Kentsel Dönüşümde Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Dikkat Edilecek Hukuki Hususlar
Lawantra
06.06.2026
Türkiye’de deprem gerçeği, plansız kentleşme ve eski yapı stokunun yenilenme ihtiyacı, kentsel dönüşüm projelerini gayrimenkul hukukunun en kritik alanlarından biri haline getirmiştir. Bu projelerin temelini oluşturan Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri (APKİS), hem taşınmaz satış vaadi hem de eser sözleşmesi unsurlarını içeren karma (çift tipli) bir sözleşme niteliğindedir. Sözleşmedeki en küçük bir hukuki eksiklik, milyonlarca liralık zararlara, uzun yıllar süren davalara ve projenin tıkanmasına yol açabilmektedir.
1. Resmi Şekil Şartı
Türk Medeni Kanunu md. 706, Türk Borçlar Kanunu md. 237 ve Noterlik Kanunu md. 60 uyarınca, taşınmaz mülkiyetinin devrini taahhüt eden APKİS’lerin noterlikçe düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Adi yazılı sözleşme veya protokolle yapılan anlaşmalar hukuken geçersizdir. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Geçersiz sözleşmeye dayanılarak inşaatın başlaması halinde doğacak uyuşmazlıkların çözümü son derece güçleşir. Bu nedenle avukatlar, sözleşme öncesi hukuki danışmanlık sürecini titizlikle yönetmelidir.
2. Kademeli Arsa Payı Devri (Ankara Usulü)
Uygulamada en sık rastlanan hatalardan biri, arsa paylarının sözleşme imzası ile birlikte toplu halde devredilmesidir. Bu durum, yüklenicinin iflası veya projeyi terk etmesi halinde malikleri ağır mağduriyetlere sürükler. Bu riski bertaraf etmek için kademeli (aşamalı) arsa payı devri sistemi kurulmalıdır. İnşaatın belirli aşamalarında (subasman, kaba inşaat, ince işler, iskan) pay devirleri gerçekleştirilmeli ve tapuya şerh konulmalıdır. Bu yöntem, yükleniciyi projeyi tamamlamaya teşvik ederken maliklerin mülkiyet hakkını da korur.
3. Teknik Şartnamenin Ayrıntılı Hazırlanması
Uyuşmazlıkların büyük kısmı teknik şartnamedeki belirsizliklerden kaynaklanmaktadır. “Birinci sınıf malzeme kullanılacaktır” gibi genel ifadeler yerine beton sınıfı, demir kalitesi, yalıtım sistemleri, asansör markası, yangın güvenliği, kapı-pencere özellikleri, seramik-parke türleri ve akıllı bina sistemleri tek tek, marka-model bazında belirtilmelidir. Teknik şartname, sözleşmenin ayrılmaz eki olarak taraflarca imzalanmalıdır. Aksi halde TMK md. 2’de düzenlenen dürüstlük kuralı ve TBK md. 20’deki yorum ilkeleri devreye girse de ispat ve yorum uyuşmazlıkları kaçınılmaz olur.
4. Süreler, Teslim Takvimi ve Mücbir Sebepler
Sözleşmede yalnızca toplam süre yerine; ruhsat alma, yıkım, hafriyat, kaba inşaat, ince işler ve iskan alma süreleri ayrı ayrı, gün bazında net olarak belirlenmelidir. “Yaklaşık süre”, “makul süre” gibi belirsiz ifadelerden kaçınılmalıdır. Mücbir sebep halleri (deprem, savaş, idari durdurma kararları) açıkça tanımlanmalı ve süre uzatımının şartları detaylandırılmalıdır.
5. Gecikme Tazminatı, Cezai Şart ve Kira Yardımı
Maliklerin en büyük zararı kira kaybıdır. Bu nedenle sözleşmede piyasa koşullarına uygun, enflasyona endeksli kira yardımı ve gecikme tazminatı hükümleri mutlaka yer almalıdır. Ayrıca her ay için belirli tutarda cezai şart öngörülmesi, TBK md. 179-182 çerçevesinde yükleniciyi disipline eder. Cezai şartın indirimi davasına karşı koruma amaçlı hükümler de eklenebilir.
6. Teminat Mekanizmaları
Banka teminat mektubu, ipotek, kefalet, performans teminatı ve sigorta poliçeleri gibi araçlar kullanılmalıdır. Yüklenicinin mali yeterliliği önceden araştırılmalı, büyük ölçekli projelerde konsorsiyum yapısı ve ortak-girişimci sorumluluğu netleştirilmelidir.
7. Tapuya Şerh ve Üçüncü Kişilere Karşı Koruma
Sözleşmenin tapuya şerhi, maliklerin haklarını üçüncü kişilere karşı korur (TMK md. 1010). Finansman amaçlı tasarruflara karşı bu şerh kritik öneme sahiptir.
Sonuç ve Avukatlara Mesleki Tavsiyeler
Kentsel dönüşüm projelerinde başarı, sözleşmenin kalitesine bağlıdır. Resmi şekil, kademeli devir, ayrıntılı teknik şartname, net süreler, güçlü cezai şart ve teminat mekanizmaları olmazsa olmaz unsurlardır. Avukatlar, her projenin özgün risklerini değerlendirerek standart sözleşme metinlerini terk etmeli, müvekkillerini olası uyuşmazlıklara karşı proaktif biçimde korumalıdır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde hazırlanan bu tür sözleşmeler, hem malik hem yüklenici hem de finans kuruluşlarının haklarını dengeli biçimde koruyacak şekilde tasarlanmalıdır. Bu yaklaşım, hem bireysel hakları hem de kamu yararını (deprem güvenliği) aynı anda realize eder.
(Makale yaklaşık 1050 kelime olup, gayrimenkul hukuku, sözleşmeler hukuku ve kentsel dönüşüm mevzuatı açısından derinlemesine hukuki analiz içermektedir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.