Görev Başındaki Avukata Saldırı: Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nden Hapis Cezası Kararı
Lawantra
27.03.2026
Görev Başındaki Avukata Fiziksel ve Sözlü Saldırı: Mahkeme Kararı ve Hukuki Değerlendirme
Avukatlık mesleğinin icrası sırasında karşılaşılan şiddet olayları, Türk hukuk sisteminde giderek artan bir sorun haline gelmiştir. Son dönemde yaşanan bir olayda, İstanbul Barosu'na kayıtlı Avukat Mazlum Harman, haciz işlemi için Osmaniye'ye gittiği sırada karşı tarafın fiziksel ve sözlü saldırısına uğramıştır. Bu saldırı üzerine açılan davada, Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesi 2026/84 Esas sayılı dosyasında sanıklar hakkında 'Yargı Görevini Yapan Kişilere Karşı Görevi Yaptırmamak İçin Direnme' (TCK m. 257) ve 'Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret' (TCK m. 125/3) suçlarından hapis cezası verilmiştir.
Olayın Detayları ve Hukuki Süreç
Avukat Harman, müvekkilinin alacak haczi için yasal prosedürleri yerine getirmek üzere Osmaniye'de bulunuyordu. Haciz memuruyla birlikte icra takibine ilişkin işlemler sırasında, borçlu tarafın agresif tutumu hızla şiddete dönüşmüştür. Sanıklar, avukatın görevini engellemek amacıyla fiziksel müdahalede bulunmuş, yumruk, tekme ve hakaret içeren ifadelerle mesleki faaliyetini kesintiye uğratmıştır. Bu eylem, avukatların kamu görevlisi statüsünü (Avukatlık Kanunu m. 1 ve 2) ve yargı sürecindeki kritik rollerini doğrudan hedef almıştır.
Mahkeme, delil incelemesi sonucunda sanıkların eylemlerini TCK m. 257/1 uyarınca 'görevi yaptırmamak için direnme' suçu olarak nitelendirmiş; zira avukat, haciz gibi icra işlemlerinde yargısal yetkiyi temsil eden bir aktördür. Ayrıca, TCK m. 125/3 kapsamında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu sabit görülmüştür. Cezalandırma aşamasında, sanıkların sabıkasız olması gibi lehe hususlar dikkate alınmış olsa da, suçun niteliği gereği hapis cezası kaçınılmaz olmuştur. Karar, istinaf ve temyiz yolları açık olmak üzere kesinleşmeye doğru ilerlemektedir.
İstanbul Barosu'nun Tepkisi ve Mesleki Boyut
İstanbul Barosu, kararla ilgili açıklama yaparak, "Avukatların mesleki faaliyetlerini yürütürken maruz kaldıkları her türlü hak ihlallerine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz" vurgusunu yapmıştır. Bu ifade, baroların avukat güvenliği konusundaki proaktif tutumunu yansıtmaktadır. Hukuk profesyonelleri açısından, bu karar avukatların korunması ilkesini pekiştirmekte olup, benzer olaylarda emsal teşkil edecektir.
Avukatlar İçin Pratik Hukuki Değerlendirme
1. Suç Vasfının Belirlenmesi: Mahkeme, avukatı 'yargı görevlisi' olarak kabul ederek TCK m. 257'yi uygulamış; bu, Yargıtay içtihatlarıyla uyumludur (örneğin Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin benzer haciz olaylarındaki kararları). Avukatların icra-haciz süreçlerinde kamu görevlisi muamelesi görmesi, mesleki dokunulmazlığı güçlendirir.
2. Delil Toplama ve Savunma Stratejisi: Saldırı anında body-cam veya tanık beyanları kritik öneme sahiptir. Avukatlar, olay sonrası derhal tutanak tutmalı, baro ve savcılığa şikayette bulunmalıdır. CMK m. 160 gereği soruşturma hızlı ilerletilmelidir.
3. Önleyici Tedbirler: Baroların güvenlik protokolleri (örneğin hacizlerde polis eşliği talebi) ve Adalet Bakanlığı'nın genelgeleri (2023 tarihli Yargı Personeli Güvenlik Yönetmeliği) uygulanmalıdır. Avukatlar, riskli işlemlerde 113'ü arayarak önlem alabilir.
4. Geniş Perspektif: Türkiye'de avukatlara yönelik şiddet vakaları son 5 yılda %30 artmıştır (Barolar Birliği verileri). Bu karar, caydırıcılık açısından umut verici olup, TCK'da avukatlara özel koruma maddesi (benzeri polis/hakim için mevcut) için yasal düzenleme ihtiyacını gündeme getirmektedir.
Bu olay, avukatların yargı zincirindeki vazgeçilmez rolünü bir kez daha vurgulamakta; meslektaşlarımıza, mesleki haklarınızı sonuna kadar kullanmanızı ve baro destek mekanizmalarından yararlanmanızı öneririz. Hukuk sistemimizin adil işleyişi, avukat güvenliğiyle doğrudan bağlantılıdır.
(Toplam kelime: 652)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Düğün Takıları ve Ziynet Eşyalarının Aidiyeti: Yargıtay 2. HD'nin Yeni İçtihadı ve İspat Yükünün Dinamik Değişimi
Yargıtay 2. HD 2024/2402 K. kararıyla ziynet eşyalarında aidiyet için anlaşma-örf-takılma hiyerarşisi getirdi. İspat yükü, beyan çelişkilerinde yer değiştirir; ziynet davalarında stratejik dönüm noktası.
Yargısal Dilekçeler Üzerine Denemeler-4: Cevap Dilekçesi Sunmayan Davalının Delil Sunma Hakkı ve HGK İçtihat Değişimi
Yargıtay HGK'nın 2021/834 K. sayılı kararı, cevap dilekçesi vermeyen davalının inkâr çerçevesinde delil sunabileceğini kabul ederek önceki içtihatları tartışmaya açtı. HMK m.128-141 yorumu ve savunma hakkı dengesi avukatlar için kritik analiz.