İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMM) Özel Şartlarında “Değer Kaybı Ödenmez” Kaydının Zarar Görene Karşı İleri Sürülebilirliği
Lawantra
26.06.2026
Araç sahipleri, trafik sigortası limitlerinin yetersiz kalabileceğini öngörerek kasko poliçelerine İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMM) eklemektedir. Ancak poliçelerin çoğunda “değer kaybı bedeli ödenmez” şeklinde özel şart bulunmaktadır. Bu yazıda, söz konusu özel şartın hukuki geçerliliği ve üçüncü kişi zarar görene karşı ileri sürülebilirliği, doktrin ve sınırlı Yargıtay içtihadı ışığında değerlendirilmektedir.
Sigortacılık Kanunu m. 11/4, sigorta sözleşmelerinin genel şartlara uygun olmasını, özel şartların ise yanıltıcı olmayacak şekilde açıkça belirtilmesini emretmektedir. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları m. 1, sigortacının Karayolları Trafik Kanunu ve umumi hükümlere göre işletenin sorumluluğunu, trafik sigortası limitlerini aşan kısım için poliçe limitine kadar temin ettiğini düzenlemektedir. Genel Şartlar m. 18 ise genel şartlara aykırı özel şart konulmasını yasaklamaktadır.
Değer kaybı, maddi zararın ayrılmaz parçasıdır. Genel Şartlar, teminat kapsamını sigortalı aleyhine daraltan özel şartlara izin vermemektedir. TTK m. 1452, sigorta şirketlerinin emredici hükümlere aykırı özel şart koyamayacağını hükme bağlamıştır. KTK m. 100, bazı hükümlerin (m. 95, 97, 109) İMM için de uygulanacağını belirtir. Özellikle KTK m. 95, tazminatı kaldıran veya azaltan poliçe hükümlerinin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğini emreder.
Doktrinde, İMM’nin üçüncü kişi lehine sözleşme niteliğinde olup olmadığı tartışmalıdır. Bazı yazarlar, TTK m. 1478’deki doğrudan dava hakkından hareketle tam üçüncü kişi yararına sözleşme olduğunu savunurken, ağırlıklı görüş, hakkın kanundan kaynaklandığını ve üçüncü kişinin sigorta ettirene karşı defilerden bazılarına maruz kalmayacağını belirtmektedir. Sigortacının sigorta ettirene karşı ileri sürebileceği defilerin bir kısmını üçüncü kişiye karşı kullanamaması, sözleşmenin üçüncü kişi lehine niteliğini ortadan kaldırmaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 17.04.2024 tarihli 2022/8519 E., 2024/3449 K. sayılı kararında özel şartı geçerli kabul etmişse de iki üye muhalefet şerhiyle “poliçe tarafı olmayan zarar görenin bu şartla bağlı olamayacağını” vurgulamıştır. Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetleri’nin çoğunluğu, özel şartın üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğine hükmetmektedir (örneğin 26.07.2025 tarihli 2025.12046 E., 2025/İHK-72278 K.).
Prof. Dr. Samim Ünan, zararın en geniş kapsamda teminat altına alınmasının sigortaya güveni artıracağını, değer kaybının Genel Şartlar’da teminat dışı sayılmadığını belirtmektedir. Metin Sarıaslan ise maddi zararın onarım ve değer kaybı olarak bölünemeyeceğini, teminat kapsamının özel şartla daraltılamayacağını ifade etmiştir. Kemal Şenocak ve Safa Murat Tekin, KTK m. 95’in doğrudan uygulanması gerektiğini savunmaktadır.
Avukatlar için pratik sonuç şudur: Zarar gören üçüncü kişi, İMM sigortacısına karşı doğrudan dava açabilir ve poliçedeki “değer kaybı ödenmez” kaydını kendisine karşı defi olarak ileri sürülemeyeceğini iddia edebilir. Sigorta şirketleri, genel şartlara aykırı özel şartlarla teminatı daraltamamaktadır. Bu husus, trafik kazası tazminat davalarında sıkça karşılaşılan bir uyuşmazlık olup, mahkemelerin KTK m. 95 ve Sigortacılık Kanunu m. 11/4’ü titizlikle uygulaması beklenmektedir.
Sonuç olarak, “değer kaybı ödenmez” özel şartı, zarar görene karşı ileri sürülemez. Bu kayıt, yalnızca sigorta ettiren ile sigortacı arasında bağlayıcı olabilir. Avukatlar, müvekkillerine poliçe incelemesi sırasında bu hususu vurgulamalı, tahkim veya dava sürecinde Genel Şartlar m. 18, KTK m. 95 ve TTK m. 1452’yi gerekçe göstermelidir. Bu yaklaşım, sigorta sistemine olan güvenin korunması ve zarar görenlerin hakkaniyetli tazminat alması açısından kritik öneme sahiptir. (Yaklaşık 780 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği, Kapsamı ve Uygulamada Ortaya Çıkan Hukuki Uyuşmazlıklar
Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) sözleşmeleri, Borçlar Hukuku, İcra ve İflas Hukuku ile Şirketler Hukuku'nun kesişim noktasında yer alan karma bir yapıya sahiptir. Tasarrufun iptali davaları, yönetim kurulu sorumluluğu ve kamu alacaklarının önceliği gibi riskler, avukatlar için kritik mesleki değerlendirme konularıdır.
12. Yargı Paketi Adalet Komisyonu'nda Kabul Edildi: İBAN Mağdurlarına İndirim ve Önemli Usul Değişiklikleri
TBMM Adalet Komisyonu tarafından kabul edilen 12. Yargı Paketi, icra takiplerinde idareye başvuru zorunluluğu, miras satışlarında yeni usuller, HAGB sınırlamaları, belirsiz alacak davasının kaldırılması ve nitelikli dolandırıcılıkta IBAN mağdurlarına ceza indirimi gibi birçok önemli düzenleme getirmektedir.