Yargıtay 11. Ceza Dairesi: Emniyet Mensubu Kılığıyla Dolandırıcılıkta Hak Yoksunlukları ve Görevsizlik Sonrası Yargılama
Lawantra
02.06.2026
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2021/16909 Esas, 2024/3732 Karar sayılı ilamı, “emniyet mensubu” kisvesine bürünerek dolandırıcılık yapılması olaylarında delillerin değerlendirilmesi, görevsizlik kararları sonrası yargılama usulü ve TCK m. 53 hak yoksunluklarının uygulanması bakımından önemli açıklamalar içermektedir.
Olayda sanık, katılanı cep telefonuyla arayarak kendisini emniyet mensubu olarak tanıtmış, katılanın kimlik bilgilerinin başka biri tarafından kullanıldığını, bankadaki parasını çekerek belirtilen hesaba yatırmasını söyleyerek kandırmış ve sanığın hesabına para yatırılmasını sağlamıştır. Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi ilk olarak sanığı TCK m. 157/1, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezasına çarptırmıştır.
Kararın temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesi (kapatılan), hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle TCK m. 158/1’e eklenen (l) bendi nedeniyle görevin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. Bunun üzerine görevsizlik kararı verilmiş ve dosya Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi uzlaştırmanın sağlanamaması üzerine aynı cezayı vermiştir.
Sanık, suçla ilgisi olmadığını, banka kartını kaybettiğini, haksız yere yargılandığını ileri sürmüştür. Yerel mahkeme, sanığın savunmasını destekleyen delil bulunmadığını, katılanın beyanının inandırıcılığını, nüfus cüzdanı kaybetme beyanının suç tarihinden sonra yapılmasını, paranın ATM’den çekilmesini ve dosya kapsamını dikkate alarak mahkumiyet kararı vermiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, kararın usul ve esasa uygun olduğunu tespit etmiştir. Özellikle şu hususlara dikkat çekilmiştir:
- Sanığın “kartını kaybettiğim” savunması, suç tarihinden sonra ilgili mercilere başvurmaması nedeniyle inandırıcı bulunmamıştır.
- Katılanın beyanı, banka kayıtları ve HTS verileri birlikte değerlendirildiğinde vicdani kanı oluşmuştur.
- Suç tarihine göre lehe kanun uygulanarak basit dolandırıcılık (TCK m. 157) olarak nitelendirilmiştir.
- TCK m. 53 hak yoksunlukları konusunda Anayasa Mahkemesi’nin 2015/85 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı ve 7242 sayılı Kanun’un getirdiği “denetimli serbestlik” düzenlemesi infaz aşamasında gözetilmelidir.
- Gerekçeli karardaki tarih hatalarının (suç tarihi ve karar tarihi) mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Karar oy birliğiyle onanmıştır. Bu emsal, ceza avukatlarına şu önemli noktaları hatırlatmaktadır:
• Emniyet mensubu kılığına girerek dolandırıcılık yapılması, güven ilişkisini kötüye kullanma niteliği taşıdığından delil değerlendirmesinde katılan beyanına yüksek itibar tanınmaktadır. • Görevsizlik kararları sonrası yeniden yargılama sürecinde önceki delillerin tamamı kullanılabilir; ancak yeni mahkemenin bütün delilleri yeniden tartışması zorunludur. • TCK m. 53 hak yoksunluklarının infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasıdır. • Kart kaybetme savunması, somut delillerle (kayıp bildirimi, başvuru tarihi) desteklenmelidir.
Bu karar, özellikle “resmi görevli” kisvesiyle işlenen dolandırıcılık suçlarında savunma stratejilerinin nasıl şekillendirilmesi gerektiğine dair önemli bir çerçeve sunmaktadır. Avukatlar, benzer dosyalarda erken aşamada banka ve HTS incelemelerini talep etmeli, sanığın önceki sicilini ve kart hareketlerini titizlikle analiz etmelidir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Tebliğname’ye uygun olarak hükmün onanmasına karar vermiştir. İlam, dolandırıcılık davalarında delillerin bütüncül değerlendirilmesi ve usul kurallarının titiz uygulanması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. (694 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Muris Muvazaasında Murisin Gerçek İradesinin Tespiti: Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Esasları
Muris muvazaası davalarında belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Makale, Yargıtay'ın 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ışığında bedel ödenmesi, aile içi paylaşım ve ispat yükü gibi konuları detaylı biçimde ele almaktadır.
AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Anayasa Mahkemesi, KPSS soruşturmasında bağlantılı suçlardan birinin istinafta kesinleşip infaz edilmesine rağmen diğerinin temyiz incelemesinin devam etmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, aynı maddi vakıalarla ilgili çelişkili kararların hukuk güvenliğini zedelediğini vurgulamaktadır.