Danıştay 13. Daire: Lisans Sahibi Şirket, Anlaşmalı Nakliye Firması Şoförünün İstasyon Sahası Dışında Akaryakıt İkmali Fiilinden Sorumlu Tutulabilir
Lawantra
26.06.2026
Petrol piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi amacıyla kabul edilen 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu, lisans sahiplerine önemli yükümlülükler getirmektedir. Bu yükümlülüklerin ihlali halinde öngörülen idari yaptırımlar, özellikle bayilik lisansı sahipleri açısından sıkça yargı denetimine konu olmaktadır. Danıştay 13. Dairesi’nin 2021/536 E., 2024/207 K. sayılı kararı, lisans sahibi şirketlerin faaliyet çerçevesinde görev üstlenen üçüncü kişilerin eylemlerinden doğan sorumluluğunun sınırlarını belirlemesi bakımından avukatlar ve hukuk profesyonelleri için önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Maddi Olay ve Yargılama Süreci
06.06.2017 tarihinde Trabzon-Maçka Karayolu üzerinde gerçekleştirilen denetimde, davacı Petrolcülük A.Ş.’ye ait tanker, M.K. isimli şahsa ait oto yıkamacısında bulunan varillere vidanjör yardımıyla akaryakıt dolumu yaparken tespit edilmiştir. Olay tutanağına göre tanker şoförü Ü.G., tonaj fazlası yakıtı geçici olarak yıkamacıya bıraktığını, firma yöneticilerinin bundan haberdar olduğunu beyan etmiştir. Oto yıkamacısı sahibi ise akaryakıtın satılmadığını, ödünç bidon verildiğini ve yakıtın geri alınacağını ifade etmiştir. Yapılan analizde ulusal marker seviyesinin geçerli olduğu tespit edilmiş, ancak soruşturma sonucunda Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi ile (f) bendi uyarınca davacı şirkete 87.815,00 TL idari para cezası vermiştir.
İlk Derece İdare Mahkemesi, fiilin tanker şoförünün bireysel eylemi olduğunu, şirket ile olay arasında illiyet bağı kurulamadığını ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık bulunduğunu belirterek cezanın iptaline karar vermiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi de bu kararı usul ve esasa uygun bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir. Davalı idare, temyiz aşamasında Kabahatler Kanunu md. 8 ile 5015 sayılı Kanun’un lisans sahibine yüklediği özen yükümlülüğünü öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Danıştay’ın Hukuki Değerlendirmesi
Danıştay 13. Dairesi, temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur. Kararın temel dayanağı, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 4. maddesinde düzenlenen lisans sahibinin özen yükümlülüğüdür. Lisans sahibi, piyasada kötüniyet veya tehlikeli eylem sonucunu doğuracak her türlü işlemden kaçınmak, bunların oluşumunu engellemek için tedbir almak ve istenmeyen durumları gidermek zorundadır. Ayrıca, 9. maddenin yedinci fıkrası, araçlara akaryakıt ikmalinin bayilik lisansı ve yeterli donanıma sahip istasyonlar dışında yapılamayacağını açıkça hükme bağlamıştır.
Danıştay, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 8. maddesinin birinci fıkrasını da titizlikle incelemiştir. Bu hüküm, “Organ veya temsilcilik görevi yapan ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı tüzel kişi hakkında da idari yaptırım uygulanabilir” demektedir. Mahkeme, anlaşmalı nakliye şirketi şoförünün, bayilik lisansı sahibi şirketin akaryakıt taşıma faaliyeti çerçevesinde görev üstlendiğini, dolayısıyla şirketin bu eylemden sorumlu tutulabileceğini kabul etmiştir.
Kararda özellikle vurgulanan husus, ulusal marker seviyesinin geçerli olmasının tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmadığıdır. Marker analizi, yakıtın kaçak olup olmadığını gösterse de, istasyon sahası dışında ikmal yapılması ayrı bir mevzuat ihlalidir. Lisans sahibinin özen yükümlülüğü, çalışanların veya anlaşmalı kişilerin fiillerini önleyici tedbirleri alma zorunluluğunu da içermektedir. Danıştay, somut olayda şirketin bu tedbirleri almadığını, dolayısıyla idari para cezasının hukuka uygun olduğunu tespit etmiştir.
Kararın Avukatlar ve Hukuk Profesyonelleri Açısından Değeri
Bu karar, idari yaptırım hukukunda tüzel kişi sorumluluğunun genişletici yorumlandığı önemli bir emsaldir. Özellikle akaryakıt dağıtım zincirinde bayi-nakliyeci-lisans sahibi ilişkilerinde, 5015 sayılı Kanun’un 4. ve 9. maddeleri ile Kabahatler Kanunu md. 8’in birlikte okunması gerektiği vurgulanmaktadır. Avukatlar, müvekkilleri adına savunma hazırlarken şu hususlara dikkat etmelidir:
- Lisans sahibinin özen yükümlülüğünün kapsamı (önleyici tedbir alma, denetim mekanizması kurma)
- Faaliyet çerçevesinde görev üstlenen kişilerin (anlaşmalı nakliyeciler, şoförler) eylemlerinin tüzel kişiye isnat edilebilirliği
- Cezaların şahsiliği ilkesi ile idari sorumluluk arasındaki denge
- Marker analizi ile fiilin hukuki nitelendirilmesi arasındaki ayrım
Karar aynı zamanda idari yargıda delil değerlendirmesinin önemini de ortaya koymaktadır. Tutanaklar, şoför ve tanık beyanları, kapasite raporları ve lisans şartları bütüncül olarak incelenmelidir. Danıştay’ın bozma kararı, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin “illiyet bağı yok” değerlendirmesini yetersiz bulmuş, lisans sahibinin yasal özen yükümlülüğünü ön plana çıkarmıştır.
Sonuç ve Uygulama Alanı
Danıştay 13. Dairesi’nin 16.01.2024 tarihli, 2021/536 E., 2024/207 K. sayılı kararı, petrol piyasasında faaliyet gösteren şirketlerin risk yönetimini gözden geçirmeleri gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Lisans sahipleri, anlaşmalı oldukları nakliye firmalarının personelini de kapsayan etkin bir uyum ve denetim programı oluşturmak zorundadır. Aksi halde, marker seviyesi geçerli olsa dahi, istasyon sahası dışında ikmal gibi fiillerden doğan idari para cezaları hukuken geçerli kabul edilecektir.
Bu içtihat, 5015 sayılı Kanun’un amacına uygun olarak piyasanın şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı işleyişini koruma amacını güçlendirmektedir. Avukatlar, benzer uyuşmazlıklarda hem idari yaptırım kararlarına itiraz ederken hem de uyum danışmanlığı verirken bu kararı referans almalıdır. Kararın, özellikle dağıtım şirketleri ve bayilik lisansı sahipleri için oluşturduğu hukuki riskler, sözleşmelerde ek güvence maddeleri ve iç denetim prosedürleri ile minimize edilebilir.
(Toplam kelime sayısı: 928)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği, Kapsamı ve Uygulamada Ortaya Çıkan Hukuki Uyuşmazlıklar
Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) sözleşmeleri, Borçlar Hukuku, İcra ve İflas Hukuku ile Şirketler Hukuku'nun kesişim noktasında yer alan karma bir yapıya sahiptir. Tasarrufun iptali davaları, yönetim kurulu sorumluluğu ve kamu alacaklarının önceliği gibi riskler, avukatlar için kritik mesleki değerlendirme konularıdır.
12. Yargı Paketi Adalet Komisyonu'nda Kabul Edildi: İBAN Mağdurlarına İndirim ve Önemli Usul Değişiklikleri
TBMM Adalet Komisyonu tarafından kabul edilen 12. Yargı Paketi, icra takiplerinde idareye başvuru zorunluluğu, miras satışlarında yeni usuller, HAGB sınırlamaları, belirsiz alacak davasının kaldırılması ve nitelikli dolandırıcılıkta IBAN mağdurlarına ceza indirimi gibi birçok önemli düzenleme getirmektedir.