Danıştay 12. Daire: Sözleşmeli Sağlık Personeli Sözleşmesinin Feshinde Yetki Devri ve Taşra Teşkilatı Sorumluluğu
Lawantra
07.06.2026
Danıştay Onikinci Dairesi, sözleşmeli sağlık personeli statüsünde görev yapan bir sağlık teknikerinin hizmet sözleşmesinin feshi işlemine ilişkin önemli bir hukuki inceleme gerçekleştirmiştir. Karar, idari yargı mercilerinin yetki unsuru üzerinden verdikleri iptal kararlarının temyiz incelemesi sonucunda şekillenmiş olup, avukatlar ve idare hukuku uzmanları açısından önemli mesleki çıkarımlar içermektedir.
Olayın Maddi Boyutu ve Yargılama Süreci
Dava, Ağrı Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün, 663 sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 45/A maddesi uyarınca Devlet Hastanesinde sözleşmeli sağlık teknikeri olarak görev yapan davacının, mazeretsiz ve kesintisiz üç gün veya toplam on gün süreyle göreve gelmemesi nedeniyle hizmet sözleşmesini 9. maddenin (b) bendi uyarınca feshetmesi üzerine açılmıştır. Davacı, işlemin iptalini ve yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir.
İlk Derece İdare Mahkemesi, davacının ilk atama onayının Sağlık Bakanlığı tarafından yapılıp yapılmadığının netleştirilememesini gerekçe göstererek, sözleşmenin feshinin de ilk atamayı yapan merci tarafından (Sağlık Bakanlığı) yapılması gerektiğini belirterek işlemi yetki yönünden sakat bulmuş ve iptaline karar vermiştir. Mahkeme, davalı idarenin ara kararlarına yeterli yanıt vermemesini de bu sonuca dayanak yapmıştır. Bölge İdare Mahkemesi ise istinaf başvurusunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca reddetmiştir.
Davalı idare, temyiz aşamasında hizmet sözleşmesinin Sağlık Bakanlığı adına il sağlık müdürü tarafından imzalandığını, yetki devrinin mevcut olduğunu ve mahkemenin bu hususta yeterli inceleme yapmadığını ileri sürmüştür.
Danıştay’ın Hukuki Değerlendirmesi ve Mevzuat İncelemesi
Danıştay 12. Daire, 663 sayılı KHK’nın 45/A maddesini mercek altına almıştır. Madde, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarının, özellikle personel istihdamında güçlük çekilen yerlerde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli personel istihdam edebileceğini hükme bağlamaktadır. KHK’nın 42. maddesinin dokuzuncu fıkrası ise, ekli (II) sayılı cetveldeki pozisyonlarda sözleşmeli personelin sözleşmelerinin Bakan tarafından imzalanacağını, ancak Bakanın bu yetkiyi merkez ve taşra teşkilatındaki yöneticilere devredebileceğini açıkça düzenlemektedir. Aynı KHK’nın 45/A maddesinin sekizinci fıkrası da atamanın sözleşmenin imzalanmasıyla geçerlilik kazanacağını belirtmektedir.
Daire, dosyadaki belgelerden ilk hizmet sözleşmesinin il sağlık müdürü tarafından imzalandığını tespit etmiştir. Bu durum, yetki devrinin fiilen uygulandığını göstermektedir. Dolayısıyla, sözleşmenin feshi yetkisinin de aynı taşra teşkilatı birimi olan İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kullanılması hukuka uygundur. Danıştay, ilk derece ve bölge mahkemelerinin yetki itirazını kabul etmesini hukuka aykırı bulmuş, uyuşmazlığın esası incelenmeden verilen kararları bozmuştur.
Kararda özellikle vurgulanan husus, idari işlemlerin yetki unsuru bakımından değerlendirilmesinde, fiili yetki devri uygulamalarının göz ardı edilmemesi gerektiğidir. Avukatlar açısından bu karar, idari davalarda yetki itirazlarını hazırlarken mevzuattaki yetki devri hükümlerini ve bunların fiili uygulamasını titizlikle araştırmanın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Karar Sonucu ve Mesleki Değerlendirme
Danıştay 12. Daire, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca temyiz istemini kabul etmiş, Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur. Dosya, yeniden karar verilmek üzere ilgili Bölge İdare Mahkemesine gönderilmiştir. Karar oybirliğiyle alınmıştır.
Bu karar, idare hukuku pratiğinde sözleşmeli personel rejiminin işleyişi bakımından emsal niteliği taşımaktadır. Özellikle 663 sayılı KHK kapsamında istihdam edilen binlerce sağlık personelinin sözleşme fesihlerinde yetki tartışmalarının önüne geçilmesi açısından önemlidir. Avukatlar, benzer davalarda idari merciin yetki devri zincirini somut delillerle ortaya koymak suretiyle mahkemeleri ikna etme stratejilerini gözden geçirmelidir.
Ayrıca karar, idari yargı mercilerinin ara kararlarına idarenin zamanında ve yeterli yanıt vermemesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara da dikkat çekmektedir. Ancak nihai olarak, fiiliyetin (sözleşmenin il sağlık müdürü tarafından imzalanmış olması) hukuki yetki devrini doğruladığı kabul edilmiştir.
Sonuç
Danıştay’ın bu incelemesi, idari işlemlerin tesisinde yetki devrinin hem teorik hem de pratik boyutlarını başarıyla harmanlamıştır. Hukuk profesyonelleri için, benzer uyuşmazlıklarda mevzuat maddelerini (özellikle 663 sayılı KHK m. 42 ve 45/A) titizlikle yorumlamanın ve somut olayın özelliklerini göz ardı etmemenin kritik önemini vurgulamaktadır. Karar, idari yargıda bozma sonrası yeniden yargılama süreçlerinde de yol gösterici niteliktedir.
(Toplam kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.