Miras Sebebiyle İstihkak Davası: TMK 637-639 Maddeleri Çerçevesinde Kapsamlı İnceleme
Lawantra
20.06.2026
Miras hukuku, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ikinci kitabında ayrıntılı şekilde düzenlenmiş olup, mirasçıların haklarını koruyan en önemli dava türlerinden biri miras sebebiyle istihkak davasıdır. TMK m. 637-639 arasında yer alan bu düzenleme, tereke mallarının haksız olarak üçüncü kişiler veya diğer mirasçılar tarafından tutulması halinde kanuni veya atanmış mirasçılara önemli bir hukuki koruma sağlamaktadır. Bu yazıda, Yargıtay içtihatları ışığında konunun avukatlık pratiği açısından detaylı analizi yapılacaktır.
TMK m. 637/1'e göre, kanuni veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. Düzenlemenin temel unsuru "mirasçılıktaki üstün hak" iddiasıdır. Eğer davacı bu iddiada bulunmuyorsa, açılan dava TMK m. 683'te düzenlenen adi istihkak davası olarak nitelendirilmelidir. Yargıtay içtihatları bu ayrımın yapılmasının zorunlu olduğunu vurgulamaktadır.
Dava, ayni nitelikte bir eda davasıdır. Amaç, mülkiyet hakkına dayanarak malikin dolaysız zilyetliğe kavuşmasıdır. Dava sonucunda taşınmazlarda tapu iptal ve tescil, taşınırarda zilyetliğin iadesi, alacaklarda temlik gibi kararlar verilebilmektedir. Miras sebebiyle istihkak davası külli bir dava olup, mirasçı tereke mallarını tek tek veya tamamını talep edebilir. Ancak zilyetliği için özel bir nedene (kira, ariyet, vefaen satış vb.) dayanan ve bunu ispat eden kişilere karşı bu dava açılamaz.
Zamanaşımı süreleri TMK m. 639'da düzenlenmiştir. İyiniyetli davalılara karşı dava, davacının mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde ve her halde miras bırakanın ölümünden veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. Kötüniyetli davalılara karşı ise 20 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. İyiniyetli davalının kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap iddiasında bulunamayacağı TMK m. 638/2'de açıkça hükme bağlanmıştır.
İspat yükü, TMK m. 6 gereği genel kural olarak davacıdadır. Davacı, mirasçılık sıfatını, üstün hakkını, dava konusu malların terekeye ait olduğunu ve davalının haksız zilyetliğini ispat etmek zorundadır. Davalı ise üstün hakkını, zamanaşımı itirazını veya özel bir nedene dayalı zilyetliğini ispatlayabilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/1070 E., 2018/15646 K. sayılı kararı, miras sebebiyle istihkak davası ile tenkis davasının ilişkisine dikkat çekmektedir. Benzer şekilde Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/615 E., 2018/5557 K. sayılı ilamı, mirasçılık sıfatına itiraz bulunmayan hallerde adi istihkak davasının uygulanacağını vurgulamıştır.
Davanın tarafları bakımından davacı, kanuni veya atanmış mirasçı olmalıdır. Vasiyet alacaklısı, miras payı devralan üçüncü kişiler veya resmî miras idarecileri bu davayı açamaz. Birden fazla mirasçı varsa, miras ortaklığı devam ettiği sürece elbirliği ilkesi gereği dava mecburi dava arkadaşlığı şeklinde birlikte açılmalıdır. Davalı ise tereke malını elinde bulunduran, mirasçılıktan doğan üstün hakkı ileri süremeyen her üçüncü kişi olabilir.
Görevli mahkeme, dava konusunun değerine bakılmaksızın Asliye Hukuk Mahkemesi'dir (HMK m. 2/1). Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 576). Bu yetki kuralı kesin yetki niteliğinde olup, mahkemece re'sen dikkate alınır. Taraflar yetki sözleşmesi yapamazlar.
Uygulamada miras sebebiyle istihkak davaları, özellikle tapu iptal-tescil, alacakların tespiti ve taşınır malların iadesi taleplerinde yoğunlaşmaktadır. Avukatların bu davaları hazırlarken mirasçılık belgesini, tapu kayıtlarını, banka hareketlerini ve tanık delillerini eksiksiz toplaması büyük önem taşımaktadır. Yargıtay kararlarında sıkça vurgulandığı üzere, mirasçılık sıfatı ile üstün hak iddiasının dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi, davanın doğru nitelendirilmesi açısından kritik bir adımdır.
Miras sebebiyle istihkak davası, miras hukukunun temel taşlarından biri olarak mirasçıların mülkiyet hakkını korurken, aynı zamanda tereke mallarının hukuka uygun şekilde dağıtılmasını sağlamaktadır. Avukatlar ve hukuk profesyonelleri, bu davaların usul ve esasa ilişkin inceliklerini yakından takip ederek müvekkillerinin haklarını en etkili şekilde savunmalıdır. Yargıtay'ın konuyla ilgili içtihatları, uygulamada karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi bakımından vazgeçilmez bir kaynaktır.
Sonuç olarak, TMK m. 637-639 arasında düzenlenen miras sebebiyle istihkak davası, hem teorik hem pratik açıdan zengin bir hukuki kurumdur. Bu yazıda ele alınan unsurlar, avukatların dava stratejisi oluştururken dikkate alması gereken temel noktaları kapsamaktadır. Benzer uyuşmazlıklarda Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/14890 E. 2016/5928 K. ve 2015/12241 E. 2016/3097 K. sayılı kararları önemli referanslar sunmaktadır. (Toplam kelime sayısı: 912)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/12241 E., 2016/3097 K. sayılı Kararı: Kooperatif Üyeliği ve Adi İstihkak Davası
Yargıtay, miras bırakanın kooperatif üyeliğinden doğan hakların mirasçılara intikalinde eksik inceleme nedeniyle bozma kararı vermiştir. Karar, miras sebebiyle istihkak ile adi istihkak davası ayrımının önemini vurgulamaktadır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/14890 E., 2016/5928 K. sayılı Kararı: Miras Sebebiyle İstihkak Davasında İspat Yükü ve Bozma Kararı
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, murisin bankadan çektiği paranın davalıya verildiği iddiasında ispat yükünün yer değiştirmesini vurgulayarak yerel mahkeme kararını bozmuştur. Karar, miras sebebiyle istihkak davalarında delil değerlendirmesinin önemini ortaya koymaktadır.