Kira Tespit Davası: TBK 344 ve 345 Maddeleri Işığında Güncel Uygulama ve Yargıtay İçtihatları
Lawantra
10.06.2026
Kira tespit davaları, kiraya veren, malik veya kiracı tarafından açılabilen ve kira bedelinin emsal rayiçlere göre yeniden belirlenmesini amaçlayan önemli bir dava türüdür. Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesinin üçüncü fıkrası bu davanın yasal temelini oluşturmaktadır. Maddeye göre, taraflar arasında herhangi bir anlaşma olup olmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hakim tarafından tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.
Avukatlar açısından öncelikle dikkat edilmesi gereken husus, 1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla kira bedelinin tespiti davalarında arabuluculuğun dava şartı haline getirilmiş olmasıdır. Bu tarihten sonra açılacak davalarda, arabuluculuk görüşmelerinin tamamlanmadan dava açılması mümkün değildir. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde dava yoluna gidilebilir. Bu zorunluluk, dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağının eklenmesini zorunlu kılmakta, aksi halde dava usulden reddedilmektedir.
Kira tespit davası yalnızca konut ve çatılı işyeri kiralarında açılabilir. Taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesinin bulunması, sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren beş yılın geçmiş olması ve tarafların hukuki yarara sahip olması diğer zorunlu şartlardır. Beş yıllık sürenin dolmamış olduğu durumlarda açılan davalarda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda derhal ret kararı verilmeyip, yargılama sırasında beş yıllık sürenin dolup dolmadığı sorulmaktadır. Sürenin yargılama aşamasında dolması halinde davacıdan kira bedelinin tespitinin istenip istenmediği hususu açıkça sorulmalıdır.
Davanın açılma süresi, kararın hangi kira dönemini kapsayacağını doğrudan etkilemektedir. TBK m. 345’te düzenlenen süreler içinde dava açılması büyük önem taşımaktadır. Kira sözleşmesinde kira artışına ilişkin herhangi bir hüküm bulunması halinde, dava yeni kira döneminin başlangıcından itibaren geçerli olacak şekilde açılabilir. Yargıtay içtihatları, sözleşmede “kira bedeli her yıl arttırılır” gibi basit bir ifadenin dahi artış talebini mümkün kıldığını kabul etmektedir. Sözleşmede kira artış hükmü yoksa, yeni kira döneminin başlangıcından en geç 30 gün önce dava açılması veya aynı süre içinde yazılı bildirimde bulunulması ve tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu tarihler, kararın geçmişe etkili olup olmayacağını belirleyen kritik unsurlardır.
Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Önemli bir nokta, sözleşmenin tarafı olmayan malikin de kira tespit davası açabilmesidir. Yargıtay’ın yerleşik kararları bu hususu açıkça kabul etmekte ve malikin hukuki yararı bulunduğu sürece davacı olabileceğini belirtmektedir.
Dava dilekçesinde taşınmazın durumu, emsal kira bedelleri, tadilat masrafları ve özellikle eski kiracı indirimi (hakkaniyet indirimi) taleplerinin detaylı biçimde ortaya konulması zorunludur. Mahkemeler, eski kiracı bulunması halinde hakkaniyet indirimi uygulamakta, Yargıtay ise %5 gibi düşük indirimlerin yetersiz olduğunu, indirimin somut olaya göre daha yüksek oranda yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Kiracı tarafı, taşınmaza yaptığı masrafları ve iyileştirmeleri somut delillerle ispat etmek zorundadır.
Kira tespit davalarında ıslah yolu kapalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2792 E., 2021/267 K., 16.03.2021 tarihli kararı bu hususu netleştirmiştir. Karara göre, kira bedelinin tespiti talebi bir defada ve net olarak ileri sürülmeli, talep bölünemez ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulamayacağı gibi ıslah da mümkün değildir. Bu nitelik, dava dilekçesinin özenle hazırlanmasını zorunlu kılmaktadır.
Harç hesabı da avukatlar için kritik bir konudur. Harç, talep edilen kira bedeli ile mevcut kira bedeli arasındaki fark üzerinden hesaplanır. Yıllık veya aylık farkın talep edildiğinin dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerekir. Belirsizlik halinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2015/8228 E., 2016/3541 K., 02.05.2016 tarihli kararı uyarınca aylık kira farkı üzerinden harç alınmaktadır. Vekalet ücreti ise, aylık kira tespiti istenmiş olsa dahi, yıllık fark üzerinden hesaplanmaktadır.
Kira tespit kararları kesinleşmeden icraya konulamaz. Aradaki farkın tahsili için tüm kanun yollarının tüketilmesi şarttır. Bu husus, kararın infazı açısından önemli pratik sonuçlar doğurmaktadır.
Sonuç olarak, kira tespit davaları hem kiraya veren hem de kiracı açısından stratejik öneme sahiptir. Arabuluculuk zorunluluğu, beş yıllık süre şartı, emsal araştırması, hakkaniyet indirimi, harç ve vekalet ücreti hesaplamaları gibi unsurlar dava stratejisini doğrudan etkilemektedir. Avukatların, Yargıtay’ın güncel içtihatlarını yakından takip ederek dava dilekçelerini titizlikle hazırlamaları, müvekkillerinin hak kayıplarını önleyecektir. Bu dava türü, emsal kira bedellerinin belirlenmesi ve hakkaniyet ilkesinin somutlaştırılması bakımından da hukuk pratiğine önemli katkılar sunmaktadır.
(Makale yaklaşık 850 kelime olup, avukatlara pratik yol haritası sunmak üzere detaylı hukuki analiz içermektedir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.