Danıştay 13. Daire’nin 2022/858 E., 2022/5106 K. sayılı Kararı: Lisanssız Yenilenebilir Enerji Üreticilerinin Dağıtım Bedeli İndirimi ve Haklı Beklenti İlkesi
Lawantra
26.06.2026
Danıştay 13. Dairesi, enerji piyasasında lisanssız yenilenebilir enerji üretimi yapan tüzel kişilerin dağıtım sistem kullanım bedellerine ilişkin önemli bir uyuşmazlığı karara bağlamıştır. Dava, 30.12.2021 tarihli Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) kararlarıyla, 31 Aralık 2017 tarihinden önce geçici kabulü yapılan lisanssız üretim tesisleri için öngörülen %75 oranındaki dağıtım bedeli indiriminin 1 Ocak 2022 itibarıyla kaldırılmasına ilişkindir. Bu karar, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında on yıl süreyle YEKDEM’den yararlanan üreticilerin haklı beklentilerini doğrudan etkilemiştir.
Davacı şirket, 5346 sayılı Kanun’un 6/A maddesi uyarınca ihtiyaç fazlası elektriği on yıl boyunca belirlenen fiyatlardan satma ve dağıtım bedelinden %75 indirim alma hakkına dayalı olarak yatırım kararı aldığını, yüksek maliyetli panel alımları, fizibilite çalışmaları ve döviz kredileri kullandığını ileri sürmüştür. İndirim oranının beşinci yılda kaldırılmasıyla dağıtım bedelinin 5,6882 kr/kWh’den 28,2765 kr/kWh’ye yükselmesi, hukuki güvenlik, belirlilik ve kanunilik ilkelerine aykırılık oluşturduğu iddia edilmiştir. Davalı EPDK ise, lisanssız üreticilerin lisanslılardan farklı olarak sistemde yarattığı ek maliyetleri gerekçe göstererek tarife değişikliğinin piyasa dengesini sağlamak amacıyla yapıldığını, tarifelerin kazanılmış hak yaratmadığını savunmuştur.
Daire, ilk olarak usul itirazını reddetmiş ve esasa geçmiştir. 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde EPDK’nın tarife belirleme yetkisi vurgulanmıştır. 5999-3 sayılı Usul ve Esaslar’ın 16. maddesinde 6808, 6838 ve 7070 sayılı Kurul kararlarıyla getirilen indirim, 10699 ve 10700 sayılı kararlarla kaldırılmıştır. Daire, bu değişikliğin kazanılmış hak ihlali oluşturmadığını, zira tarifelerin geleceğe yönelik ve değişken olduğunu belirtmiştir.
Kararın merkezinde “haklı beklenti” ilkesi yer almaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin 2015/41 E., 2017/98 K.; 2012/65 E., 2012/128 K. ve 2017/18 E., 2019/66 K. sayılı kararlarına atıfla, haklı beklenti için meşru beklenti, öngörülemez değişiklik ve baskın kamu yararı bulunmaması şartları aranmıştır. Daire, on yıllık teşvik taahhüdünün yatırımcıda haklı beklenti yarattığını kabul etmekle birlikte, döviz kuru artışı nedeniyle YEKDEM fiyatlarından elde edilen gelirin artması, lisanssız üretimin %97,8’inin ihtiyaç fazlası olarak sisteme verilmesi ve nihaî tüketicilere yansıyan 13,6 milyar TL’lik maliyet nedeniyle indirimin kaldırılmasında baskın kamu yararı bulunduğunu tespit etmiştir. 2021’de 12.216.714 MWh lisanssız üretimin büyük kısmının tüketicilere yansıdığı, indirimin kaldırılmasıyla 2,7 milyar TL’lik maliyetin önlendiği vurgulanmıştır.
Avrupa Birliği Adalet Divanı içtihatları da dikkate alınarak, piyasa şartlarının dinamik olduğu alanlarda basiretli yatırımcıların değişiklikleri öngörmesi gerektiği belirtilmiştir. İndirimin kaldırılmasının ani olmadığı, geçiş dönemi için aynı bedelin uygulandığı ve üreticilere katlanılabilir bir mali yük getirdiği (dağıtım bedelinin satış fiyatının %8,75’i) ifade edilmiştir. Lisanssız üreticilerin muafiyet sınırlarını aşan ticari faaliyetlerinin yarattığı maliyetin tüketicilere yansıtılmaması, 6446 sayılı Kanun’un piyasa modeline uygun bulunmuştur.
Karşı oylarda ise, on yıllık taahhüdün beşinci yılda geçiş hükmü olmaksızın kaldırılmasının hukuki güvenlik ve idari istikrarı zedelediği, Anayasa Mahkemesi’nin harp okulu kararının (2017/18 E., 2019/66 K.) somut olayla kıyaslanamayacağı, nihaî tüketici yararı ile üretici külfeti arasında adil dengenin kurulmadığı ileri sürülmüştür. Çoğunluk görüşü, kamu yararı gerekçesini ağır basar bulmuştur.
Bu karar, avukatlar için yenilenebilir enerji yatırımlarında devlet teşviklerine güvenin sınırlarını, haklı beklenti doktrininin uygulanışını ve EPDK’nın takdir yetkisinin genişliğini göstermesi açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle 5346 sayılı Kanun’un I sayılı Cetveli’ndeki fiyat garantisi ile Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği m. 9’un maliyet unsurlarının dengelenmesi, gelecekteki tarife değişikliklerinde dikkate alınması gereken unsurlardır. Karar, yatırımcıların basiretli davranma yükümlülüğünü ve kamu yararının bireysel beklentilere üstünlüğünü teyit etmektedir.
Sonuç olarak, Danıştay davanın reddine hükmetmiştir. Karar, enerji hukuku pratisyenlerine, teşvik mekanizmalarının değişken niteliğini, haklı beklenti ile kamu yararı dengesini ve tarife düzenlemelerinde EPDK’nın geniş yetkisini hatırlatmaktadır. (Yaklaşık 850 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği, Kapsamı ve Uygulamada Ortaya Çıkan Hukuki Uyuşmazlıklar
Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) sözleşmeleri, Borçlar Hukuku, İcra ve İflas Hukuku ile Şirketler Hukuku'nun kesişim noktasında yer alan karma bir yapıya sahiptir. Tasarrufun iptali davaları, yönetim kurulu sorumluluğu ve kamu alacaklarının önceliği gibi riskler, avukatlar için kritik mesleki değerlendirme konularıdır.
12. Yargı Paketi Adalet Komisyonu'nda Kabul Edildi: İBAN Mağdurlarına İndirim ve Önemli Usul Değişiklikleri
TBMM Adalet Komisyonu tarafından kabul edilen 12. Yargı Paketi, icra takiplerinde idareye başvuru zorunluluğu, miras satışlarında yeni usuller, HAGB sınırlamaları, belirsiz alacak davasının kaldırılması ve nitelikli dolandırıcılıkta IBAN mağdurlarına ceza indirimi gibi birçok önemli düzenleme getirmektedir.