Nafaka Hükümlerine Uymama Suçunda İcra Emrinin Vekile Tebliğinin Zorunluluğu ve Tazyik Hapsi Kararının Kanun Yararına Bozulması
Lawantra
14.06.2026
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2025/4488 Esas, 2025/5031 Karar sayılı ilamı, icra ve iflas hukukunun önemli bir kesitini oluşturan nafaka alacaklarının tahsili sürecinde usul kurallarının titizlikle uygulanması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Karar, özellikle nafaka hükümlerine uymama suçunun unsurlarının oluşumu bakımından icra emrinin tebliğ usulüne ilişkin emredici nitelikteki kuralları detaylı biçimde ele almaktadır.
Somut olayda, Mudanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/138 Esas sayılı dosyasında boşanma davası devam ederken 09.05.2022 tarihli ara kararıyla toplam 90.000 TL tedbir nafakasına hükmedilmiştir. Bu ara karar üzerine Mudanya İcra Müdürlüğü’nün 2022/1832 Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Borçlu sanığın Ocak, Şubat ve Mart 2023 aylarına ilişkin nafaka ödemelerini yapmaması üzerine alacaklı vekili 28.04.2023 tarihinde şikayette bulunmuştur. Mudanya İcra Ceza Mahkemesi 06.10.2023 tarihinde sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılmasına karar vermiştir. Bu karara yapılan itiraz, Mudanya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 09.11.2023 tarih ve 2023/143 değişik iş sayılı kararla reddedilmiştir.
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma talebi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla 12. Ceza Dairesi’ne intikal etmiştir. Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.04.2005 tarih ve 2005/17-7 Esas, 2005/37 Karar sayılı emsal kararında ortaya konulan ilkeleri merkeze alarak incelemesini yürütmüştür. Bu emsal karara göre, nafaka hükmüne uymama suçunun oluşabilmesi için şu unsurların bir arada bulunması zorunludur:
- Nafaka ödemesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması,
- Aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanması ve icra emrinin borçlu veya vekiline usulüne uygun tebliğ edilmiş olması,
- Borçlunun ilamda yazılı ödeme koşullarına uymaması,
- İcra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması,
- Borçlu tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması için açılmış bir davanın bulunmaması veya bu davanın sonuçlanmış olması,
- Şikayet hakkının suçun öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve her halde işlenmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılması.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, ayrıca iki önemli emsal karara atıf yapmıştır. Bunlardan ilki, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 27.11.2013 tarih ve 2013/27562 Esas, 2013/37619 Karar sayılı ilamıdır. Bu kararda, boşanma davası sırasında verilen tedbir nafakası ara kararının davalı vekili huzurunda verildiği, HMK md. 73 ve 74 uyarınca vekile tebligat yapılmasının zorunlu olduğu, vekaletnamede özel yetki aranmayacağı ve vekilin azil veya istifası söz konusu olmadıkça tebligatın vekile yapılması gerektiği vurgulanmıştır. İkinci emsal ise Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2016 tarih ve 2016/7148 Esas, 2016/9420 Karar sayılı ilamıdır. Bu kararda da, icra-iflas suçlarında cezaların şahsiliği ilkesi gereğince borçlu asilin cezai sorumluluğu için icra emrinin asile tebliğinin zorunlu olduğu, ancak vekille temsil edilen dosyalarda vekile tebligat yapılmasının da zorunluluk arz ettiği, asile tebligatın vekile tebligat zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı açıkça ifade edilmiştir.
Somut olayda, ödeme emri borçlu sanığa 03.12.2022 tarihinde, icra emri ise borçlu vekiline 25.07.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Alacaklının şikayeti ise 28.04.2023 tarihinde yapılmıştır. Yani şikayet tarihi itibarıyla icra emrinin vekile tebliği henüz gerçekleşmemiştir. Yargıtay, nafaka hükümlerine uymama suçunun unsurlarının oluşması için icra emrinin usulüne uygun tebliğinin şart olduğunu, asile yapılan tebligatın vekile tebligat zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını belirterek, Mahkemece itirazın bu yönden kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğuna hükmetmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna gidilmiş ve Mudanya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararı CMK md. 309/4-d uyarınca bozulmuştur. Bozma neticesinde sanık hakkında tazyik hapsi kaldırılmış, nafaka hükümlerine uymama suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle CMK md. 223/2-a uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak hesaplanan 5.600 TL vekalet ücretinin şikayetçiden tahsiline, yargılama giderinin müşteki üzerinde bırakılmasına hükmedilmiştir.
Bu karar, avukatlar ve icra hukuku uygulayıcıları açısından son derece öğreticidir. Nafaka dosyalarında, özellikle tedbir nafakası ara kararlarına dayalı icra takiplerinde tebligat usulünün titizlikle takip edilmesi gerektiğini, vekille temsil edilen dosyalarda icra emrinin mutlaka vekile tebliğinin aranacağını ve tebligatın usulüne uygun yapılmadığı durumlarda tazyik hapsi cezasının uygulanamayacağını net biçimde ortaya koymaktadır. Karar aynı zamanda kanun yararına bozma mekanizmasının, usul kurallarına aykırılıkların giderilmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması bakımından taşıdığı kritik rolü de vurgulamaktadır.
Uygulamada, nafaka alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerinde, alacaklı vekillerinin tebligat aşamasında vekaletname suretini icra dosyasına sunmalarının, olası usulsüz tebligat itirazlarını önlemek açısından faydalı olacağı açıktır. Benzer şekilde borçlu vekilleri de, müvekkilleri aleyhine başlatılan nafaka icra takiplerinde tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığını titizlikle incelemeli, usulsüz tebligat iddiasını gecikmeksizin ileri sürmelidir. Yargıtay’ın bu kararı, ceza ve icra hukuku kesişiminde yer alan nafaka suçlarında savunma hakkının etkin kullanımına önemli bir katkı sunmaktadır.
Sonuç olarak, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin anılan kararı, nafaka hükümlerine uymama suçunun oluşumunda aranacak usul şartlarını netleştirmiş, özellikle vekile tebligat zorunluluğunun altını çizmiş ve usulsüz tebligat nedeniyle oluşan tazyik hapsi kararının kanun yararına bozulması gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu içtihat, benzer uyuşmazlıklarla karşılaşacak meslektaşlarımız için önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Hukuk Dilinde "Derkenar" Kavramı: Tarihsel, Hukuki ve Mesleki Boyutları
Osmanlı bürokrasisinden günümüz dijital yargı sistemine derkenar kavramının evrimi, hukukçulara sunduğu mesleki dersler ve ayrıntıların önemine dair derinlemesine analiz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2025 Yılı Boşanma Kararları: Kusur Tayini, Nafaka ve Tazminat Uygulamaları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin dört ayrı boşanma davasında kusur belirlemesi, tazminat miktarları, istinaf-temyiz sınırları ve iştirak nafakası hakkaniyeti üzerine verdiği emsal kararların detaylı incelemesi.