İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri Hakkında 19 Mart Protestoları Nedeniyle Yeni Soruşturma Açıldı
Lawantra
10.06.2026
İzmir Barosu Başkanı Avukat Sefa Yılmaz ile Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, 19 Mart protestoları sürecinde baronun yürüttüğü faaliyetler ve yaptığı kamuoyu açıklamaları nedeniyle yeni bir soruşturma başlatılmıştır. Baro tarafından yapılan resmi açıklamada, soruşturmanın Adalet Bakanlığı’ndan istenen soruşturma iznine dayandığı ve bir fezlekeye istinaden hazırlandığı belirtilmiştir.
Söz konusu fezlekede, İzmir Barosu’nun Kırıklar Ceza İnfaz Kurumu’nda yaşanan hak ihlallerini detaylı bir rapor haline getirerek kamuoyu ile paylaşması, Menemen Ceza İnfaz Kurumu’nda 19 Mart protestoları kapsamında tutuklanan gençlere yönelik işkence iddialarını raporlaştırıp duyurması ile Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin protesto eylemlerine katılarak bu eylemlerin meşruiyetine vurgu yapan açıklamaları suç unsuru olarak gösterilmiştir. Baro, bu faaliyetlerin Avukatlık Kanunu’nun barolara yüklediği mesleki ve yasal sorumluluklar kapsamında gerçekleştirildiğini, dolayısıyla soruşturmanın savunma mesleğinin kamusal niteliğini ve hukuk devletinin temel ilkelerini tartışmaya açtığını değerlendirmektedir.
Baro açıklamasında şu ifadelere yer verilmiştir: “118 yıllık tarihi boyunca hiçbir baskıya boyun eğmeden hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini savunan İzmir Barosu, bu soruşturma vesilesiyle bir kez daha vurgulamaktadır ki; kurduğu her cümle, yazdığı her satır Avukatlık Kanunu’nun baro yönetim kurullarına yüklediği sorumluluğun gereğidir. Baroların mesleki faaliyetlerinin soruşturma konusu yapılması, savunma mesleğinin kamusal niteliğini hedef almaktadır. Ancak İzmir Barosu, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve demokratik değerleri savunmaktan bir adım dahi geri durmayacaktır. Savunma susmadı, susmayacaktır.”
Bu gelişme, avukatlık mesleğinin bağımsızlığı ve baroların insan hakları savunuculuğu rolü açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Avukatlık Kanunu’nun 76. ve devamı maddelerinde barolara tanınan görevler arasında, hukukun üstünlüğünü korumak, insan haklarını savunmak ve üyelerinin mesleki faaliyetlerini desteklemek açıkça yer almaktadır. Baroların ceza infaz kurumlarındaki hak ihlallerini raporlaması, uluslararası insan hakları standartları (örneğin BM İşkenceye Karşı Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 3) ile de uyumlu bir faaliyettir.
Soruşturmanın açılması, baro yönetimlerinin kamuoyu açıklamaları nedeniyle idari ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği yönünde bir eğilimin varlığını göstermektedir. Bu durum, avukatların müvekkil haklarını koruma ve toplumsal olaylarda hak temelli tutum alma özgürlüklerini dolaylı olarak sınırlayabilir. Yargı bağımsızlığı ve savunma dokunulmazlığı ilkeleri açısından, baro faaliyetlerinin soruşturma konusu yapılması, Anayasa’nın 142. maddesinde düzenlenen savunma hakkının ve 124. maddesinde yer alan baroların tüzel kişiliğinin ruhuna aykırı düşebilecek niteliktedir.
Hukuk profesyonelleri olarak bu tür soruşturmaların, baroların Anayasa ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan insan hakları izleme görevini engellememesi gerektiğini vurgulamak önemlidir. Benzer süreçlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) baro başkanları ve avukatlar aleyhine açılan soruşturmalarda ifade özgürlüğü (AİHS Madde 10) ve dernek kurma özgürlüğü (AİHS Madde 11) ihlalleri tespit ettiği içtihatları mevcuttur. İzmir Barosu’nun bu tutumu, mesleki dayanışma ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin korunması bakımından örnek teşkil etmektedir.
Sonuç olarak, söz konusu soruşturma yalnızca İzmir Barosu’nu değil, tüm baro yönetimlerini ve avukatları ilgilendiren yapısal bir meseledir. Avukatlık mesleğinin bağımsızlığı, baroların insan hakları raporlama yetkisi ve savunma makamının kamusal niteliği, bu tür idari süreçlerde titizlikle korunması gereken değerlerdir. Baroların bu süreçte göstereceği direnç, Türk hukuk sisteminin demokratik niteliği açısından da belirleyici olacaktır.
Konu, avukatlar ve hukuk profesyonelleri tarafından yakından takip edilmeli, benzer soruşturmaların artması halinde Türkiye Barolar Birliği nezdinde ortak tutum geliştirilmelidir. Hukukun üstünlüğü ilkesinin somutlaştırılması, baroların bu tür baskılara karşı gösterdiği mesleki refleksle mümkün olacaktır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.