İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi’nin 2021/2064 E., 2025/83 K. sayılı Kararı: Montreal Konvansiyonu Kapsamında Taşıyıcının Sorumluluğu ve Gönderenin Talimatı
Lawantra
10.06.2026
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/2064 Esas ve 2025/83 Karar sayılı ilamı ile uluslararası hava yolu ile kiraz taşımasında meydana gelen zayi nedeniyle açılan tazminat davasında önemli bir karar vermiştir. Dava, davacının Shangay’a taşınmak üzere davalı taşıyıcı ile anlaşmaya vardığı soğuk şoklanmış kiraz emtiasının Bişkek aktarmalı uçuş nedeniyle bir buçuk saat gecikme yaşayarak bozulması iddiasına dayanmaktadır. Davacı, 12.000 USD ürün bedeli ile 4.000 TL gümrük ve depolama giderinin faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı ise taşımanın direkt uçuş olduğunu, aktarma yapılmadığını, taşıma süresinin taahhüt edilmediğini ve navlun bedelinin ödenmediğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi (İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/737 E., 2021/463 K.), bilirkişi raporu doğrultusunda taşımanın direkt olduğunu, hava yük senetlerinde teslim süresi taahhüdünün bulunmadığını ve ürünün gönderenin talimatı gereği +2 ila +8 derece arasında taşınmasının bozulmaya neden olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda, uçuş kayıtlarının getirtilmemesi, bilirkişi raporunun eksik ve taraflar dışına çıkılarak hazırlandığı, sıcaklık değerlerinin sabit tutulup tutulmadığının araştırılmadığı ve hava yük senedindeki sıcaklık talimatının davacıya ait olmadığı gerekçelerini ileri sürmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesi, HMK m. 355 uyarınca istinaf incelemesini istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapmıştır. Daire, uyuşmazlığın uluslararası hava kargo taşıması olduğunu tespit ederek 26.03.2011 tarihinde Türkiye’nin taraf olduğu Montreal Konvansiyonu’nun uygulanması gerektiğine hükmetmiştir.
Montreal Konvansiyonu m. 18/1 uyarınca, hava yolu taşıyıcısı, hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana gelmesi halinde sorumludur. Konvansiyon m. 22/3 ise kargo taşımalarında, özel fayda beyanı ve ek ödeme olmadıkça sorumluluğu kilogram başına 17 SDR (güncel limitler dikkate alındığında ilgili karar tarihinde geçerli tutar) ile sınırlamaktadır. Daire, zıya kavramını Hüseyin Ülgen’in “Hava Taşıma Sözleşmesi” eserine atıfla tanımlamış; eşyanın fiili veya hukuki sebeplerle hak sahibine teslim edilememesi hali olarak kabul etmiştir.
Kararda, hasarın ihbarı konusunda Montreal Konvansiyonu m. 31’in 14 günlük süre öngördüğü, ancak dosyada emtianın zayi olduğu ve hasarın ihbarına ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı belirtilmiştir. Konvansiyon m. 18/2’de düzenlenen kurtuluş sebepleri arasında yükün tabiatı, ayıbı veya gönderenin hatalı talimatı yer almaktadır.
Daire, bilirkişi raporunu incelemiş ve emtianın +2/+8 derece arasında taşınması için tarafların anlaştığını, ancak ürünün 0 ila +/-2 derece aralığında taşınması gerektiğini, gönderenin talimatına uyulmamasının bozulmanın ana nedeni olduğunu tespit etmiştir. Hava yük senedinin taşıyıcı tarafından düzenlenmiş olması, gönderenin sıcaklık konusunda bilgi sahibi olduğu kabulünü değiştirmemiştir.
Sonuç olarak, uçağın Bişkek’te bir buçuk saat beklemesinin hasara etkisi olmadığı, taşıyıcının özel taşıma süresi taahhüdünde bulunmadığı ve gönderenin talimatının hasarın nedeni olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu HMK m. 353/1-b-1 uyarınca esastan reddedilmiştir. Karar oybirliğiyle ve kesindir.
Bu karar, uluslararası hava taşıma hukukunda Montreal Konvansiyonu’nun sorumluluk sınırları, kurtuluş sebepleri ve gönderenin talimatının belirleyici rolü açısından avukatlara önemli bir emsal sunmaktadır. Taşıma sözleşmelerinde hava yük senedi (air waybill) düzenlenirken sıcaklık ve süre şartlarının açıkça kararlaştırılması, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat yükünü büyük ölçüde etkileyecektir. Benzer davalarda bilirkişi raporlarının sektörel teknik incelemelerle desteklenmesi ve delillerin (uçuş kayıtları, sıcaklık logları) eksiksiz toplanması, yargılama stratejisinin temel unsurları haline gelmiştir.
Hukuk profesyonelleri, Montreal Konvansiyonu m. 18, 22 ve 31 hükümlerini titizlikle inceleyerek, hem taşıyıcı hem de gönderen vekili sıfatıyla dava stratejisi oluşturmalıdır. Karar, sınırlı sorumluluk ilkesinin istisnalarının dar yorumlandığını ve gönderenin talimatının taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaran önemli bir kurtuluş sebebi olduğunu bir kez daha teyit etmektedir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.