İskân Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik: Aile Talebi ve Talep Tarihi Kriteri
Lawantra
24.06.2026
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan İskân Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 2 Aralık 2007 tarihli ve 26718 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İskân Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde önemli bir değişiklik yapılmıştır.
Değişiklik uyarınca, bendin ikinci cümlesinde yer alan “ailelerin” ibaresinden sonra “talepte bulunmaları hâlinde ve talep tarihinden başlamak üzere” ibaresi eklenmiştir. Bu düzenleme ile iskân hakkı tanınması sürecinde ailelerin resen değil, talepte bulunmaları ve bu talebin yapıldığı tarihin esas alınması zorunluluğu getirilmiştir.
Bu değişiklik, idari işlemlerin hukuka uygunluğu, idari yargı denetimi ve hak arama hürriyeti açısından büyük önem taşımaktadır. Yönetmelik değişikliği öncesinde muğlak olabilecek “aile” kavramının uygulanmasında, talep şartının açıkça düzenlenmesi, idare ile vatandaş arasındaki hukuki ilişkinin netleştirilmesi bakımından olumlu bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Hukuk profesyonelleri, özellikle idare hukuku ve imar hukuku alanında faaliyet gösteren avukatlar için bu düzenleme, iskân davalarında delil değerlendirmesi, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin belirlenmesi konularında yeni yaklaşımlar gerektirmektedir. Talep tarihinin esas alınması, idari işlemin tesis edildiği tarih ile hak sahibinin talebi arasındaki zaman farkının hukuki sonuçlarını doğrudan etkileyecektir.
İskân Kanunu ve ilgili Yönetmelik, afetzedelere, göçmenlere ve özel kanunlarla iskân hakkı tanınan kişilere konut veya arsa tahsisi konularını düzenlemektedir. Yeni ibarenin eklenmesiyle birlikte, idarenin resen harekete geçerek iskân hakkı tesis etmesi yerine, hak sahibinin iradesinin ön plana çıkarıldığı bir sistem benimsenmiştir. Bu durum, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi ve idari işlemlerin bireysel talep üzerine kurulması prensibiyle uyumlu görünmektedir.
Avukatların müvekkillerine vereceği danışmanlıkta, iskân talebinin usulüne uygun biçimde yapılması, talep dilekçesinin içeriği, idarenin cevap verme süresi ve olumsuz cevap halinde idari yargı yoluna başvurulması konuları ön plana çıkacaktır. Talep tarihinin iskân hakkının başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi, özellikle faiz, kira kaybı veya tazminat hesaplamalarında kritik rol oynayacaktır.
Yönetmelik değişikliği yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı tarafından yürütülmektedir. Bu tür değişiklikler, imar planlaması, afet riski altındaki alanların dönüşümü ve sosyal konut politikalarının uygulanmasında idari prosedürlerin standartlaşmasına katkı sağlamaktadır.
Sonuç olarak, İskân Kanunu Uygulama Yönetmeliği’ndeki bu değişiklik, idari işlemlerin bireysel talep esasına dayandırılması ve zamanaşımı sürelerinin netleştirilmesi bakımından hukuk camiası için önemli bir gelişmedir. İdare hukuku pratiği yapan meslektaşlarımızın, Yönetmelik’in yeni halini titizlikle inceleyerek müvekkillerinin iskân taleplerini hazırlarken bu yeni kriterleri göz önünde bulundurmaları, olası idari davalarda daha güçlü hukuki pozisyon elde etmelerini sağlayacaktır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İş Sözleşmesinin Haksız Feshine Karşı İşe İade Davası: Şartları, Usulü ve Sonuçları
İş Kanunu kapsamında belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan ve iş güvencesinden yararlanan işçilerin, geçerli sebep olmaksızın işten çıkarılması halinde açabileceği işe iade davasının hukuki çerçevesi, arabuluculuk şartı, yargılama süreci ve olası sonuçları detaylı biçimde ele alınmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin 2023/1011 Başvuru Numaralı Kararı: FETÖ/PDY İlişkisi Nedeniyle Kamu Görevinden Çıkarma ve Özel Hayata Saygı Hakkı
Anayasa Mahkemesi, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan bir emniyet mensubunun bireysel başvurusunu incelemiş; özel hayata saygı hakkı ve masumiyet karinesi iddialarını değerlendirmiştir. Karar, OHAL döneminde alınan tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesi çerçevesinde ölçülülüğünü ele almakta ve kodlama verilerinin delil değeri üzerine önemli tespitler içermektedir.