Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2016/3443 E., 2019/6855 K. Kararı: Avukatın Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Bozma Kararı
Lawantra
17.04.2026
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin Önemli Bozma Kararı: Avukatlıkta Güven İlişkisi ve Ceza Sorumluluğu
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/3443 E., 2019/6855 K. sayılı kararı, avukatların müvekkilleriyle olan mali ilişkilerde doğabilecek cezai sorumluluklara dair kritik içtihatlar sunmaktadır. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK m. 155/2) suçundan verilen mahkumiyet hükmü, temyiz incelemesi sonucunda bozulmuştur. Bu karar, avukatların tahsilat yapma yetkisi, hapis hakkı kullanımı ve zimmet suçuyla (TCK m. 247) ilişkilendirilmesi açısından meslektaşlarımız için yol göstericidir.
Olayın Özeti ve Uyuşmazlık Noktaları
Sanık, Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olup, katılanın vekili olarak Mersin 2. İş Mahkemesi'nin 2008/647 E. sayılı ve 1. İş Mahkemesi'nin 2008/725 E. sayılı davalarında takipçi konumundaydı. Davalıların vekilinden 26 Şubat 2009 tarihinde 30.000 TL harice tahsil etmesine rağmen, vekalet ücreti olarak 3.000 TL mahsup ederek müvekkiline yalnızca 22.000 TL ödediği ve kalanını uhdesinde tuttuğu iddia edilmiştir. Yerel mahkeme bu eylemi TCK m. 155/2 kapsamında suç sayarak mahkumiyet hükmü kurmuştur.
Sanık savunmasında ise katılanın diğer işlerini de takip ettiği, gerçek hesaplaşmada alacaklı çıktığı, 30.000 TL'nin 27.000 TL'sini katılanın talimatıyla eşine ve oğluna ödediği, ayrıca feragat vekalet ücreti (1.200 TL), Niğde'de haciz görüşmesi masrafı (1.400 TL) ve borç görüşmesi danışmanlığı (1.000 TL) olmak üzere toplam 6.600 TL ücret aldığı belirtilmiştir. Dosyaya sunulan belgelerde katılanın eşi 21.800 TL ve oğlu 3.800 TL aldığını gösteren imzalar, tanıklar tarafından inkar edilmiştir.
Yargıtay'ın Bozma Gerekçeleri
Yargıtay, öncelikle eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyi vurgulamıştır:
- Katılanın sanık savunmasına ilişkin diyeceklerinin alınmaması,
- Ek temyiz dilekçesindeki avukatlık sözleşmesinin tespiti,
- Belgelerdeki imzaların tanıklara ait olup olmadığının incelenmemesi,
- Sanığın tanıklarının dinlenmemesi,
- Gerektiğinde dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek hak edilen alacak miktarının belirlenmemesi.
Bu eksiklikler nedeniyle hüküm bozulmuştur. Ayrıca, kabule göre inceleme yapılmış ve şu önemli hukuki değerlendirmeler yapılmıştır:
-
Avukatların Kamu Görevlisi Niteliği: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 35/1 ve 35/A'da düzenlenen münhasır avukatlık işlemleri, uzlaştırma ve baro görevleri bakımından avukatlar kamu görevlisidir. TCK m. 5'in 1 Ocak 2009'daki yürürlüğüyle Avukatlık Kanunu m. 62'nin sınırlayıcı hükmü zımnen ilga edilmiştir.
-
Zimmet Suçu Oluşumu: TCK m. 247'ye göre zimmete geçirilen malın devlete veya özel kişiye ait olması fark etmez. Avukatın tahsil ettiği parayı müvekkiline vermemesi zimmet suçu oluşturabilir.
-
Hak Yoksunluğu: TCK m. 53/1-e'ye göre hak ve yetkileri kötüye kullanma varsa m. 53/5 uyarınca hak yoksunluğu kararı verilmesi zorunludur; bu gözetilmemiştir.
5320 sayılı Kanun m. 8/1 ve CMK m. 321 uyarınca hüküm bozulmuştur (08.07.2019, oybirliği).
Mesleki Değerlendirme ve Uygulama Önerileri
Bu karar, avukatların tahsilatlarında detaylı belgeleme zorunluluğunu vurgular. Müvekkil ödemelerinde dekont, sözleşme ve bildirimler titizlikle tutulmalıdır. Hapis hakkı (1136 s. Kanun m. 166) kullanımı için önceden yazılı bildirim şarttır; aksi halde zimmet riski doğar. Yargılamada bilirkişi raporu ve tanık dinleme gibi delil toplama yükümlülükleri hafife alınmamalıdır.
Avukatlar, TCK m. 247 ile m. 155/2 ayrımını bilmelidir: Kamu görevlisi sıfatıyla zimmet, özel güven ilişkisinde hizmet suçu. 2009 sonrası TCK m. 5 önceliğiyle avukatlık suçlarında bu ayrım kritik hale gelmiştir. Meslektaşlarımız, benzer davalarda dosya kül halinde bilirkişiye tevdi ederek alacak hesaplaşmasını netleştirmelidir.
Karar, avukatlıkta etik kuralları (TBB Meslek Kuralları m. 43, 45) hatırlatır: Tahsilatlar gecikmeksizin müvekkile duyurulmalı, hapis hakkı orantılı olmalıdır. Bu içtihat, savunmada güçlü delil sunma stratejilerini şekillendirir.
Okuma Süresi Tahmini: 5-7 dakika (yaklaşık 650 kelime).
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. HD: İstifa Dilekçesindeki 'Yasal Haklar Saklı' İfadesi İkale Değil, İstifa Geçerlidir
İşçi, şirket zararını kabul eden savunmasından sonra 'yasal haklar saklı' ile istifa etti. Yargıtay, ikale icabı saymadı; kıdem/ihbar reddedildi (2025/6890 E., 2026/406 K.).
Hızlı ve Etkili Yargı: İstinaf Ceza Uygulamalarında Sorunlar ve Çözüm Önerileri (3)
CMK istinaf sorunları: Atlamalı temyiz, gerekçesizlik, birden fazla ceza kanun yolu, avukat görev suçu, vekalet ücreti. Dosya erken Yargıtay'a, re'sen istinaf gibi öneriler.