Anayasa Mahkemesi'nden Adli Kontrol Azami Sürelerinde Kanun Yolu Dönemlerini Dahil Eden Dönüm Noktası Karar: Tutuklulukla Karşılaştırmalı Analiz
Lawantra
19.04.2026
Anayasa Mahkemesi'nden Adli Kontrol Azami Sürelerinde Kanun Yolu Dönemlerini Dahil Eden Dönüm Noktası Karar: Tutuklulukla Karşılaştırmalı Analiz
Giriş: Adli Kontrol Uygulamasındaki Kronik Sorunlar
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.109 ve devamındaki adli kontrol tedbirleri, özgürlükten yoksun bırakma niteliği taşımayan alternatif koruma önlemleri olarak tasarlanmıştır. Ancak pratikte, bu tedbirlerin azami sürelerinin hesaplanmasında istinaf ve temyiz süreçlerindeki sürelerin dışlanması, ciddi hukuki tartışmalara yol açmaktadır. Bu yaklaşım, CMK m.110/A'daki azami süre düzenlemelerinin lafzına ve ruhuna aykırıdır. Anayasa Mahkemesi (AYM), 16.04.2026 tarihli ve 33226 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan V.K. kararında (B. No: 2023/95649, 16/12/2025), bu soruna net bir çözüm getirmiştir.
Karar, adli kontrol için öngörülen azami sürelerin tüm yargılama aşamalarını kapsayacağını açıkça belirtmiş; tutuklulukta uygulanan "suç isnadına bağlı" ve "mahkumiyete bağlı" ayrımını adli kontrol için geçersiz kılmıştır. Bu, avukatlar için müvekkil savunmalarında stratejik bir araçtır.
AYM Kararının Somut Vakası ve Gerekçesi
Başvurucuya, 21.08.2016'da terör örgütü üyeliği suçundan yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanmış; 04.10.2018'de 7 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, ancak tedbir değerlendirilmemiştir. İstinaf 07.10.2019'da reddedilmiş, temyiz devam ederken 05.10.2023'te başvurucu yakalanarak adli kontrole uymama gerekçesiyle tutuklanmıştır. Tutuklama kararında, CMK m.110/A'daki terör suçları için 7 yıllık azami sürenin kanun yolunda geçen süreleri kapsamayacağı iddia edilmiştir.
AYM, CMK m.110/A'nın soruşturma/kovuşturma veya hüküm öncesi/sonrası ayrımı yapmadığını vurgulamış; adli kontrolün özgürlükten yoksun bırakma içermeyen niteliği nedeniyle tutukluluk ayrımının uygulanamayacağını belirtmiştir (§40-41). Süresi aşılmış tedbire uyulmama nedeniyle tutuklama, kanuni dayanaktan yoksun bulunmuştur.
Bu karar, CMK m.109/3'teki adli kontrol seçeneklerinin ölçüsüz sınırlamaya dönüşmesini önler. Yargılamanın makul sürede tamamlanmamasının yükü sanığa yüklenemez; AYM, bu yükümlülüğü yargı erkinin omuzlarına bırakmıştır.
Tutukluluk Tedbiriyle Karşılaştırmalı Değerlendirme
Tutukluluk (CMK m.102) ve adli kontrol (m.110/A), koruma tedbirleri olarak aynı amacı taşır: Delil koruma, kaçma şüphesi giderme ve hüküm infazı güvencesi. Her ikisi de Anayasa m.19 ve İHAS m.5 kapsamında sınırlıdır. Ancak uygulamada tutarsızlıklar hâkimdir:
-
Tutuklulukta Sorunlar: CMK m.102/2'deki "uzatma süresi toplam üç yılı geçemez" ifadesi, ağır cezalık suçlarda 2+3 yıl (toplam 5 yıl) olarak yorumlanmakta; istinaf/temyiz süreleri hariç tutulmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (12.04.2011, 2011/1-51 E., 2011/42 K.), İHAM içtihadına dayanarak "hükmen tutukluluk" ayrımı yapmıştır. Bu, CMK lafzına ve Anayasa m.13'e aykırıdır; zira iç hukuk İHAS'tan (m.53) daha yüksek güvence sağlar.
-
Adli Kontrol Avantajı: AYM, kanun yolunda geçen sürelerin dahil edileceğini hükme bağlamıştır. Tutuklulukta ise ayrım devam etmekte; bu tutarsızlık, CMK m.2/1-b,f uyarınca sanıklık statüsünün devam ettiği kanun yollarında azami sürelerin uygulanmasını gerektirir.
Avukatlar için pratik öneri: Tutuklulukta da AYM içtihadını gerekçe göstererek süre mahsubu talep edin; Anayasa m.13 ve m.36 (makul süre) ihlali iddiası güçlendirir.
Hukuki ve Uygulamacı Perspektifi
AYM'nin yaklaşımı, İHAM'ın "makul süre" testini iç hukuka uyarlamış; ancak İHAM'ın özerk yorumlarını (uzun tutukluluk ayrımı) doğrudan ithal etmemiştir. CMK m.102/1-2, kovuşturma aşamasının bütününü kapsar; ilk derece sınırlaması "kanunilik ilkesine" (Anayasa m.38) aykırıdır.
Mesleki Değer: Savunmacılar, adli kontrol uzatmalarında kanun yolu sürelerini hesaplayarak tahliye/müddetname taleplerini güçlendirebilir. İdareciler için ise titiz inceleme zorunluluğu doğar; süresi dolmuş tedbirle yeni tutuklama hukuksuzdur.
Uygulamada, terör suçlarında 7 yıl azami süre (m.110/A) tüm aşamaları kapsar. Yargıtay ve AYM uyumu sağlanırsa, kişi hürriyeti standartları yükselecektir.
Sonuç ve Öneriler
AYM kararı, adli kontrolü güçlendirirken tutukluluk reformunu tetiklemelidir. CMK'da kanun yolu sürelerini açıkça dahil eden düzenleme şarttır. Avukatlar, bu içtihadı müvekkil lehine maksimize etmeli; Yargıtay'dan benzer tutum beklenmelidir.
(Kelime sayısı: 852)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Ceza Muhakemesinde Egosantrik Yanlılık: Hibrit Kopuş Savunması ile Beş Kritik Görünüm
Ceza muhakemesinde egosantrik bias, hâkimden sanığa kadar tüm aktörlerin kendi perspektiflerini doğal merkez olarak görmesiyle adalet sürecini bozar. Hibrit Kopuş Savunması, bu bilişsel tuzakları aşmak için stratejik bir çerçeve sunar.
Yargıtay 12. HD 2025/8861 E., 2026/603 K.: Görev/Yetki Kararları Kesin Niteliği ve Temyiz Yasağı
BAM görev/yetki kararları HMK m.353/1-a-3 ve m.362/1-c gereği kesin; temyiz edilemez. Meskeniyet şikâyeti üzerine yetkisizlik istinafı reddedilmiştir.