanın yanlış adrese yapıldığını, Montreal Konvansiyonu m. 18 gereğince tam zıya halinde iki yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağını belirterek talebin kısmen kabulüne karar vermiştir.
İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi istinaf incelemesinde, Montreal Konvansiyonu’nun 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe girdiğini, m. 31’in ihbar yükümlülüğünü yalnızca hasar hallerine özgülediğini, zıya halinde ihbar şartı aranmayacağını tespit etmiştir. Daire, airwaybill’de varış yerinin yanlış gösterilmesinden taşıyıcının sorumlu olduğuna hükmetmiş ve sorumluluğu kilogram başına 19 SDR ile sınırlayarak tazminatı 78.799,54 TL olarak belirlemiştir.
Yargıtay 11. HD, HMK m. 369 ve 371 çerçevesinde yaptığı temyiz incelemesinde, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğuna kanaat getirmiş ve onama kararı vermiştir. Kararda özellikle vurgulanmıştır ki; Montreal Konvansiyonu m. 31, ihbar yükümlülüğünü eşyanın hasara uğraması haline özgülemekte, zıya (tam kayıp) durumunda sorumluluğun doğumu için ihbar şartı aranmamaktadır.
Bu içtihat, Hüseyin Ülgen’in “Hava Taşıma Sözleşmesi” eserinde de belirtildiği üzere, zıya halinde ihbarın aranmamasının Yargıtay uygulamasıyla da teyit edildiğini göstermektedir (bkz. Yargıtay 11. HD, 26.02.2020 tarihli ilam). Karar, taşıyıcının yanlış sevk nedeniyle kusurlu olduğunu, sorumluluğun Montreal Konvansiyonu m. 22/3 ve m. 24/1 uyarınca brüt ağırlığın kilogramı başına SDR hesabı ile sınırlı olduğunu netleştirmiştir.
Avukatlar açısından bu karar, uluslararası taşıma sözleşmelerinde konişmento talimatının bağlayıcılığı, zıya ile hasarın hukuki ayrımı ve ihbar şartının dar yorumlanması bakımından kritik öneme sahiptir. Özellikle hava kargo taşımalarında gönderen vekilleri, talimatların yazılı ve ispat edilebilir şekilde tutulmasını, taşıyıcı vekilleri ise airwaybill düzenlenirken özen gösterilmesini tavsiye etmektedir.
Karar aynı zamanda zamanaşımı konusunda da aydınlatıcıdır. Tam zıya hallerinde iki yıllık süre (Montreal m. 35) işlemeye başlamakta, ihbar yükümlülüğü ise hasar ile sınırlı kalmaktadır. Bu ayrım, dava stratejilerinde sıklıkla karşılaşılan usul hatalarının önlenmesi açısından hukuk profesyonellerine rehber niteliğindedir.
Sonuç olarak Yargıtay’ın onama kararı, Montreal Konvansiyonu’nun Türkiye’de istikrarlı biçimde uygulandığını, zıya halinde taşıyıcının sorumluluğunun ihbar şartına bağlı olmadığını ve sınırlı sorumluluk ilkesinin (kg başına SDR) titizlikle korunduğunu ortaya koymuştur. Benzer uyuşmazlıklarda bu emsal, hem tazminat miktarının belirlenmesinde hem de usulî itirazların değerlendirilmesinde temel referans olacaktır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.