Türk Hukuk Sisteminde Yoksulluk Nafakasının Süresi: Yasal Çerçeve, Yargı İçtihatları ve Anayasal Boyut
Lawantra
06.06.2026
Türk hukuk sisteminde yoksulluk nafakası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 175. maddesinde düzenlenmiş olup, boşanmanın mali sonuçlarından birini oluşturur. Makale, nafakanın süresini birçok açıdan ele almakta, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için derinlemesine bir analiz sunmaktadır. Nafaka, bakım nafakası ve yardım nafakası olarak ikiye ayrılır. Bakım nafakası tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası alt başlıklarını içerir. Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilmesini düzenler (TMK m. 175). Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
Yoksulluk nafakası, maddi/manevi tazminat ve diğer nafaka türleriyle karıştırılmamalıdır. Temel fark "kusur" unsurundadır. Tazminatta kusur, zarar, nedensellik bağı ve hukuka aykırılık şarttır. Yoksulluk nafakasında ise talep edenin kusurunun daha ağır olmaması yeterlidir; kusursuz eş dahi nafaka ödeyebilir. Nafakanın amacı, alacaklıyı zenginleştirmek değil, asgari yaşam gereksinimlerini karşılamaktır. Evlilikteki dayanışma yükümlülüğünün boşanmadan sonra kısmen devamı niteliğindedir.
Nafaka, boşanma davasıyla birlikte veya ayrı dava ile talep edilmelidir. Talep miktarı açık ve net olmalıdır (HMK m. 26 taleple bağlılık ilkesi). Nafaka, boşanma hükmü kesinleştikten sonra işlemeye başlar. Ödeme biçimi irat veya toptan olabilir (TMK m. 176). İrat biçiminde nafaka, evlenme, ölüm, fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde kalkar. Mali durum değişikliklerinde artırılıp azaltılabilir.
Yargıtay içtihatları, TMK m. 175/1'deki "süresiz olarak" ifadesini hakim için bağlayıcı kabul eder. Süre sınırı konulamaz, ancak miktar azaltılabilir (YHGK 02.05.1990, 2-111/261). Ancak bu yorumun güncel toplumsal ihtiyaçlara uymadığı eleştirilmektedir. Yerel mahkemeler, evlilik süresi, tarafların yaşı gibi unsurları dikkate alarak toplu yoksulluk nafakasına hükmetmekte, istinaf mahkemeleri bu kararları onamaktadır (örneğin İstanbul BAM 11. HD, 2018/2622 E., 2018/1201 K.).
Anayasa Mahkemesi'nin 17.05.2012 tarihli 2011/136 E., 2012/72 K. sayılı kararı, "süresiz olarak" ibaresinin Anayasa m. 2, 10 ve 41'e aykırılığı iddiasını incelemiştir. Oyçokluğuyla iptal talebi reddedilmiştir. Kararda, sosyal hukuk devleti ilkesi (Anayasa m. 2) vurgulanmış, nafakanın toplumsal dayanışma ve ahlaki temellere dayandığı belirtilmiştir. "Süresiz" ibaresi, ömür boyu nafaka anlamına gelmez; TMK m. 176/3'teki kalkma sebepleriyle dengelenir. Kural, yoksul eşin korunması için sosyal devlet gereğidir.
Karşı oy yazısında Üye Hicabi Dursun, nafakanın süresizliğinin hakkaniyete, nesafete ve sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu savunmuştur. Boşanma sonrası ömür boyu yükümlülüğün adalet duygusunu zedelediğini, nafaka alacaklısının özel hayatına müdahaleye, çalışmamaya teşvike ve ikinci evliliği engellemeye yol açabileceğini belirtmiştir. Yoksulluğun küresel bir sorun olduğu, devletin sosyal politika araçlarıyla (Avrupa Sosyal Şartı m. 30) mücadele etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Karşı oy, kültürel yardımseverlik ve aile dayanışmasının yoksulluk yükünü eski eşe ömür boyu yüklemenin hakkaniyete aykırı olduğunu ifade etmiştir.
Doktrinde, nafakanın süresizliğinin evlilik süresi, tarafların yaşı, çalışma gücü gibi unsurlar dikkate alınmadan uygulanmasının eleştirildiği görülmektedir. Meclis Araştırma Komisyonu raporları (2016) da süre sınırı getirilmesini önermektedir. Taleple bağlılık ilkesi (HMK m. 26) gereğince, nafaka talebi süreyle sınırlandırılırsa hakim buna bağlıdır. Öğretide, süresiz talep edilmiş olsa dahi hakimin takdir yetkisiyle süreli nafakaya hükmedebileceği savunulmaktadır (TMK m. 175 "isteyebilir" ifadesi).
Avukatlar için bu konu, nafaka davalarında strateji belirlemede kritik önem taşır. Müvekkillere, nafakanın kalkma sebepleri, toptan ödeme seçenekleri ve mali durum değişikliklerinde dava açma hakkı detaylı anlatılmalıdır. AYM kararının on yıllık yasağı (Anayasa m. 152/4) dikkate alındığında, yeni başvurular mümkündür. Uygulamada toplu nafaka kararlarının artması, yasal değişikliğe zemin hazırlamaktadır.
Sonuç olarak, yoksulluk nafakasının süresizliği sosyal devlet ilkesiyle açıklansa da, hakkaniyet, aile kurumunun korunması (Anayasa m. 41) ve bireysel özgürlükler açısından eleştirilmektedir. Avukatlar, dava dilekçelerinde kusur, ekonomik durum, evlilik süresi gibi unsurları bütüncül sunmalı, Yargıtay ve AYM içtihatlarını referans almalıdır. Gelecekteki reformlar, nafakanın makul süreyle sınırlandırılması veya boşanma tazminatı gibi alternatif modeller içerebilir. Bu analiz, aile hukuku pratiğinde dengeli ve hakkaniyetli çözümler üretmeye katkı sunmaktadır. (Yaklaşık 780 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.