Şikayet Hakkı Ne Zaman İftira Suçuna Dönüşür? – II: Yargıtay Kararları Işığında Sınırlar ve Mesleki Değerlendirme
Lawantra
23.06.2026
Anayasa’nın 36. ve 74. maddelerinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti, savunma hakkı ve dilekçe hakkı, hukuk devletinin temel unsurlarındandır. Ancak bu hakların kötüye kullanılması, Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde düzenlenen iftira suçuna yol açabilmektedir. Bu ikinci yazımızda, şikayet hakkının iftira suçuna dönüştüğü sınırları, Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2023-2026 yılları arasında verdiği önemli kararlar ışığında ele alacağız. Analiz, avukatların ceza hukuku pratiğinde müvekkillerine vereceği hukuki danışmanlık açısından kritik öneme sahiptir.
Hak arama hürriyeti, kişinin elindeki bilgi ve bulgulara dayanarak yetkili makamlara başvurmasını kapsar. İddianın doğruluğu, başvuru sonrası yapılacak inceleme ile belirlenir. Yargıtay, iftira suçunun oluşumu için failin, mağdurun isnat edilen fiili işlemediğini bildiği halde soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla hareket etmesini aramaktadır. Başvuru sahibinin hukuki nitelendirmede yanılması veya iddianın doğrulanamaması tek başına iftira suçunu oluşturmaz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 03.12.2025 tarihli, 2023/4907 E., 2025/9883 K. sayılı kararı, önceden husumet bulunan kişiler hakkında silahlı saldırı ve uyuşturucu kaçakçılığı iddialarıyla yapılan ihbarın iftira suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Kararda, sanığın isnat ettiği fiilleri bilerek gerçeğe aykırı biçimde ileri sürdüğü, anayasal şikayet hakkının sınırlarını aştığı belirtilerek mahkumiyet onanmıştır. Benzer şekilde, 08.10.2025 tarihli, 2024/19218 E., 2025/7492 K. sayılı kararında, kardeşine karşı sahte evrak ve haksız kredi iddiasıyla şikayette bulunan sanığın, taraflar arasındaki husumet ve dosya içeriği birlikte değerlendirilerek iftira kastının varlığı kabul edilmiştir.
Dairesi’nin 09.10.2024 tarihli, 2023/635 E., 2024/7513 K. sayılı kararı, boşanma sürecindeki eşinin kardeşi olan polis memuru hakkında terör örgütü üyeliği iddiasıyla yapılan ihbarı incelemiştir. İsnadın somut delilden yoksun olduğu, husumet ve mesaj içerikleriyle birlikte değerlendirildiğinde iftira suçundan kamu davası açılması gerektiği sonucuna varılmıştır. 25.01.2024 tarihli, 2023/1363 E., 2024/792 K. sayılı karar ise zabıta memurlarına rüşvet isnadı olayında, sanığın parayı kendisinin bıraktığına dair delil uydurmadığını, iddiasını ispatlayamamasının tek başına iftira için yeterli olmadığını belirterek beraat hükmünü onamıştır. Bu karar, isnat kastının somut delillerle ispatlanması gerektiğinin altını çizmektedir.
Savunma hakkı bağlamında, kişinin hakkındaki suçlamadan kurtulmak için üçüncü kişiye bilerek gerçeğe aykırı isnatta bulunması iftira suçuna dönüşebilir. Yargıtay, isnadın savunma konusuyla bağlantısını ve soruşturma başlatmaya elverişliliğini esas almaktadır.
Failin bilgisi ve isnat amacı, suçun subjektif unsurlarının belirleneceği en kritik alandır. Başvuruda somut olayların aktarılması hak arama kapsamındayken, bilinçli saklama, delil çarpıtma veya husumet nedeniyle isnat, iftira suçunu doğurur. Daire’nin 02.02.2026 tarihli, 2023/5150 E., 2026/1116 K. sayılı kararı, karakolda darp ve hakaret iddiasının tanık beyanları ve sağlık raporlarıyla çelişmesi üzerine iftira mahkumiyetini onamıştır. 23.06.2025 tarihli, 2024/22294 E., 2025/5149 K. sayılı kararında ise infaz kurumunda darp iddiasının kamera ve raporlarla çürütülmesi, zincirleme iftira suçuna yol açmıştır.
09.09.2024 tarihli, 2024/244 E., 2024/6373 K. sayılı karar, avukatlar ile sanık arasındaki geçmiş davalardan kaynaklanan husumet nedeniyle FETÖ/PDY üyeliği isnadını ele almıştır. Sanığın, 11 hakim ve savcıdan 7’sinin örgüt mensubu olduğu iddiasıyla katılan avukatları da örgüt üyesi göstermek suretiyle birden fazla kişiye karşı zincirleme iftira suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyet onanmıştır. Bu karar, özellikle avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alınması durumunda iftira suçunun nasıl şekillendiğini göstermesi açısından öğreticidir.
Görev alanında bulunan kamu görevlileri veya meslek mensupları için “işlemediğini bilme” unsuru daha sıkı değerlendirilir. Görevleri gereği mevzuatı bilen kişilerin, maddi vakıaları çarpıtması iftira kastını güçlendirir.
Sonuç olarak, ihbar veya şikayet üzerine isnadın doğrulanmaması, failin isnat anındaki bilgisi ve amacı ile birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay kararları, taraflar arasındaki ilişki, somut deliller, husumet durumu ve isnadın niteliğinin bütüncül biçimde incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Avukatlar, müvekkillerine şikayette bulunmadan önce isnadın somut delillere dayanması, gerçeğe aykırılığın bilinmemesi ve amacın yalnızca hak aramak olduğunu titizlikle açıklamalıdır. Aksi halde, iyi niyetli bir şikayetin iftira suçuna dönüşmesiyle karşı karşıya kalınabilir. Bu ince çizginin korunması, hem hak arama özgürlüğünü hem de kişilerin hukuki güvenliğini temin edecektir. Uygulamada delillerin toplanması, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve dosya bütünlüğünün avukatlar tarafından stratejik olarak yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. (Toplam kelime sayısı: 1050)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/5150 E., 2026/1116 K. sayılı Kararı: Karakolda Darp ve Hakaret İddiasının İftira Suçu Olarak Değerlendirilmesi
Yargıtay, karakolda ifadesi alınırken darp ve hakaret gördüğünü iddia eden sanığın, tanık beyanları ve sağlık raporlarıyla çelişen şikayetinin iftira suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Karar, isnat kastının belirlenmesinde tanık ve rapor delillerinin önemini vurgulamaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/22294 E., 2025/5149 K. sayılı Kararı: İnfaz Kurumunda Darp İddiası ve İftira Suçu
Yargıtay, infaz kurumunda kavga olayına karışmadığı halde memurlara darp isnadında bulunan hükümlü sanığın eylemini zincirleme iftira suçu olarak nitelendirmiş ve mahkumiyet hükmünü onamıştır. Karar, kamera görüntüleri ve raporların isnat kastının belirlenmesindeki rolünü vurgulamaktadır.