KVKK’dan Belediyelerin Turistik Tanıtım Amaçlı Canlı Yayınlarına İlişkin Önemli Duyuru: Kameralı Canlı Yayınlar Kişisel Veri İşleme midir?
Lawantra
24.06.2026
Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK Kurulu), belediyelerin turistik tanıtım amacıyla cadde, meydan, park ve sahil gibi kamusal alanlara kurduğu kameralarla yaptığı canlı yayınlara ilişkin önemli bir kamuoyu duyurusu yayımlamıştır. Ülke genelinde çok sayıda ihbar ve şikâyet üzerine yapılan incelemeler sonucunda, bu yayınların 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında hukuka aykırı kişisel veri işleme faaliyeti oluşturduğu tespit edilmiştir.
Duyurunun Dayandığı Tespitler
Belediyeler tarafından turistik tanıtım amacıyla konumlandırılan kameraların açıları nedeniyle gerçek kişilerin yüzlerinin net olarak göründüğü ve araç plakalarının okunabildiği belirlenmiştir. Görüntülerin internet üzerinden herkes tarafından anlık olarak izlenebilmesi, bu verilerin erişilebilir kılması nedeniyle KVKK kapsamında “kişisel veri işleme” faaliyeti olarak nitelendirilmiştir. Verilerin kaydedilmemesi dahi bu nitelendirmeyi değiştirmemektedir.
Kurul, belediyelerin veri sorumlusu sıfatıyla KVKK m.12 uyarınca kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini ve yetkisiz erişimi önlemek için gerekli teknik ve idari tedbirleri almak zorunda olduğunu hatırlatmıştır.
Hukuki Dayanak Değerlendirmesi
KVKK m.5/1 kural olarak kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmadan işlenemeyeceğini hükme bağlamıştır. m.5/2 ise belirli hallerde açık rıza aranmaksızın veri işlemenin mümkün olduğunu saymaktadır. Bunlar arasında kanunda açıkça öngörülme, fiili imkânsızlık, sözleşmenin ifası, hukuki yükümlülüğün yerine getirilmesi, alenileştirme, hakkın tesisi, korunması veya kullanılması ve veri sorumlusunun meşru menfaati için veri işlemenin zorunlu olması halleri yer almaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu m.14, belediyelere mahalli müşterek nitelikte kültür, sanat, turizm ve tanıtım hizmetleri yapma yetkisi vermektedir. Ancak bu yetki, kameralı canlı izleme ve internet üzerinden yayın yapma konusunda açık bir yasal dayanak veya zorunluluk içermemektedir. Bu yayınlar, kamusal alanların güvenliğini sağlamak amacıyla yapılan izlemeler kapsamında da değerlendirilemez.
Kurul, “veri sorumlusunun meşru menfaati” hukuki sebebine dayanıp dayanılamayacağını detaylı bir denge testiyle incelemiştir. Bu testte şu hususlar ön plana çıkmıştır:
- Kameraların meydan, yürüyüş yolları, oturma alanları ve kumsallar gibi kişilerin sosyalleştiği, dinlendiği alanlara yöneltilmesi halinde özel hayata saygı hakkına müdahale oluşturması,
- Görüntülerin internette sınırsız sayıda kişi tarafından erişilebilir olması nedeniyle üçüncü kişilerce kötü niyetli kullanım (hırsızlık, tehdit, şantaj) riski taşıması,
- Müdahalenin orantısız olması ve aynı amaca (turistik tanıtım) kişisel veri içermeyen fotoğraflar, drone çekimleri veya tanımlanmayacak şekilde çekim gibi alternatif yöntemlerle ulaşılabilmesi.
Sonuç olarak, turistik tanıtım amacıyla yapılan canlı yayınların ilgili kişilerin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla meşru menfaat için zorunlu olmadığı değerlendirilmiştir.
Kurulun Talimatları ve Yaptırım Riski
Kurul, belediyelerin mevcut canlı yayın faaliyetlerini ivedilikle durdurmasını ve kişisel veri içermeyecek alternatif yöntemlerle turistik tanıtım sağlamasını istemiştir. Gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veya Kurul kararlarına uymayan belediyeler hakkında KVKK m.18 uyarınca idari para cezası uygulanabilecektir.
Avukatlar ve Hukuk Profesyonelleri İçin Değerlendirme
Bu duyuru, kamusal alanlarda yapılan sürekli görsel izleme ve yayın faaliyetlerinin KVKK açısından sınırlarını netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Avukatlar, müvekkilleri adına açılacak KVKK başvurularında ve idari para cezası itirazlarında bu duyuruyu önemli bir referans olarak kullanabilecektir.
Özellikle “meşru menfaat” hukuki sebebinin uygulanmasında yapılması gereken somut denge testinin içeriği ve ölçülülük ilkesi bu duyuruyla somutlaştırılmıştır. Mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu alanlarda (oturma alanları, kumsallar, parklar) yapılan izlemelerin özel hayata saygı hakkını (Anayasa m.20, AİHS m.8) ihlal ettiği vurgusu, benzer uyuşmazlıklarda etkili bir argüman oluşturacaktır.
Hukuk profesyonelleri, belediyelerin veri sorumlusu sıfatıyla aldıkları tedbirlerin yeterliliğini, aydınlatma yükümlülüğünü ve veri minimizasyonu ilkesine uyumu titizlikle incelemelidir. Alternatif yöntemlerin varlığı halinde canlı yayınların hukuka aykırılığı iddiası daha da güçlenmektedir.
Duyuru, aynı zamanda diğer kamu kurumlarının (belediyeler dışındaki idareler) benzer turistik veya tanıtım amaçlı canlı yayınlarını da yakından ilgilendirmektedir. KVKK Kurulu’nun bu yaklaşımı, ilerleyen dönemde benzer konularda verilecek idari para cezaları ve Kurul kararları için emsal teşkil edecektir.
Sonuç olarak, belediyelerin turistik tanıtım amacıyla yaptığı kameralı canlı yayınlar KVKK m.5’te sayılan hiçbir hukuki sebebe dayanmamakta ve ölçülülük ilkesine aykırılık taşımaktadır. Bu nedenle faaliyetlerin derhal kişisel veri içermeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi zorunludur.
Okuma Süresi: 9 dakika
Etiketler: KVKK, Kişisel Veri, Canlı Yayın, Belediye, Turistik Tanıtım, Meşru Menfaat, Ölçülülük İlkesi, Özel Hayatın Gizliliği, Kameralı İzleme
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İş Sözleşmesinin Haksız Feshine Karşı İşe İade Davası: Şartları, Usulü ve Sonuçları
İş Kanunu kapsamında belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan ve iş güvencesinden yararlanan işçilerin, geçerli sebep olmaksızın işten çıkarılması halinde açabileceği işe iade davasının hukuki çerçevesi, arabuluculuk şartı, yargılama süreci ve olası sonuçları detaylı biçimde ele alınmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin 2023/1011 Başvuru Numaralı Kararı: FETÖ/PDY İlişkisi Nedeniyle Kamu Görevinden Çıkarma ve Özel Hayata Saygı Hakkı
Anayasa Mahkemesi, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan bir emniyet mensubunun bireysel başvurusunu incelemiş; özel hayata saygı hakkı ve masumiyet karinesi iddialarını değerlendirmiştir. Karar, OHAL döneminde alınan tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesi çerçevesinde ölçülülüğünü ele almakta ve kodlama verilerinin delil değeri üzerine önemli tespitler içermektedir.