Şikayet Hakkı Ne Zaman İftira Suçuna Dönüşür? – TCK 267. Madde ve Yargıtay Kararları Işığında Kapsamlı Değerlendirme
Lawantra
20.06.2026
Şikayet hakkı, Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetinin en önemli tezahürlerinden biridir. Ancak bu hakkın kötüye kullanılması, Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunu oluşturabilmektedir. Bu makale, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için iftira suçunun maddi ve manevi unsurlarını, ihbar ve şikayet yoluyla gerçekleşme biçimlerini, Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024-2025 döneminde vermiş olduğu önemli kararları ve savunma hakkının sınırlarını detaylı biçimde analiz etmektedir.
İftira suçu, adliyeye karşı suçlar arasında yer almakta olup korunan hukuki değer hem bireyin şeref, haysiyet ve masumiyet karinesini hem de adli ve idari makamların gerçeğe dayalı işlem yapmasını kapsamaktadır. TCK m.267’ye göre suç, bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili, o kişi hakkında soruşturma, kovuşturma başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla isnat etmesiyle oluşur. İsnadın ihbar, şikayet veya basın yoluyla yapılması gerekmektedir. Suç tehlike suçu niteliğindedir; isnat üzerine soruşturma açılması veya yaptırım uygulanması tamamlayıcı unsur değildir.
“Hukuka aykırı fiil” kavramı geniş yorumlanmaktadır. Bu kapsamda sadece suç teşkil eden fiiller değil, disiplin suçu, idari para cezası gerektiren fiiller, meslekten çıkarma veya ruhsat iptali sonucunu doğurabilecek davranışlar da dahildir. Yargıtay kararlarında, isnadın belirli veya belirlenebilir bir kişiye yönelmesi, somut bir fiilin yüklenmesi ve soruşturma veya idari yaptırım sürecini başlatmaya elverişli olması aranmaktadır. Soyut ifadeler, genel şikayetler veya ağır eleştiriler iftira suçunu oluşturmamaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 27.10.2025 tarih ve 2025/1956 E., 2025/8071 K. sayılı kararı, imam hatip hakkında cami bahçesindeki ağaçları izinsiz kesme ve demirbaş kaydetmeme iddialarıyla yapılan şikayetin disiplin soruşturmasına konu olduğunu, ancak idare mahkemesince iptal edildiğini, dosyada yanlış disiplin evrakı kullanıldığını tespit etmiş ve soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini belirterek kanun yararına bozma kararı vermiştir. Bu karar, idari soruşturma dosyalarının iftira davalarında delil olarak titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
16.10.2024 tarih ve 2024/19973 E., 2024/7737 K. sayılı kararda ise sanığın, oğluna okul değiştirme yaptırımı uygulayan kaymakam hakkında BİMER üzerinden “terör örgütü mensubu” ve “görevini kötüye kullanma” iddialarında bulunduğu olay incelenmiştir. Sanığın kızgınlıkla hareket ettiğini beyan etmesi, isnadın iftira kastıyla yapıldığını göstermiş ve mahkumiyet hükmü onanmıştır. Bu karar, husumet nedeniyle yapılan başvuruların hak arama hürriyeti sınırlarını aştığını net biçimde ortaya koymaktadır.
22.05.2024 tarih ve 2022/1860 E., 2024/4419 K. sayılı kararda “pedofili” ima eden ifadelerin somut fiil isnadı niteliğinde olduğu kabul edilmiş, kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın reddi kanun yararına bozulmuştur. 30.04.2024 tarihli karar ise motosiklet satışından kaynaklanan uyuşmazlıkta “hırsızlık” ihbarının, plaka üzerinden mağdurun belirlenebilir olması nedeniyle iftira suçu oluşturduğuna hükmetmiştir.
21.04.2025 tarihli kararda ise köy kahvehanesinde sigara, kumar, tehdit ve esrar iddialarının ayrı ayrı iftira suçları oluşturduğu, her mağdur için ayrı mahkumiyet kurulması gerektiği belirtilmiştir.
İhbar ve şikayet yoluyla işlenişte, ihbarın zarar görme şartı aranmazken şikayette zarar görenin bizzat başvurması esastır. Ancak iftira suçunda her ikisi de isnat aracı olarak kullanılabilmektedir. Yargıtay 17.10.2024 tarihli kararında, kardeş arasında husumet nedeniyle CİMER üzerinden “sınav sorularını temin ederek polis olma” ihbarının iftira suçu oluşturduğuna hükmedilmiştir. Benzer şekilde 22.05.2024 tarihli başka bir kararda terör örgütü üyeliği ihbarı nedeniyle mahkumiyet onanmıştır.
Failin “işlemediğini bildiği” hususu subjektif unsurdur. Failin olay anındaki bilgi düzeyi, delillere erişimi, taraflar arası ilişki ve isnat amacı somut olaya göre değerlendirilmelidir. Savunma hakkının sınırlarını aşan isnatlar, özellikle tekrarlanan veya sistematik hale gelen başvurular iftira suçuna dönüşebilmektedir.
Avukatlar açısından bu konu, müvekkil danışmanlığında büyük önem taşımaktadır. Müvekkillere şikayet dilekçesi hazırlanırken isnadın somut, delile dayalı ve iyi niyetli olması gerektiği vurgulanmalıdır. Aksi takdirde hem müvekkil hem de avukatın TCK m.267 kapsamında sorumluluğu gündeme gelebilir. Özellikle BİMER, CİMER ve idari başvuru yollarının kullanımında hukuki risk analizi yapılması, olası iftira soruşturmalarına karşı savunma stratejisi geliştirilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, şikayet hakkı ile iftira suçu arasındaki sınır, isnadın somutluğu, failin bilgi düzeyi ve amacının hukuka uygunluğu ile çizilmektedir. Yargıtay’ın güncel kararları, bu sınırın giderek daha net biçimde belirlendiğini göstermektedir. Hukuk profesyonelleri, bu kararları yakından takip ederek müvekkillerinin hak arama hürriyetini korurken aynı zamanda iftira riskini minimize etmelidir.
(Yaklaşık 1050 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Miras Sebebiyle İstihkak Davası: TMK 637-639 Maddeleri Çerçevesinde Kapsamlı İnceleme
Türk Medeni Kanunu'nun 637 ila 639. maddeleri arasında düzenlenen miras sebebiyle istihkak davasının şartları, tarafları, zamanaşımı süreleri ve ispat yükü avukatlar için detaylı olarak ele alınmıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/12241 E., 2016/3097 K. sayılı Kararı: Kooperatif Üyeliği ve Adi İstihkak Davası
Yargıtay, miras bırakanın kooperatif üyeliğinden doğan hakların mirasçılara intikalinde eksik inceleme nedeniyle bozma kararı vermiştir. Karar, miras sebebiyle istihkak ile adi istihkak davası ayrımının önemini vurgulamaktadır.