Genetik İnceleme Sonuçlarının İmhası Hükmünün İptali – AYM Somut Norm Denetimi Kararı
Lawantra
23.06.2026
Anayasa Mahkemesi (AYM), 25.12.2025 tarihli ve 2025/141 E., 2025/274 K. sayılı somut norm denetimi kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 80. maddesinin ikinci fıkrası ile 82. maddesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Kararın gerekçesi 18.03.2026 tarih ve 33200 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İptal kararı, genetik verilerin özel nitelikli kişisel veri niteliği taşıması ve korunmasına yönelik yeterli yasal güvencelerin bulunmaması üzerine kurulmuştur.
İptal Talebinin Dayanağı ve Mahkeme Gerekçesi
İstanbul Anadolu 90. Asliye Ceza Mahkemesi, Anayasa’nın 2, 13, 17, 20 ve 40. maddelerine aykırılık iddiasıyla CMK m.80/2 ve m.82’nin iptali için AYM’ye başvurmuştur. Mahkeme, genetik inceleme sonuçlarının biyometrik ve genetik veri olarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) m.6 kapsamında özel nitelikli kişisel veri olduğunu, CMK’da bu verilerin saklanma süresi, imha usulü, silinme hakkı ve idari güvencelerin yeterince düzenlenmediğini belirtmiştir.
AYM, kararında öncelikle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının Anayasa m.20 kapsamında insan onuru ve kişiliğin serbest gelişimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulamıştır. KVKK m.6/3(b) uyarınca özel nitelikli verilerin ancak kanunda açıkça öngörülmesi halinde işlenebileceğini hatırlatan Mahkeme, CMK m.80/2’nin kovuşturmaya yer olmadığı, beraat veya CMK m.223/8 kararlarının kesinleşmesi halinde verilerin imha edileceğini düzenlediğini, ancak mahkumiyet, davanın düşmesi veya reddi gibi diğer hallerde verilerin ne kadar süreyle, hangi koşullarda saklanacağı ve imha usullerinin kanunda düzenlenmediğini tespit etmiştir.
Benzer şekilde CMK m.82’nin, biyolojik örnek alma, inceleme ve saklama usullerini yönetmeliğe bıraktığını, bu durumun kanunilik ilkesini zedelediğini belirtmiştir. AYM, hassas nitelikteki genetik veriler için sınırlamanın “kanunilik, ölçülülük ve öngörülebilirlik” şartlarını karşılaması gerektiğini, mevcut hükümlerin kamu otoritelerine keyfi uygulama imkânı tanıdığını ifade ederek her iki hükmün de Anayasa m.13 ve m.20/3’e aykırılığına hükmetmiştir.
Kararın Hukuki ve Pratik Sonuçları
İptal kararı Resmî Gazete’de yayımından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre içinde kanun koyucunun, genetik verilerin elde edilmesi, saklanması, kullanılması, silinmesi ve imhasına ilişkin usul ve esasları, KVKK, CMK m.75-78 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesiyle uyumlu şekilde yeniden düzenlemesi beklenmektedir. Aksi takdirde, delil niteliğindeki genetik verilerin hukuka aykırı biçimde saklanması veya imha edilememesi, hem soruşturma ve kovuşturmaların geçerliliğini hem de veri sahiplerinin temel haklarını etkileyecektir.
Avukatlar ve Hukuk Profesyonelleri İçin Değerlendirme
Bu karar, ceza hukuku pratiğinde genetik inceleme (DNA analizi) delillerinin kullanımını doğrudan etkileyecektir. CMK m.75 (şüphelinin beden muayenesi), m.76 (başkalarının beden muayenesi) ve m.78 (moleküler genetik inceleme) hükümleri yürürlükte kalmakla birlikte, elde edilen verilerin akıbeti belirsizleşmiştir. Avukatlar, müvekkilleri lehine genetik inceleme taleplerinde bulunurken, verilerin sadece soruşturma amacıyla kullanılacağı, başka amaçla işlenemeyeceği ve belirli hallerde derhal imha edileceği güvencelerini dava dosyalarına açıkça yazmalıdır.
AYM’nin Bestami Eroğlu [GK] kararında (B. No: 2018/23077, 17.09.2020) da vurguladığı üzere, genetik veriler gibi hassas kişisel verilere ilişkin güvenceler daha katı uygulanmalıdır. Bu çerçevede, yeni yasal düzenlemede veri minimizasyonu, amaç sınırlaması, silme hakkı, etkili başvuru yolu ve denetim mekanizmaları yer almalıdır. Aksi halde, 5271 sayılı Kanun’un 206 ve 217. maddeleri uyarınca hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı yönündeki genel ilke, genetik deliller bakımından da sıkça tartışılacaktır.
Hukuk profesyonelleri, iptal kararının yürürlüğe girmesine kadar geçen dokuz aylık sürede mevcut yönetmeliğin (Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fiziki Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmelik) uygulanmaya devam edeceğini dikkate almalıdır. Ancak bu sürenin sonunda doğacak hukuki boşluğun, soruşturma savcılarını ve mahkemeleri zor durumda bırakmaması için ivedi yasal düzenleme şarttır. Anayasa m.153/2, AYM’nin kanun koyucunun yerine geçerek düzenleme yapmasını yasakladığından, sorumluluk tamamen TBMM’dedir.
Sonuç olarak, AYM’nin iptal kararı, kişisel verilerin korunması ile ceza adaletinin dengelenmesi açısından önemli bir kilometre taşıdır. Yeni düzenlemede, genetik verilerin saklanma süresi, imha prosedürü, veri sahibinin itiraz ve silme hakkı, bağımsız denetim mekanizması ve idari yaptırımlar açık, net ve öngörülebilir şekilde düzenlenmelidir. Bu sayede hem etkili soruşturma ilkesi hem de özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkı Anayasa’ya uygun biçimde güvence altına alınmış olacaktır.
(Toplam kelime sayısı: 928)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/5150 E., 2026/1116 K. sayılı Kararı: Karakolda Darp ve Hakaret İddiasının İftira Suçu Olarak Değerlendirilmesi
Yargıtay, karakolda ifadesi alınırken darp ve hakaret gördüğünü iddia eden sanığın, tanık beyanları ve sağlık raporlarıyla çelişen şikayetinin iftira suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Karar, isnat kastının belirlenmesinde tanık ve rapor delillerinin önemini vurgulamaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/22294 E., 2025/5149 K. sayılı Kararı: İnfaz Kurumunda Darp İddiası ve İftira Suçu
Yargıtay, infaz kurumunda kavga olayına karışmadığı halde memurlara darp isnadında bulunan hükümlü sanığın eylemini zincirleme iftira suçu olarak nitelendirmiş ve mahkumiyet hükmünü onamıştır. Karar, kamera görüntüleri ve raporların isnat kastının belirlenmesindeki rolünü vurgulamaktadır.