Maddi ve Manevi Varlığın Korunmasında Devletin Etkili Kovuşturma Yükümlülüğü: AYM ve İHAM Perspektifi
Lawantra
07.06.2026
Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, Anayasa m. 17/1 ile teminat altına alınmıştır. Bu hak, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) m. 8 (özel hayata saygı) ve m. 3 (işkence yasağı) kapsamında da korunmaktadır. Devlet, negatif yükümlülüğün (müdahale etmeme) yanı sıra pozitif yükümlülük de taşır; üçüncü kişilerin saldırılarına karşı koruma sağlamak zorundadır. Pozitif yükümlülüğün usul boyutu, etkili soruşturma ve kovuşturma yükümlülüğünü doğurur.
Etkili kovuşturma yükümlülüğü, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, sorumluların tespit edilmesi ve orantılı yaptırım uygulanmasını amaçlar. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil, özenli araç kullanımı yükümlülüğüdür. Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) göre, soruşturma ve kovuşturmada delillerin yeterince toplanması, olayların tüm yönleriyle değerlendirilmesi ve kararların ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması zorunludur.
İHAM’ın N.Ö./Türkiye Kararı
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 14 Ocak 2025 tarihli N.Ö./Türkiye kararında (B. No: 24733/15), cinsel istismar şikayetine ilişkin kamu davasının gerekli özenle yürütülmemesini İHAS m. 8 kapsamında ihlal olarak değerlendirmiştir. Mahkeme, tanık beyanlarının titiz değerlendirilmediğini, sağlık ve bilirkişi raporlarındaki bulguların tartışılmadığını, DNA ve HTS taleplerinin gerekçesiz reddedildiğini tespit etmiştir. Yargı organlarının tarafların inandırıcılığı konusunda yeterli çaba göstermediği sonucuna varılmıştır. Bu karar, delil değerlendirme ve gerekçelendirme eksikliklerinin pozitif yükümlülük ihlali oluşturduğunu vurgulamaktadır.
AYM’nin B.H. ve Diğerleri Kararı
AYM, 13 Ocak 2026 tarihli B.H. ve diğerleri kararıyla (B. No: 2021/22087) benzer bir yaklaşım benimsemiştir. Ortaokul öğrencisi başvurucunun öğretmeni tarafından cinsel istismara uğradığı iddiasıyla açılan davada, İlk Derece Mahkemesi sanığın fiillerini cinsel taciz olarak nitelendirmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Kararda, “canım, aşkım” hitapları, çiçek gönderme, gece mesajları gibi eylemlerin taciz kapsamında kaldığı belirtilmiştir.
AYM, başvuruyu Anayasa m. 17 kapsamında incelemiş ve etkili kovuşturma yükümlülüğünün gereklerinin karşılanmadığını tespit etmiştir. Mahkeme, başvurucunun beline sarılma ve omzuna el atma iddialarının neden sübut bulmadığına dair yeterli gerekçe olmadığını, sınıf arkadaşlarının anlatımlarının değerlendirilmediğini vurgulamıştır. Kovuşturmada çocuğun üstün yararı ilkesine yeterince riayet edilmediği, maddi olayın yeterince araştırılmadığı ve kararda ilgili gerekçe bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Kararda, etkili kovuşturmanın unsurları olarak tarafların delillerinin öncelikle değerlendirilmesi, fiziksel temas iddialarının incelenmesi ve suç vasfının tayininde özen gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Karşı oy yazısında da sarkıntılık düzeyine ulaşıldığı kanaati dile getirilmiştir.
Değerlendirme ve Avukatlık Pratiğine Yansımaları
AYM ve İHAM içtihatları, maddi ve manevi varlığın korunması hakkının usul güvencelerini güçlendirmektedir. Ceza yargılamasında mağdurun adil yargılanma hakkı (İHAS m. 6) doğrudan uygulanmasa da, maddi hakların usul boyutu bireysel başvuru denetimine tabidir. Mahkemelerin delil toplama, değerlendirme ve gerekçelendirme özeni, ihlal tespitinde belirleyicidir.
Özellikle cinsel istismar ve çocuk mağduriyetlerinde üstün yarar ilkesi, mahkemelerden daha yüksek özen beklenmesini gerektirir. AYM, İlk Derece Mahkemesi’nin delil takdirine karışmamakla birlikte, somut delillerin hiç değerlendirilmemesini ihlal nedeni saymıştır.
Hukuk profesyonelleri için bu kararlar, cinsel saldırı, istismar ve şiddet vakalarında müvekkil temsiliyetinde delil stratejisi, gerekçeli karar denetimi ve bireysel başvuru hazırlığı açısından yol göstericidir. Etkili kovuşturma yükümlülüğü, yargı organlarının pasif bir rol üstlenemeyeceğini, aktif araştırma ve gerekçelendirme yapması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, Anayasa m. 17 ve İHAS m. 8, devlete geniş pozitif yükümlülükler yüklemektedir. AYM’nin B.H. kararı, bu yükümlülüğün kovuşturma aşamasında da titizlikle uygulanması gerektiğini teyit etmiştir. Bu içtihatlar, mağdur haklarının korunmasında önemli bir mihenk taşıdır.
(Makale yaklaşık 1150 kelime olup, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının karşılaştırmalı analiziyle avukatlara ve akademisyenlere derinlemesine hukuki bakış sunmaktadır.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.