IBAN Mağdurları İçin Yapılan Öneri Hakkında Değerlendirmeler: Dolandırıcılık Suçu ve Hesap Kullandırma
Lawantra
27.06.2026
Dolandırıcılık suçları son yıllarda önemli ölçüde artış göstermektedir. Resmi istatistikler, kriminolojide “karanlık sayı” olarak adlandırılan resmi makamlara yansımayan olaylar hariç tutulduğunda bile suç sayısındaki artışı doğrulamaktadır. Ekonomik sorunlar, kolay kazanç hırsı, cezalardaki caydırıcılık eksikliği ve eğitim yetersizliği bu artışın başlıca nedenleri arasında sayılabilir.
“IBAN Mağduru” Kavramı ve Hukuki Niteliği
Dolandırıcılık suçunda asıl mağdur, hileli davranışlarla malvarlığı zarara uğratılan kişidir. Dolandırıcılar ise rolleri planlayan, iyi niyetli kişileri istismar eden failler olarak tanımlanır. Dolandırıcılık için kullanılan banka hesaplarının sahipleri, soruşturma aşamasında genellikle “fail” sıfatıyla işlem görmekte ve bu durum “IBAN mağduru” kavramının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Bu kişiler, kendilerini “TCK 158 mağdurları” olarak tanımlamakta ve hesaplarının dolandırıcılık amacıyla kullanıldığını, kastlarının bulunmadığını ileri sürmektedir. Ancak hukuken bu kişiler, mağdur değil, fail veya yardım eden konumundadır. Hesap sahibinin durumu üç şekilde ortaya çıkabilir: (1) Dolandırıcılık kastıyla hareket etmek, (2) Komisyon karşılığı hesap kiralamak, (3) Hiçbir bilgisi olmadan hesabının kullanılması.
Hesap kullandıran kişilerin kastı olmasa bile, gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek asıl faillere yardım ettikleri kabul edilmektedir. Bu durum, asıl faillerin tespitini zorlaştırmakta, mağdur sayısının ve işlem hacminin belirlenmesini engellemektedir.
12. Yargı Paketine Sunulan Teklif ve Değerlendirmesi
Kamuoyuna yansıyan teklif, TCK m. 157 ve 158 kapsamındaki dolandırıcılık suçlarında, suça iştirakin “hesap kiralama” fiiliyle sınırlı olması halinde cezada indirim öngörmektedir. Ancak bu teklif, “IBAN mağduru” olarak adlandırılan kişilerin talepleriyle örtüşmemektedir. Zira teklif, kasten iştirak edenler için indirim getirmekte, kastı olmayanlar bakımından ise mevcut genel hükümlerden (TCK m. 39) farklı bir düzenleme içermemektedir.
Teklifin lehe kanun etkisiyle binlerce kesinleşmiş mahkumiyet dosyasının yeniden ele alınmasına yol açması da önemli bir pratik sorundur. Dolandırıcılık kastı bulunmayan hesap sahipleri açısından ise asıl çözüm, hesap kiralamayı müstakil bir suç haline getirmektir.
Önerilen Düzenleme Yönü
Hesap kiralama, yalnızca dolandırıcılık suçuyla sınırlı tutulmamalı, hırsızlık, yasa dışı bahis ve benzeri suçlar için de genel bir düzenleme getirilmelidir. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 15. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerine benzer bir mekanizma kurulabilir. Hesap kiralayanların failleri bildirmesi ve mağdurun zararını karşılaması şartıyla etkin pişmanlıktan yararlanması sağlanmalıdır.
Ayrıca, hesaplarını suç amacıyla kiralayan kişilerin bankalar nezdinde yeni hesap açmasının güvenlik tedbiri olarak yasaklanması da etkili bir önlem olabilir.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Dolandırıcılık suçundaki artış, sadece cezai müeyyidelerle değil, aynı zamanda önleyici ve düzenleyici hukuki araçlarla da mücadele edilmesini gerektirmektedir. Hesap kullandırma olgusunun müstakil suç haline getirilmesi, faillerin tespiti ve mağduriyetlerin azaltılması bakımından kritik öneme sahiptir.
Avukatlar, müvekkillerine bu tür soruşturmalarda hem idari hem cezai boyutlarıyla kapsamlı hukuki destek sunarken, olası yasal değişikliklerin etkilerini yakından takip etmelidir. Özellikle TCK m. 158, m. 39 ve 5549 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi, savunma stratejilerinin temelini oluşturacaktır.
(Makale yaklaşık 650 kelimedir. Detaylı analiz için orijinal yazıya başvurulması tavsiye edilir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2021/232 E., 2022/415 K. Sayılı Kararı: Hakimlerin Tahliye Kararlarında Takdir Hakkı ve Görevi Kötüye Kullanma Suçu
Ceza Genel Kurulu, MİT tırları soruşturmasında verilen tahliye kararının yargı takdiri kapsamında kaldığını belirterek görevi kötüye kullanma suçundan beraat hükmünü onamıştır. Karar, delil standardı, CMK 100-101 maddeleri ve yargı bağımsızlığını detaylı incelemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/551 E., 2010/598 K. Sayılı Kararı: Hakimlerin Hukuki Sorumluluğu ve Tutuklama Kararlarının Gerekçelendirilmesi
Hukuk Genel Kurulu, hakimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin HUMK 573/2 maddesi ile CMK 141-144 maddeleri arasındaki ilişkiyi incelemiş, tutukluluğun devamına ilişkin gerekçesiz kararın ağır kusur oluşturduğuna hükmetmiştir. Karar, yargı bağımsızlığı, masumiyet karinesi ve AİHS hükümlerini detaylı analiz etmektedir.