Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4148 E., 2026/1798 K. Kararı: Zilyetlik Yoluyla Kazanım Koşulları ve Hazine Taşınmazlarında İmar-İhya Gerekliliği
Lawantra
15.04.2026
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararı: Zilyetlik Yoluyla Taşınmaz İktisabı ve Hazine Malları Üzerinde Uygulanacak Koşullar
Türk Medeni Kanunu (TMK) m.713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu m.14 ile m.17, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanımını düzenleyen temel hükümlerdir. Bu karar, bu kuralların pratik uygulamasında karşılaşılan zorlukları aydınlatan önemli bir içtihattır. Dava, Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/384 E., 2022/267 K. sayılı kararıyla kabul edilen kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebini, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2022/1068 E., 2025/354 K. sayılı onama kararıyla bozan Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2025/4148 E., 2026/1798 K. sayılı kararını ele almaktadır.
Olayın Özeti ve Tarafların İddiaları
Dava konusu taşınmaz, kadastro çalışmaları sırasında ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında 188... parsel olarak 'hali arazi' niteliğiyle Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı, irsen intikal eden eklemeli zilyetliğe dayanarak taşınmazın belirli bölümleri (bilirkişi raporunda (A) harfiyle 15.121,68 m² ve (B) harfiyle 3.861,08 m²) hakkında tapu iptali ve tescil talep etmiştir. Davalı Hazine, hak düşürücü süre itirazı yanında, taşınmazın zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, imar-ihya koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
Yerel mahkeme, davacı lehine zilyetlik kazanım koşullarının oluştuğunu kabul ederek davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı esastan onamıştır. Hazine'nin temyizi üzerine Yargıtay, kararları bozmuştur.
Hukuki Değerlendirme: TMK m.713 ve Kadastro Kanunu Uygulaması
Yargıtay, zilyetlikle kazanımın yasal dayanağını TMK m.713/1 ve Kadastro Kanunu m.14-17 olarak belirlemiştir. Bu hükümler, orman niteliği dışındaki Hazine mallarından imar-ihya edilenlerin dava tarihine kadar 20 yıl çekişmesiz zilyetlikte kalması halinde tescil edilebileceğini öngörür. Ancak ayrım kritik öneme sahiptir:
- Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşlukları gibi taşınmazlar sadece imar-ihya yoluyla (Kadastro Kanunu m.17) iktisap edilebilir.
- Ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit zilyetlik yeterli olan yerler ise m.14 ile iktisap edilebilir.
Somut olayda taşınmazın 'hali arazi' niteliği nedeniyle m.14'ün uygulanması gerektiği kabul edilse de, Yargıtay dosya kapsamını titizlikle incelemiştir:
- Jeodezi mühendisi bilirkişi raporları ve hava fotoğrafları: Zilyetlik emaresi (ekin, yapı vb.) yok; ayırıcı unsurlar eksik.
- Ziraat mühendisi keşif raporu ve fotoğrafları: Ekonomik amaca uygun zilyetlik yok; hali arazi devam ediyor.
Yargıtay, subjektif tanık beyanları ve yerel bilirkişi görüşlerini objektif delillere aykırı bularak reddetmiştir. 'Objektif eylemli durum' ile 'subjektif beyanlar' arasındaki uyumsuzluk, kararın temel gerekçesidir.
Avukatlar İçin Pratik Öneriler ve Mesleki Değer
Bu içtihat, Hazine davalarında zilyetlik iddialarının delillendirilmesinde şu unsurları zorunlu kılar:
- Objektif Delil Önceliği: Hava fotoğrafları, jeodezi ve ziraat raporları gibi bilimsel veriler, tanık beyanlarını ezer.
- Nitelik Ayrımı: Taşınmazın hukuki niteliği (hali arazi mi, imar gerektiren mi?) belirleyici; bilirkişi incelemesi şart.
- 20 Yıl Çekişmesiz Zilyetlik: İrsen intikal halinde süre birleştirilir, ancak emare zorunlu.
Avukatlar, benzer davalarda keşif ve bilirkişi talebini erken aşamada yapmalı; hava fotoğrafları ve tarihi kadastro kayıtlarını UYAP üzerinden temin etmelidir. Bozma kararı, İİK m.364/2 ve HMK m.373/1 uyarınca yerel mahkemeye gönderilmiş olup, yeniden yargılama zilyetlik koşullarının yokluğuna göre redle sonuçlanacaktır (05.03.2026, oybirliği).
Bu karar, Hazine mülkiyetinin korunmasında Yargıtay'ın katı tutumunu pekiştirirken, zilyetlik davalarında delil yükünün davacıda olduğunu vurgular. Hukuk profesyonelleri için, Kadastro Kanunu uygulamalarında vazgeçilmez bir rehber niteliğindedir.
(Kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2022/2496 E., 2023/308 K. Sayılı Kararı: Riskli Yapı Dönüşümünde Sözleşme Feshi Usulü
Danıştay İDDK, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı yenileme projelerinde müteahhit sözleşmelerinin feshi prosedürünü onamış; idarenin detaylı kusur araştırması zorunluluğunu reddetmiştir. Karar, avukatlar için kilit içtihat niteliğindedir.
Danıştay 6. Daire 2020/10800 E., 2022/1325 K.: Arsa Payı Sözleşmesi Fesih İşleminin Hukuka Uygunluğu
Riskli yapıda inşaat durması nedeniyle 6306 md. 6/14 ile fesih onandı; kusur araştırması zorunlu değil görüşü hâkim.