Kitle İletişim Yayınlarında Kişilik Hakları ve Basın Özgürlüğü: Mevcut Düzenlemeler, Uygulama Sorunları ve Çözüm Önerileri
Lawantra
19.04.2026
Kitle İletişim Yayınlarında Kişilik Hakları ve Basın Özgürlüğü: Mevcut Düzenlemeler, Uygulama Sorunları ve Çözüm Önerileri
Kitle iletişim araçlarının hızlı evrimi, Türk hukukunda kişilik haklarının korunması ile basın özgürlüğü arasında hassas bir denge kurma zorunluluğunu beraberinde getirmiştir. Gazete, televizyon, radyo ve özellikle internet yayınlarının yaygınlaşması, farklı kanunlarla düzenlenen usul ve esasların çakışmasına yol açmıştır. Bu durum, hem mağdurların hak arama süreçlerini karmaşıklaştırmakta hem de yayıncıların öngörülebilirlikten yoksun kalmasına neden olmaktadır. Profesyonel hukukçular için bu alan, stratejik dava yönetimi ve mevzuat takibi açısından kritik öneme sahiptir.
Mevcut Mevzuatın Tarihsel ve Yapısal Sorunları
Türk hukukunda kitle iletişim araçlarına ilişkin düzenlemeler, her yeni yayın türü veya toplumsal sorunla birlikte ek kanunlar veya değişikliklerle şekillenmiştir. Başlıca ilgili kanunlar arasında 5187 sayılı Basın Kanunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 2954 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kanunu, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 5894 sayılı Beyanname Kanunu, 5395 sayılı Türkiye Belediyeler Birliği Kanunu ve 2860 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu yer almaktadır. Bu kanunların yürürlüğe giriş tarihleri ve sık değişiklikleri, uygulamada tutarsızlıklara yol açmaktadır. Son önemli müdahale, 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanun ile gerçekleştirilmiştir.
Bu dağınık yapı, aynı ihlal içeren bir yayının gazete, internet sitesi veya sosyal medyada yer alması durumunda farklı usul yollarına başvurulmasını gerektirmektedir. Örneğin, bir kişilik hakkı ihlali, birden fazla platformda yayıldığında, her biri için ayrı süreler, başvuru makamları ve yaptırımlar devreye girmektedir. Bu, usul ekonomisi ilkesine aykırıdır ve tarafların (hem mağdurlar hem yayıncılar) süreçleri uzatarak ek yükümlülüklere maruz kalmasına neden olur.
Öne Çıkan Uygulama Sorunları ve Çözüm Önerileri
1. Usul Farklılıkları ve Hızlı Etkin Koruma İhtiyacı
Yayın türüne göre değişen süreçler (süreler, başvuru merci, kanun yolları, yaptırımlar), aynı hukuki yararın korunmasında tutarsız sonuçlar doğurmaktadır. Öneri: Tüm kitle iletişim kanunlarının (5187, 5651, 2954, 6112 vb.) ilgili hükümleri, geniş paydaş katılımıyla (yargı, üniversiteler, basın kuruluşları) tek bir kodifikasyon altında birleştirilmelidir. Bu, ölçülülük ilkesi (elverişlilik, gereklilik, orantılılık) çerçevesinde hızlı ve etkin infaz sağlayacaktır. 7418 sayılı Kanun'un getirdiği yenilikler olumlu olmakla birlikte, tam kodifikasyon şarttır.
2. Eğitim ve Müfredat Eksikliği
'Bilişim hukuku' olarak adlandırılan alan, iletişim fakülteleri ve hukuk programlarında yetersiz yer almaktadır. Öneri: Hukuk fakültelerinde temel ders olarak okutulmalı, akademik eserler artırılmalı, staj ve meslek içi eğitimlerde ağırlıklandırılmalıdır. Bu, uygulamadaki hataları minimize ederek yeknesak kararlar doğuracaktır.
3. 'Eser' ve 'Yayın' Tanımlarındaki Belirsizlik
5187 sayılı Kanun'da 'eser sahibi' tanımlanmış ancak 'eser' tanımı yoktur. 5846 sayılı Kanun'da mevcut olsa da, internet yayınlarını kapsayıp kapsamadığı tartışmalıdır. Öneri: 'Eser' yerine 'yayın' veya 'eser ya da internet haber sitesi yayını' ifadesi getirilmeli; telif koruması için 5187 sayılı Kanun'a 5846 sayılı Kanun'a atıf eklenmeli veya haber/yayıncılık içerikleri 5846'ya dahil edilmelidir.
4. İnternet İçerik Kaldırma Usullerindeki Çakışmalar
5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi (kişilik hakkı ihlali) ile 9/A maddesi (özel hayatın gizliliği), korunan yararın benzerliği nedeniyle karıştırılmaktadır. Benzer şekilde 8. ve 8/A maddeleri katalog suçlar ile genel güvenlik açısından örtüşmektedir. AYM'nin 11.10.2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararı ile 9. madde tamamen, 8/A kısmen iptal edilmiş olup, yürürlük 10.10.2024'tür. Öneri: 9 ve 9/A maddeleri birleştirilmeli; diğer kanunlardaki (5846/4.Ek, 5894/1.Ek, 5395/41/G, 5411/150, 2860/6) içerikler 5651 ile uyumlu hale getirilmelidir.
Sonuç ve Mesleki Değer
Bu sorunlar, hem kişilik hakları mağdurlarının etkin korunmasını hem basın özgürlüğünün ölçüsüz kısıtlanmamasını gerektirmektedir. Avukatlar, bu alanda kodifikasyon çalışmalarını takip ederek müvekkillerine stratejik danışmanlık sunmalıdır. Geniş tartışmalarla yeni bir 'Kitle İletişim Hukuku Kanunu' çıkarılması, yargı yükünü azaltacak ve adil dengeyi sağlayacaktır. (Kaynak: Asım EKREN, ilgili eser).
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Ceza Muhakemesinde Egosantrik Yanlılık: Hibrit Kopuş Savunması ile Beş Kritik Görünüm
Ceza muhakemesinde egosantrik bias, hâkimden sanığa kadar tüm aktörlerin kendi perspektiflerini doğal merkez olarak görmesiyle adalet sürecini bozar. Hibrit Kopuş Savunması, bu bilişsel tuzakları aşmak için stratejik bir çerçeve sunar.
Yargıtay 12. HD 2025/8861 E., 2026/603 K.: Görev/Yetki Kararları Kesin Niteliği ve Temyiz Yasağı
BAM görev/yetki kararları HMK m.353/1-a-3 ve m.362/1-c gereği kesin; temyiz edilemez. Meskeniyet şikâyeti üzerine yetkisizlik istinafı reddedilmiştir.