İdare Hukuku Perspektifinden Yenilenebilir Enerji Yatırımları ve Yatırımcının Haklı Beklentisinin Korunması
Lawantra
26.06.2026
Yenilenebilir enerji sektörü, Türkiye’nin enerji dönüşümündeki stratejik rolüyle öne çıkmaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile Çevre Bakanı’nın 2026’daki uluslararası forumlarda vurguladığı gibi, yeşil dönüşüm ve ortak yatırımlar, öngörülebilir hukuki çerçeve gerektirmektedir. Bu yazıda, idare hukukunun temel kavramı olan “haklı beklentilerin korunması” ilkesi, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki devlet teşvikleri bağlamında ele alınmaktadır.
Hukuki güvenlik ilkesi, Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurudur. Bireylerin devlet düzenlemelerine güvenerek yatırım yapabilmesini sağlar. Haklı beklenti ise, idarenin düzenleyici işlemi, taahhüdü veya uzun süreli uygulamasına dayalı meşru güvenin korunmasını ifade eder. Kavram, Alman idare hukukundan Avrupa Birliği içtihatlarına, oradan da Türk Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uzanmaktadır.
Yenilenebilir enerji yatırımları, yüksek başlangıç maliyeti ve uzun geri dönüş süresi nedeniyle politika istikrarına özellikle bağımlıdır. 5346 sayılı Kanun ile getirilen YEKDEM mekanizması, on yıl süreyle sabit fiyat garantisi sunarak yatırımcılara öngörülebilir gelir vaadi vermektedir. Yatırımcılar, bu taahhüde güvenerek kredi kullanmakta, fizibilite hazırlamakta ve üretim tesisleri kurmaktadır. Ampirik çalışmalar, politika değişikliklerinin erken aşama teknolojilerde maliyeti artırdığını ve güvenin yatırım kararlarındaki belirleyiciliğini doğrulamaktadır.
Ancak bu beklenti mutlak değildir. İdarenin kamu hizmetlerini değişen şartlara uyarlama yetkisi, özellikle dinamik enerji piyasasında geniştir. 4628 sayılı Kanun ve 6446 sayılı Kanun, EPDK’ya tarife revizyonu yetkisi tanımaktadır. Geriye yürüme yasağı burada kritik rol oynar: Tamamlanmış durumlara müdahale eden gerçek geriye yürüme yasakken, devam eden durumları geleceğe yönelik etkileyen gerçek olmayan geriye yürüme, haklı beklenti ilkesiyle dengelenmelidir. Öğretide “köprüleme” olarak adlandırılan geçiş hükümleri, bu dengenin temel aracıdır.
Haklı beklenti korumasının üç aşaması vardır: Beklentinin varlığı, meşruluğu ve korunmasına engel baskın kamu yararı bulunmaması. Anayasa Mahkemesi, 2012/65 E., 2012/128 K. sayılı kararında uzun süreli uygulamaya dayalı beklentinin mümkün olduğunca korunması gerektiğini, ancak hakkaniyet ölçütünün gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Benzer şekilde 2017/18 E., 2019/66 K. kararında, önemli kamu yararı varsa beklentinin korunmayabileceği belirtilmiştir.
Danıştay 13. Dairesi’nin 2022/858 E., 2022/5106 K. sayılı kararı, bu kavramın somut uygulamasını sunmaktadır. 31.12.2017 öncesi geçici kabulü olan lisanssız üreticilere %75 dağıtım bedeli indirimi taahhüt edilmişken, beşinci yılda bu indirim 10699 ve 10700 sayılı kararlarla kaldırılmıştır. Daire çoğunluğu, döviz kuru artışı nedeniyle YEKDEM gelirinin yükselmesi, nihaî tüketicilere yansıyan 13,6 milyar TL’lik maliyet ve lisanssız üretimin %97,8’inin ihtiyaç fazlası olması nedeniyle baskın kamu yararı bulunduğunu kabul etmiştir. Karşı oylar ise, on yıllık taahhüdün geçiş hükmü olmaksızın kaldırılmasının hukuki güvenlik ve idari istikrarı ihlal ettiğini, Anayasa Mahkemesi’nin harp okulu kararının somut olayla kıyaslanamayacağını savunmuştur.
Avukatlar açısından karar, yatırımcıların basiretli davranma yükümlülüğünü, teşvik rejiminin değişken niteliğini ve geçiş hükümlerinin önemini vurgulamaktadır. İdare, kamu yararını gerekçelendirmek zorunda olup, ani değişikliklerde geçiş düzenlemeleri öngörmelidir. Makul süre, hakkın niteliği ve mağduriyet derecesine göre takdir edilmelidir.
Sonuç olarak, haklı beklenti ilkesi, yatırımcıyı mutlak koruma altına almaz; ancak idarenin takdir yetkisini öngörülebilirlik, geçiş hükümleri ve adil denge ile disipline eder. Yenilenebilir enerji dönüşümünün başarısı, bu hukuki dengenin korunmasına bağlıdır. Avukatlar, müvekkillerine yatırım sözleşmelerinde geçiş hükümlerini ve olası tarife değişikliklerini öngören maddeler önermeli, olası uyuşmazlıklarda Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarını titizlikle kullanmalıdır. Bu yaklaşım, hem yatırımcı güvenini hem de kamu yararını koruyan bir hukuki çerçeve oluşturacaktır. (Yaklaşık 920 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği, Kapsamı ve Uygulamada Ortaya Çıkan Hukuki Uyuşmazlıklar
Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) sözleşmeleri, Borçlar Hukuku, İcra ve İflas Hukuku ile Şirketler Hukuku'nun kesişim noktasında yer alan karma bir yapıya sahiptir. Tasarrufun iptali davaları, yönetim kurulu sorumluluğu ve kamu alacaklarının önceliği gibi riskler, avukatlar için kritik mesleki değerlendirme konularıdır.
12. Yargı Paketi Adalet Komisyonu'nda Kabul Edildi: İBAN Mağdurlarına İndirim ve Önemli Usul Değişiklikleri
TBMM Adalet Komisyonu tarafından kabul edilen 12. Yargı Paketi, icra takiplerinde idareye başvuru zorunluluğu, miras satışlarında yeni usuller, HAGB sınırlamaları, belirsiz alacak davasının kaldırılması ve nitelikli dolandırıcılıkta IBAN mağdurlarına ceza indirimi gibi birçok önemli düzenleme getirmektedir.