Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kurumu: AYM İptal Kararı Sonrası Yeniden Düzenleme Gerekli mi?
Lawantra
11.06.2026
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), ceza adalet sistemimizde uzun yıllardır tartışmalı bir kurum olmaya devam etmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2024/98 Esas, 2025/149 Karar sayılı ve 31.12.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla CMK m.231’in iptal edilmesi, kanun koyucuya 9 aylık bir süre tanımış ve 30.09.2026 tarihinde bu sürenin dolmasıyla kurumun otomatik olarak yürürlükten kalkma riski ortaya çıkmıştır. Bu gelişme, avukatlar ve ceza hukuku uygulayıcıları açısından HAGB’nin toplumsal işlevinin, eleştirilerinin ve olası yeni düzenlemenin kapsamının irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.
HAGB’nin Tarihsel Gelişimi
Kurum ilk kez 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.23 ile çocuklara özgü olarak hukukumuza girmiştir. 5560 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine eklenerek yetişkin sanıklar için de uygulanabilir hale getirilmiştir. İlk düzenlemede bir yıl veya daha az hapis veya adli para cezaları ve şikayete bağlı suçlar için öngörülen HAGB, 5728 sayılı Kanun ile iki yıla kadar hapis cezalarını da kapsayacak şekilde genişletilmiş, şikayet şartı kaldırılmıştır.
Daha sonra 6008 sayılı Kanun ile “sanığın kabul etmemesi halinde HAGB verilemez”, 6545 sayılı Kanun ile “denetim süresi içinde kasıtlı suç işlenmesi halinde yeniden HAGB verilemez” hükümleri getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin peş peşe iptal kararları üzerine 7445 ve 7499 sayılı Kanunlarla itiraz ve istinaf yolları bakımından değişiklikler yapılmıştır. Son iptal kararı, kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği işkence, eziyet ve kötü muamele suçlarında yasal güvence bulunmamasını gerekçe göstermiştir.
Hukuki Niteliği ve Değişen Karakteri
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun pek çok kararında (örneğin 2006/6.MD-346 E., 2008/25 K.; 2017/11-114 E., 2021/99 K.) vurgulandığı üzere HAGB, kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmamasını ve askıda kalmasını ifade eder. CMK m.231/5 son cümle de bunu desteklemektedir. Ancak 7499 sayılı Kanun ile “müsadere hariç” ibaresinin eklenmesi, müsadere kararının infaz edilebilmesine olanak tanımıştır.
Ayrıca 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kanunu m.10/1-f gibi özel kanunlardaki “HAGB verilmiş olsa bile” ibareleri, mahkumiyetin bazı hukuki sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Dolayısıyla kurum, özü itibarıyla mahkumiyet hükmünü askıda tutsa da, sosyal ve mesleki hayata yansımaları bakımından belirli sonuçlar üretmektedir. Bu ikili yapı, kurumun niteliği tartışmalarının temelini oluşturmaktadır.
Eleştiriler ve AYM Kararları
Kurum, cezasızlık algısı yarattığı, itirazların şekli incelendiği, mahkemelerin kolaycı davrandığı ve sanığın kabul beyanının yeterince aydınlatılmadığı gerekçeleriyle eleştirilmiştir. Bireysel başvuru yoluyla birçok hak ihlali kararı verilmiş, norm denetimi yoluyla da birden fazla iptal kararı çıkmıştır. AYM, 2021/121 E.-2022/88 K. ile itiraz kanun yolunu, 2022/120 E.-2023/107 K. ile tüm maddeyi, son olarak da 2024/98 E.-2025/149 K. ile kamu görevlilerinin işkence ve eziyet suçları bakımından yasal güvence eksikliğini gerekçe göstererek iptal etmiştir.
Bazı görüşler, cezasızlık algısına son vermek için HAGB’den tamamen vazgeçilmesini önermektedir. Ancak yazar, bu görüşe katılmamaktadır.
HAGB’nin Toplumsal İşlevi ve Koruyucu Etkisi
CMK m.231/13 uyarınca HAGB kararları özel sisteme kaydedilmekte ve ancak soruşturma/kovuşturma kapsamında istenebilmektedir. Bu sayede adli sicilde görünmemekte, hükümlü “sabıkasız” görünmektedir. İş başvurusu, kamu görevi, ekonomik ve sosyal hayata katılım açısından önemli güvenceler sağlamaktadır.
6545 sayılı Kanun ile getirilen “yeniden HAGB verilemez” kuralı ve Yargıtay’ın istikrar kazanan içtihatları (CGK 2020/3-353 E.-2023/662 K.), kurumun “son şans” niteliğini güçlendirmiştir. Çok sayıda HAGB verilmesi istisnai hale gelmiştir.
Erteleme kurumunun HAGB’nin yerini tutmadığı da açıktır. 5237 sayılı TCK’daki erteleme, infaz rejimine ilişkindir ve hükmün infaz edilmiş sayılması sonucunu doğururken, HAGB mahkumiyeti askıda tutmaktadır. 5560 sayılı Kanun’un gerekçesinde de bu fark vurgulanmıştır.
Öneriler ve Sonuç
HAGB’nin tamamen kaldırılması yerine, AYM’nin son iptal kararındaki gerekçeye uygun olarak “kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği işkence (TCK m.94, 95) ve eziyet (TCK m.96)” suçlarının HAGB kapsamı dışında tutulması yönünde CMK m.231/12’ye sınırlı bir düzenleme eklenmesi uygun olacaktır. Genel ve muğlak ifadeler yerine sayma yöntemi tercih edilmeli, orantılılık ilkesi gözetilmelidir.
Kurum, ilk kez suç işleyen sanıklara “toplumsal ikinci şans” sunmakta, ekonomik ve sosyal hayata katılımı korumakta ve yargı yükünü azaltmaktadır. Kaldırılması halinde ileride oluşabilecek boşluğun yeni uyarlama davaları ve yargı yüküyle doldurulması muhtemeldir.
Sonuç olarak, “herkesin ikinci şansı hak ettiği” ilkesiyle hareketle, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçelerine uygun, sınırlı ve hedefe odaklı bir düzenlemenin yapılması, ceza adalet sistemimizin ihtiyacıdır. Bu düzenleme, hem cezasızlık algısını azaltacak hem de bireyin sosyal rehabilitasyonunu destekleyecektir. (1324 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.