CHP'de Parti Meclisi İstifaları Sonrası Olağanüstü Kurultay Zorunluluğu: Hukuki Değerlendirme
Lawantra
15.06.2026
Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) yaşanan Parti Meclisi istifaları, tüzük hükümleri ile mahkeme kararlarının etkileşimini gündeme taşımıştır. CHP Tüzüğü'nün 24/3 maddesi, Parti Meclisi üyeliklerinde boşalma halinde yedek üyelerle doldurma usulünü düzenlemekte ve üye sayısının tam sayının üçte ikisinin (2/3) altına düşmesi durumunda Genel Başkanın 45 gün içinde kurultayı toplantıya çağırmasını öngörmektedir. Bu hüküm, bazı hukukçular tarafından emredici nitelikte görülerek istifalar sonrası olağanüstü kurultayın zorunlu hale geldiği görüşünü desteklemektedir.
Ancak konunun sadece kamu hukuku değil, özel hukuk boyutunu da içerdiğini vurgulamak gerekir. Zira mutlak butlan kararı ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilmiş, istinaf incelemesi de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından yapılmıştır. Daire, kararını doğrudan Siyasi Partiler Kanunu yerine, bu Kanun'un 121. maddesinin yollamasıyla Dernekler Kanunu ve Türk Medeni Kanunu hükümlerine dayandırmıştır. Bu nedenle medeni hukuk, ticaret hukuku ve usul hukuku uzmanlarının da konuya ilişkin değerlendirme yetkisi bulunmaktadır. Mutlak butlan kavramı üzerine 2009 yılından beri bilimsel çalışmalar yapan bir perspektiften bakıldığında, mesele hem tüzük emrediciliği hem de mahkeme tedbir kararının önceliği açısından incelenmelidir.
İstinaf Dairesi'nin tedbir kararı, Kılıçdaroğlu ve eski Parti Meclisi üyelerinin görevlerinin nihai karar kesinleşene kadar devam edeceğini açıkça belirtmiştir. Bu karar, mevcut delegelerle yeni bir kurultay yapılmasını engelleme amacını taşımaktadır. Zira 196 İstanbul delegesi tedbirli, 163 delegenin ismi ceza soruşturmasında geçmekte, 43 delege ise tutukludur. Şaibeli delegelerin katılımıyla yapılacak bir kurultayın sonuçları, ileride mahkumiyet halinde geçersizlik riski taşıyacaktır. Öte yandan, bu delegelerin oy kullanmasının engellenmesi de şahsi haklara ilişkin kararlar kesinleşmeden icra yasağına (HMK m.350/2, m.443/4) aykırılık oluşturabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2833 E., 2020/855 K. sayılı kararı, şahsi haklara ilişkin kararların kesinleşmeden uygulanmasının telafisi imkânsız zararlara yol açabileceğini vurgulamıştır.
Tedbir kararı, partiye adeta kayyum ataması niteliğindedir. Bu durumda CHP Tüzüğü'nün 24/3 maddesindeki emredici hüküm, tedbir kararı ile çeliştiği ölçüde uygulanamaz. Benzer şekilde Tüzük'ün 48. maddesi de delege imzasıyla olağanüstü kurultay çağrısını emredici şekilde düzenlemektedir. Ancak bu hüküm de tedbir kararı nedeniyle uygulanamamaktadır. Mahkeme kararlarının Anayasa'nın 138. maddesi gereğince yasama, yürütme ve idare tarafından geciktirilmeden uygulanması zorunludur. Bir mahkeme kararının tüzüğe aykırılığı iddiası, kararın uygulanmasını engelleyemez; denetim yetkisi yalnızca Yargıtay'a aittir.
Olağan kurultay süreci ise farklı değerlendirilmelidir. Tedbir kararı sadece Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi ve disiplin kurulu üyelerini kapsadığından, mahalle, ilçe ve il kongreleri ile delege seçimleri tüzük ve kongreler yönetmeliği çerçevesinde yapılabilir. Ancak büyük kurultay, mevcut yönetiminin değişmesi ihtimali nedeniyle mutlak butlan kararı kesinleşmeden gerçekleştirilemez. Bu ayrım, parti içi hukuki istikrar ile demokratik iradenin dengelenmesi açısından önemlidir.
Avukatlar ve hukuk profesyonelleri için bu süreç, siyasi parti tüzüklerinin emredici hükümleri ile mahkeme tedbir kararlarının hiyerarşisi, mutlak butlanın özel hukuk etkileri, HMK'nın şahsi haklar rejimi ve Anayasa'nın 138. maddesinin bağlayıcılığı bakımından zengin bir vaka çalışması sunmaktadır. Parti içi uyuşmazlıkların yargısal denetimi, delege sisteminin hukuki geçerliliği ve olağanüstü kurultay mekanizmalarının sınırları, gelecekteki benzer uyuşmazlıklarda önemli emsal oluşturacaktır. Sonuç olarak, tedbir kararı mevcutken emredici tüzük hükümlerine dayanılarak olağanüstü kurultay yapılması mümkün görünmemekte, sürecin mutlak butlan kararının kesinleşmesine kadar olağan kongre takvimiyle sınırlı kalması hukuken daha uygun görünmektedir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Hukuk Dilinde "Derkenar" Kavramı: Tarihsel, Hukuki ve Mesleki Boyutları
Osmanlı bürokrasisinden günümüz dijital yargı sistemine derkenar kavramının evrimi, hukukçulara sunduğu mesleki dersler ve ayrıntıların önemine dair derinlemesine analiz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2025 Yılı Boşanma Kararları: Kusur Tayini, Nafaka ve Tazminat Uygulamaları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin dört ayrı boşanma davasında kusur belirlemesi, tazminat miktarları, istinaf-temyiz sınırları ve iştirak nafakası hakkaniyeti üzerine verdiği emsal kararların detaylı incelemesi.