Osmangazi, Çanakkale ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri Geçiş Ücretlerindeki Artış: Avukatlar İçin Maliyet ve Sözleşme Etkileri
Lawantra
02.07.2026
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Resmi Gazete’de yayımlanan tarifesine göre, 2026 yılı itibarıyla Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü geçiş ücretlerinde önemli artışlar yapıldı. Bu düzenleme, özellikle ticari taşımacılık yapan şirketler, lojistik firmaları ve filo yönetimi ile uğraşan avukatların yakından takip etmesi gereken bir konudur.
Osmangazi Köprüsü ve 1915 Çanakkale Köprüsü Ücretlerindeki Artış
Her iki köprüde de 1. sınıf araçlar (otomobil, kamyonet) için geçiş ücreti 995 TL’den 1.170 TL’ye yükseltildi. Bu, yaklaşık %17,6 oranında bir artış anlamına gelmektedir. 2. sınıf araçlar (otobüs, kamyon) için Osmangazi Köprüsü’nde 1.590 TL’den 1.870 TL’ye, Çanakkale Köprüsü’nde ise 1.245 TL’den 1.465 TL’ye çıkarıldı. En dikkat çekici artış 5. sınıf araçlarda (tır, çekici) görüldü. 1915 Çanakkale Köprüsü’nde bu sınıf için ücret 3.755 TL’den 5.560 TL’ye yükselirken, Osmangazi Köprüsü’nde 3.165 TL’den 3.720 TL’ye çıktı. Motosiklet (6. sınıf) geçiş ücretleri de Osmangazi’de 695 TL’den 820 TL’ye, Çanakkale’de ise 250 TL’den 295 TL’ye yükseltildi.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü Ücretlerindeki Değişim
Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde artışlar daha ılımlı kaldı. 1. sınıf araçlar için ücret 95 TL’den 110 TL’ye, 2. sınıf için 125 TL’den 145 TL’ye, 3. sınıf için 235 TL’den 270 TL’ye, 4. sınıf için 595 TL’den 690 TL’ye, 5. sınıf için 740 TL’den 860 TL’ye ve motosikletler için 65 TL’den 75 TL’ye çıkarıldı. Bu köprüde en yüksek artış oranı %16 civarında gerçekleşti.
Hukuki Boyut ve Avukatlara Yönelik Mesleki Değerlendirme
Bu ücret artışları, özellikle uzun vadeli taşıma sözleşmeleri, filo kiralama anlaşmaları ve lojistik hizmet sözleşmelerinde revizyon ihtiyacını doğurmaktadır. Avukatlar, müvekkillerine şu hususlarda danışmanlık vermelidir:
-
Sözleşme Revizyonu: Mevcut taşıma sözleşmelerinde “yakıt, vergi ve geçiş ücreti artışlarına bağlı fiyat revizyonu” klozlarının yeterliliği incelenmelidir. Artış oranları öngörülemez hale geldiğinde, Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesindeki “aşırı ifa güçlüğü” (beklenmeyen hal) hükümlerinin uygulanabilirliği değerlendirilmelidir.
-
Tüketici ve Ticari Alacaklar: Ticari araç sahiplerinin, taşıma bedellerini yeniden belirlerken KDV, ÖTV ve geçiş ücretlerindeki artışları yansıtma hakkı bulunmaktadır. Bu süreçte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 365 ve devamı maddeleri ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili hükümleri önem kazanmaktadır.
-
Vergi ve Muhasebe Boyutu: Artan geçiş ücretleri, işletmelerin gider kalemlerini doğrudan etkileyecektir. Kurumlar Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Kanunu açısından bu giderlerin belgelendirilmesi ve indirim konusu yapılması konusunda titiz olunmalıdır.
-
İdari Yaptırımlar ve İtiraz Hakkı: Ücret tarifelerinin hukuka uygunluğu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yetki sınırları ve Rekabet Kanunu açısından incelenebilir. Özellikle aynı güzergâhta alternatif yol bulunmaması durumunda “tekelci konumun kötüye kullanılması” iddiaları gündeme gelebilir.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
Avukatlar, müvekkillerine geçiş ücretlerindeki bu artışın lojistik maliyetlerini ortalama %15-25 oranında yükselteceğini bildirmelidir. Özellikle uluslararası taşımacılık yapan firmalar için bu artış, rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, yeni sözleşmelerde “geçiş ücreti endeksli fiyat” maddelerinin yer alması, eskalasyon formüllerinin net bir şekilde tanımlanması önem arz etmektedir.
Ayrıca, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu kapsamında köprü geçişlerinde uygulanan idari para cezaları da göz önünde bulundurulmalıdır. Yanlış sınıf beyanında bulunan araçlara kesilen cezalar, idari yargıda iptal davası konusu olabilmektedir.
Sonuç olarak, köprü geçiş ücretlerindeki bu güncelleme, hem ticari hayatta hem de hukuki danışmanlık süreçlerinde proaktif bir yaklaşım gerektirmektedir. Avukatların, müvekkillerinin sözleşmelerini gözden geçirmeleri, risk analizi yapmaları ve gerekli yasal adımları zamanında atmaları, olası uyuşmazlıkların önüne geçecektir.
Bu gelişme, özellikle kira sözleşmelerinde “masraf paylaşımı”, taşımacılık sözleşmelerinde “maliyet artışı” ve sigorta poliçelerinde “ek prim” düzenlemelerini de tetikleyebilir. Hukuk profesyonelleri, müvekkillerine bu artışların domino etkisi yaratabileceğini ve çok yönlü hukuki strateji geliştirilmesi gerektiğini hatırlatmalıdır.
Konu, aynı zamanda kamu-özel sektör iş birliği modeliyle işletilen yap-işlet-devret projelerinin finansal sürdürülebilirliği açısından da önemlidir. Ücret artışlarının, sözleşmelerdeki “garanti geçiş” hükümleriyle bağlantısı, kamu hukuku ve idare hukuku uzmanları tarafından da yakından izlenmelidir.
(Toplam kelime sayısı: 852)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2025/3048 Sayılı Kararı: İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Başvuru Zamanı
Yargıtay, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun, dava açma süresi başladıktan sonra yapılması gerektiğine dair önemli bir içtihat oluşturdu. Bu karar, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı gidererek uygulamada birlik sağladı.
Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2026/1095 Sayılı İlke Kararı: Kaza Mağdurlarının Kişisel Verilerinin İşlenmesi
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, kaza mağdurlarının kişisel verilerinin hukuka aykırı işlenmesine ilişkin önemli bir İlke Kararı yayınladı. 20.05.2026 tarihli ve 2026/1095 sayılı karar, hasar danışmanlığı şirketleri, sigorta eksperleri ve avukatların uyması gereken sınırları netleştirmektedir.