İzmir Barosu'ndan Ekokırım ve Mekânkırım Çağrısı: TCK'de Bağımsız Suç Düzenlemesi ve Yargısal Erişim Engellerinin Kaldırılması
Lawantra
06.06.2026
İzmir Barosu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle yaptığı yazılı açıklamada, ekolojik yıkıma karşı mücadele çağrısında bulunmuş ve ekokırımın Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) bağımsız bir suç olarak düzenlenmesini istemiştir. Baro, rant ve sermaye odaklı politikaların doğayı sömürü alanı haline getirdiğini, İliç, Akbelen, Kazdağları, Aliağa, Gaziemir ve İzmir Körfezi örnekleriyle somutlaştırmıştır. Yaşanan ekolojik krizin, yalnızca doğayı değil kent hafızasını, tarım alanlarını ve kamusal mekanları da yok ettiğini vurgulamıştır.
Açıklamada, doğanın "hak sahibi bir varlık" olduğu savunulmakta, çevreyi koruma mücadelesi veren yurttaşların anayasal hak arama özgürlüğünün (Anayasa m. 36) yüksek harçlar, bilirkişi ve keşif giderleri ile fiilen engellendiği belirtilmektedir. Bu giderlerin yurttaşlara yüklenmesinin kabul edilemez olduğu ifade edilmiş, çevre davalarında yargısal korumaya erişimi engelleyen masrafların kaldırılması talep edilmiştir.
Ekokırım kavramı, uluslararası hukukta (Roma Statüsü'nde soykırım, insanlığa karşı suçlar arasında yer alma tartışmaları) giderek önem kazanmaktadır. Türkiye'de ise TCK m. 181 (Çevre kirliliğine neden olma) ve m. 182 (Biyolojik çeşitliliği tahrip) gibi hükümlerle kısmen düzenlenmekte, ancak bağımsız bir "ekokırım" suçu bulunmamaktadır. İzmir Barosu'nun çağrısı, sistematik ve büyük ölçekli çevresel tahribatın (orman yangınları, madencilik, kıyı talanı) daha ağır cezai yaptırımla karşılanması yönündedir. Bu, avukatlar için çevre ceza hukuku pratiğinde yeni bir paradigma oluşturabilir.
Benzer şekilde "mekânkırım" kavramı, kentlerin rant uğruna dönüştürülmesi, tarihi dokunun yok edilmesi ve kamusal alanların özelleştirilmesini ifade eder. Baro, bu durumun hem çevre hakkını (Anayasa m. 56) hem kent hakkını tehdit ettiğini belirtmiştir. Meslek Fabrikası, Basmane Çukuru ve Buca Cezaevi gibi örnekler, kent hafızasının silinmesine yol açan uygulamalar olarak gösterilmiştir.
Adalete erişim engelleri açısından, çevre davalarındaki maktu/nispi harçlar, bilirkişi ücretleri ve yargılama giderleri, Anayasa m. 56'da güvence altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkının etkili korunmasını engellemektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 6 ve 8 ile de bağlantılı olan bu hak, fiili engellerle karşı karşıyadır. Baro, etkili ve erişilebilir hukuki mekanizmaların oluşturulmasını, yaşam alanlarını yok eden politikalardan vazgeçilmesini talep etmiştir.
Avukatlar ve hukuk profesyonelleri için bu açıklama, çevre ve kent hukuku davalarında stratejik öneme sahiptir. Çevre davalarında dernekler, vakıflar ve yurttaşların taraf ehliyeti (HMK m. 61, İYUK m. 2), idari yargı yolunun önemi (iptal ve tam yargı davaları) vurgulanmalıdır. TCK'de ekokırım suçu düzenlenmesi halinde, ceza yargılamalarında delil toplama (bilirkişi, keşif, ÇED raporları), zamanaşımı ve cezai sorumluluk konuları yeni boyut kazanacaktır.
Baro'nun "doğa bizim mülkümüz değil, ortak yaşam alanımızdır" vurgusu, ekolojik hukuk (Earth Jurisprudence) yaklaşımlarını yansıtmaktadır. Bu çerçevede, avukatlar çevre hakkı davalarında Anayasa m. 56, 35 (mülkiyet), 41 (aile ve çocuk korunması) ve uluslararası sözleşmeleri (Aarhus Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı) bütüncül kullanmalıdır. Yargısal masrafların kaldırılması talebi, adil yargılanma hakkı (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) açısından da kritiktir.
Sonuç olarak, İzmir Barosu'nun çağrısı, ekokırım ve mekânkırıma karşı hukuki mücadelede önemli bir adım niteliğindedir. TCK'de bağımsız suç düzenlemesi, caydırıcılığı artırırken, yargısal erişim engellerinin kaldırılması hak arama özgürlüğünü güçlendirecektir. Avukatlar, bu talepleri meslek pratiğinde savunma ve farkındalık yaratma amacıyla kullanmalı, çevre ve kent hukuku alanında multidisipliner yaklaşım benimsemelidir. Kamusal değerlerin korunması, hukuk devletinin temel gereğidir. (Yaklaşık 720 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.