Yargıtay 11. Ceza Dairesi: Sahte Başkomiser Yöntemiyle Dolandırıcılıkta İştirak ve Lehine Kanun Uygulaması
Lawantra
02.06.2026
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2021/15557 Esas, 2023/650 Karar sayılı kararı, klasik “sahte kolluk görevlisi” yöntemiyle işlenen dolandırıcılık suçlarında delillerin değerlendirilmesi, iştirak iradesi ve lehe kanun uygulaması konularında önemli açıklamalar içermektedir.
Olay ve Hukuki Süreç
Katılan, cep telefonundan arayan ve kendisini başkomiser olarak tanıtan şahıs tarafından “banka kartı bilgilerinize ulaşıldı, tutuklama kararınız var” denilerek kandırılmıştır. Katılan, telsiz sesleri ve baskı unsurlarıyla yönlendirilerek İş Bankası ATM’sine götürülmüş ve kendisine verilen talimatlarla toplam 25.000 TL para yatırmıştır. Paranın sanık tarafından çekildiği tespit edilmiştir.
Dosya ilk olarak Asliye Ceza Mahkemesinde görülmüş, Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin bozma kararı üzerine görevsizlik kararı verilmiş ve dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi (değişiklik öncesi) uyarınca sanığı 2 yıl 1 ay hapis ve 20.000 TL adli para cezasına mahkum etmiştir.
Sanığın Savunması ve Mahkeme Kabulü
Sanık, aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunmuştur. Önce alacaklısı İsmail’in borcunu yatırdığını, daha sonra Abuzer ve İsmail’in aradığını iddia etmiş, ancak bu kişiler hakkında somut bilgi ve belge sunamamıştır. Mahkeme, sanığın çelişkili savunmaları, alacak iddiasını ispatlayamaması ve parayı çektiğini kabul etmesi nedeniyle suçun sübutuna karar vermiştir.
Yargıtay, 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle TCK m. 158’e eklenen (l) bendinin (kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık) olay tarihinde yürürlükte olmadığını, bu nedenle sanık lehine olan eski TCK m. 157’nin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Suçun uzlaşma kapsamında olduğu da tespit edilmiş, ancak katılanın uzlaşmayı reddetmesi üzerine esasa geçilmiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Daire, sanığın aşamalardaki çelişkili beyanlarını, İsmail ve Abdürrezak Aslan hakkında kimlik ve adres bilgisi verememesini, 46.000 TL alacak iddiasına ilişkin herhangi bir belge sunamamasını ve parayı çektiğini kabul etmesini birlikte değerlendirerek mahkemenin mahkumiyet kararında isabetsizlik bulunmadığına hükmetmiştir.
Hükümde adli para cezası miktarının “1000 gün × 20 TL = 20.000 TL” şeklinde yazılması gerekirken “günlüğü takdiren 20.000 TL hesabı ile paraya çevrilerek 20 TL” şeklinde yazılmasının maddi hata olduğu, mahallinde düzeltilebileceği belirtilmiştir.
Mesleki Değerlendirme
Bu karar, “sahte polis-savcı” yöntemiyle işlenen dolandırıcılık olaylarında en sık karşılaşılan savunma olan “borç tahsilatı için para yatırıldı” iddiasının ne ölçüde kabul gördüğünü göstermesi açısından önemlidir. Sanığın somut delil sunamaması ve çelişkili beyanları, mahkumiyet için yeterli kabul edilmiştir.
Avukatlar, bu tür dosyalarda müvekkillerinin lehine olabilecek delilleri (telefon sinyal kayıtları, HTS analizleri, kamera görüntüleri, bilirkişi raporları) titizlikle toplamalı ve iştirak kastının varlığını sorgulamalıdır. Karar, Yargıtay’ın “hayatın olağan akışına aykırılık” kriterini bu tür olaylarda da sıkı biçimde uyguladığını göstermektedir.
Ayrıca karar, 6763 sayılı Kanun’un getirdiği değişikliklerin lehe kanun ilkesi çerçevesinde nasıl uygulanacağına dair pratik bir örnek sunmaktadır. Uzlaşma prosedürünün tamamlanması ve lehe kanunun belirlenmesi, ceza yargılamasının temel aşamaları olarak bir kez daha vurgulanmıştır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin bu ilamı, dolandırıcılık suçlarında delillerin bütüncül değerlendirilmesi, iştirak teorisi ve kanunların zaman bakımından uygulanması konularında hukuk profesyonellerine önemli bir referans niteliğindedir. (Toplam kelime: 651)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İcra Dosyalarında Usulsüz Tebligat Halleri ve Avukatlar İçin Pratik Değerlendirmeler
İcra takiplerinde tebligat usulüne riayet edilmemesinin yarattığı hukuki sonuçlar, Tebligat Kanunu ve Yargıtay içtihatları ışığında detaylı biçimde incelenmiştir.
Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolunda Ödeme Emrinin Usulsüz Tebliği ve Tebliğ Tarihinin Düzeltilmesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, tebligat mazbatasında tebliğ memurunun ad ve soyadının bulunmaması nedeniyle ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna hükmederek, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarını bozmuştur.