Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelikte Yapılan Değişiklikler
Lawantra
02.07.2026
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelikte önemli değişiklikler yapmıştır. 12 Temmuz 2014 tarihli ve 29058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’te gerçekleştirilen revizyonlar, özellikle yabancı misyon mensuplarının cihaz kayıt süreçlerini etkilemekte ve uygulamada önemli kolaylıklar getirmektedir.
Değişikliklerin en dikkat çekici unsuru, Yönetmeliğin 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “ses çağrısı başlatma, ses çağrısı sonlandırma ve kısa mesaj başlatma” ibaresinin “ses çağrısı başlatma, ses çağrısı sonlandırma” şeklinde değiştirilmesidir. Bu düzenleme ile kısa mesaj başlatma fonksiyonu, elektronik kimlik kaydı kapsamı dışına çıkarılmıştır. Avukatlar açısından bu değişiklik, özellikle kurumsal iletişimde kullanılan cihazların takibinde yeni bir hukuki çerçeve oluşturmaktadır.
Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi “Başvuru merci: e-Devlet kapısını” şeklinde yeniden kaleme alınmış, (ö) bendindeki “kısa mesaj başlatma” ibaresi ise tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Bu sayede başvuru süreçleri tamamen elektronik ortama taşınmış ve pratikte önemli bir bürokratik yük azaltılmıştır.
En önemli yeniliklerden biri, Yönetmeliğin 10. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (f) bendidir. Buna göre, Dışişleri Bakanlığınca vergi muafiyeti tanındığı belirlenen Yabancı Misyon Kimlik Kartı hamili kişilere, ilgili mevzuat gereği verilen kimlik kartının geçerlilik süresinin sona ermesinden itibaren, ilgili misyon mensubunun cihazının elektronik haberleşme bağlantısı 120 gün içerisinde kesilecektir. Bu düzenleme, diplomatik statüdeki kişilerin cihazlarının takibinde net bir zaman sınırı getirmektedir.
Yönetmeliğin 14. maddesinde de köklü değişiklikler yapılmıştır. İkinci fıkra, Yabancı Misyon Kimlik Kartı hamili kişilerin kimlik kartının geçerli olduğu süre boyunca e-Devlet kapısı üzerinden başvuru yapmasını öngörmektedir. Altıncı fıkra yürürlükten kaldırılmış, yedinci fıkrada “Cihaza” ibaresi “Yolcu beraberinde getirilen cihaza” olarak değiştirilmiş ve yeni bir fıkra eklenmiştir. Eklenen 8. fıkra uyarınca, bu kişilerin cihazlarına ait IMEI numarası veya numaraları, kimlik kartının geçerlilik süresi boyunca beyaz listeye alınacak; kartın süresi sona erdikten sonra ise 120 günlük kullanım süresi sonunda siyah listeye alınacaktır.
Bu düzenleme, özellikle uluslararası hukuki temsilciliklerde çalışan avukatlar için kritik öneme sahiptir. Beyaz liste uygulaması, diplomatik dokunulmazlık ile bağlantılı olarak cihazların sorunsuz kullanımını sağlarken, siyah liste geçişi ise hukuki takibin sınırlarını netleştirmektedir. Ayrıca, 14. maddenin dokuzuncu fıkrasındaki “kurum, kuruluş ve abone kayıt merkezinden” ibaresi “kurum ve kuruluşlardan” şeklinde değiştirilerek, abone kayıt merkezlerinin rolü azaltılmıştır.
Yönetmeliğin 19/A maddesinin ikinci fıkrası da güncellenmiştir. Siyah listeye alınan bir cihazın bir abone numarası ile tekrar kullanılması halinde, cihaz kullanıcısının elektronik haberleşme hizmetlerinden faydalanma talebi, ilgili abone numarası bilgisi ile birlikte işletmeci tarafından derhal Kuruma bildirilecektir. Bu hüküm, kara listeye alınan cihazların yeniden devreye sokulması girişimlerine karşı önemli bir denetim mekanizması oluşturmaktadır.
Yönetmeliğin 20. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ise tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişikliklerin yürürlük tarihi, Yönetmeliğin yayımı tarihi olarak belirlenmiştir. Yürütme yetkisi ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı’na verilmiştir.
Avukatlar ve hukuk profesyonelleri açısından bu değişiklikler, özellikle vergi muafiyeti tanınan yabancı misyon mensuplarının cihaz kayıt süreçlerinde, IMEI takibinde ve beyaz/siyah liste geçişlerinde yeni hukuki yükümlülükler ve prosedürler getirmektedir. Diplomatik statüdeki kişilerin cihazlarının 120 günlük geçiş süresi, olası ihtilaflarda delil niteliği taşıyabilecek önemli bir zaman sınırı oluşturmaktadır. Ayrıca, e-Devlet üzerinden başvuru zorunluluğu, dijital dönüşümün hukuki süreçlerdeki yansımasını bir kez daha ortaya koymaktadır.
Değişiklikler, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki bilişim suçları ile bağlantılı olarak da değerlendirilmelidir. Siyah listeye alınan cihazların yeniden kullanımı durumunda işletmecilerin derhal bildirim yükümlülüğü, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında veri işleme süreçlerini de etkileyebilir. Bu nedenle, uluslararası temsilciliklerde faaliyet gösteren hukuk bürolarının, müvekkillerine verecekleri danışmanlıkta bu yeni prosedürleri titizlikle dikkate almaları gerekmektedir.
Sonuç olarak, Yönetmelik değişikliği hem teknik hem de hukuki açıdan önemli bir güncelleme niteliğindedir. Özellikle yabancı misyon mensuplarına tanınan istisnai rejim, diplomatik ilişkiler hukuku ile ulusal telekomünikasyon mevzuatı arasındaki dengeyi yeniden tesis etmekte ve avukatlara bu alanda yeni inceleme ve takip konuları sunmaktadır. (Word count: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2025/3048 Sayılı Kararı: İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Başvuru Zamanı
Yargıtay, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun, dava açma süresi başladıktan sonra yapılması gerektiğine dair önemli bir içtihat oluşturdu. Bu karar, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı gidererek uygulamada birlik sağladı.
Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2026/1095 Sayılı İlke Kararı: Kaza Mağdurlarının Kişisel Verilerinin İşlenmesi
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, kaza mağdurlarının kişisel verilerinin hukuka aykırı işlenmesine ilişkin önemli bir İlke Kararı yayınladı. 20.05.2026 tarihli ve 2026/1095 sayılı karar, hasar danışmanlığı şirketleri, sigorta eksperleri ve avukatların uyması gereken sınırları netleştirmektedir.