Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/7146 E., 2018/4028 K. Kararı: Şube Müdürlerinin SGK Prim Borçlarından Sorumluluğu
Lawantra
23.04.2026
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin Önemli Kararı: Şube Temsilcilerinin Kamu Alacaklarındaki Sorumluluğu
Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2016/7146 E., 2018/4028 K. sayılı ve 25.04.2018 tarihli kararı, işveren vekillerinin ve şube müdürlerinin sosyal güvenlik prim borçlarından doğan müteselsil sorumluluk konusunda kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Bu karar, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. ve mükerrer 35. maddelerinin yorumunda yol gösterici unsurlar içermektedir.
Olayın Özeti ve Mahkeme Süreci
Dava, bir limited şirketin şubesine ilişkin 2015/4-5 ayları için düzenlenen 2015/011957 sayılı ödeme emrinin iptali ve borçlu olunmadığının tespiti talebiyle İş Mahkemesi'nde görülmüştür. Davacı, şirketin şubesi adına yetkili temsilci olarak atanmış bir kişi olup, mahkemece ödeme emrinin usulüne uygun düzenlenmediği gerekçesiyle dava kabul edilmiştir. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) vekili tarafından temyiz edilen hüküm, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nce bozulmuştur.
Yargıtay, mahkemenin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yaptığını vurgulamış; tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğunu ilgili kanun hükümleri çerçevesinde analiz etmiştir. Özellikle, eski 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 80/12. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 88/20. fıkrasındaki düzenlemeler, prim tahakkuku ve tediyesinde gecikme halinde üst düzey yöneticilerin müteselsil sorumluluğunu tanımlamaktadır.
Hukuki Dayanaklar ve Sorumluluk Kriterleri
5510 sayılı Kanun'un 88/20. maddesi şu şekildedir: "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur."
Benzer şekilde, 506 sayılı Kanun'un 80/12. maddesi de paraleldir. Yargıtay, bu hükümlerin şirketin ana yönetiminde yetkili kişileri kapsadığını, şube müdürlerini otomatik olarak içermediğini belirtmiştir. Somut olayda davacı, 25.09.2012 tarihli ortaklar genel kurul kararı ile şubeyi münferiden temsil ve ilzam yetkisiyle atanmış; yetkisi 20.05.2015'e kadar sürmüş ve borç dönemi (2015/4-5) bu kapsamdadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 371/1 ve 623. maddeleri de değerlendirilmiştir:
- TTK m. 371/1: Temsile yetkili olanlar, şirket adına her türlü hukuki işlemi yapabilir.
- TTK m. 623: Limited şirketlerde yönetim ve temsil, şirket sözleşmesiyle düzenlenir; müdürler yönetime ilişkin tüm konularda yetkilidir.
Yargıtay, davacının şube idaresi ve temsili yetkisine sahip olduğunu kabul etmekle birlikte, mali yetki eksikliğini kritik görmüştür. Şube müdürü, idari konularda yetkilendirilmiş olsa da, prim borçlarından sorumlu tutulabilmesi için hem idari hem mali temsil yetkisine sahip olmalıdır. Aksi halde, 5510 md. 88/20 kapsamında "üst düzey yönetici veya kanuni temsilci" sayılmaz.
Bozma Nedenleri ve Yapılması Gerekenler
Kararda, aşağıdaki hususların araştırılması gerektiği vurgulanmıştır:
- Davacıya prim ödemeyi kapsayan mali yetki verilip verilmediği.
- Şubeye veya davacıya harcama için para tahsis edilip edilmediği.
- Muhasebe işlemlerinin genel merkezce mi yoksa şubede mi yapıldığı.
- Davacının imza sirkülerinde mali yetkisinin bulunup bulunmadığı.
Eğer mali yetki yoksa, bu durum davacı için haklı sebep teşkil eder ve sorumluluktan kurtulur. Yargıtay, bu maddi ve hukuki olguların göz ardı edildiğini belirterek hükmü bozmuştur.
Mesleki Değerlendirme ve Uygulama Önerileri
Bu içtihat, SGK icra takiplerinde vekil avukatlar için stratejik öneme sahiptir. Şube müdürleri sıklıkla hedef alınmakta olup, yetki belgeleri (ortaklar kurulu kararları, imza sirküleri, harcama talimatları) titizlikle incelenmelidir. Özellikle limited şirketlerde TTK md. 623'ün sınırları dikkate alınmalı; şubenin mali özerkliği araştırılmalıdır.
Ayrıca, 6183 sayılı Kanun md. 35 ve mük. 35 ile çapraz bağlantı kurulması, kamu alacaklarında kişisel sorumluluğu genişleten bir eğilimi yansıtmaktadır. Avukatlar, müvekkillerine yetki devirlerinde mali sorumlulukları sınırlayıcı sözleşme hükümleri önermelidir.
Karar, SGK prim davalarında delil toplama yükümlülüğünü mahkemelere hatırlatmakta; eksik incelemelerin bozma nedeni oluşturduğunu teyit etmektedir. Hukuk pratiğinde, bu tür davalarda bilirkişi incelemesi talep edilebilir.
Toplamda, Yargıtay'ın yaklaşımı, sorumluluğu somut yetkiyle sınırlayarak hukuki güvenlik sağlamaktadır. Bu karar, benzer uyuşmazlıklarda emsal teşkil edecek niteliktedir.
(Kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Adalet Bakanı Gürlek: Faili Meçhul Dosyalar Özel Birimce Yeniden İncelenecek
Bakan Gürlek, faili meçhul ve takipsizlik dosyaları için özel birim kurduklarını açıkladı. Gülistan Doku dahil hassas davalarda titiz inceleme.
Dicle Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapıldı
Dicle Üniv., lisansüstü yönetmeliğini güncelledi: Yeni sınavlar (DUS,VUS,EUS), yatay geçiş, tez danışmanlığı ve AKTS kuralları.