Bilgi Üniversitesi Faaliyet İzni Kaldırılması Kararı Yürürlükten Kaldırıldı
Lawantra
26.05.2026
Yükseköğretim kurumlarının hukuki statüsü ve faaliyet izinleri, Türk idare hukuku açısından kritik öneme sahiptir. Bu kapsamda, kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi ile ilgili yaşanan gelişmeler, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için önemli bir emsal teşkil etmektedir.
25 Mayıs 2026 tarihli ve 33264 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11387 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, daha önce 21 Mayıs 2026 tarihli ve 11384 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alınan “İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılması” kararı yürürlükten kaldırılmıştır. Her iki karar da 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 11. maddesine dayandırılmıştır. Bu madde, vakıf üniversitelerinin faaliyet izinlerinin Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) görüşü üzerine Cumhurbaşkanı kararı ile kaldırılabilmesine imkân tanımaktadır.
Söz konusu süreç, üniversiteye kayyım atanması ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulmasıyla başlayan bir hukuki zincirin parçasıdır. Can Holding’e yönelik soruşturma neticesinde TMSF’nin müdahalesi, vakıf üniversitelerinin mali ve idari denetimi açısından önemli bir tartışma başlatmıştır. Avukatlar açısından bu süreç, vakıf üniversitelerinin hukuki statüsünün, kayyım atanmasının idari ve mali sonuçlarının ve YÖK’ün rolünün titizlikle incelenmesi gereken bir alan olduğunu göstermektedir.
2547 sayılı Kanun’un ek 11. maddesi, vakıf üniversitelerinin faaliyet izninin kaldırılması durumunda ne tür hukuki ve idari işlemlerin yapılacağını da düzenlemektedir. Faaliyet izninin kaldırılması, öğrencilerin diğer üniversitelere nakli, akademik personelin durumu, malvarlığının tasfiyesi gibi pek çok alt meseleyi beraberinde getirmektedir. İlk kararın yürürlükten kaldırılması ise, bu süreçte YÖK’ün yeni bir değerlendirmesi neticesinde Cumhurbaşkanı nezdinde yeniden karar alınması şeklinde yorumlanabilir.
Hukuk profesyonelleri için bu gelişme, idari işlemlerin geri alınması (kaldırılması) kurumunun pratikte nasıl işlediğini göstermesi bakımından değerlidir. İdari işlemin iptali ile yürürlükten kaldırılması arasındaki ince farklar, kararın hukuki niteliğini ve doğurduğu sonuçları doğrudan etkilemektedir. Ayrıca, vakıf üniversitelerinin kamu yararı ile özel hukuk tüzel kişiliği arasındaki denge, bu tür kararlarla bir kez daha test edilmektedir.
Süreçte TMSF’nin rolü de ayrı bir hukuki boyut oluşturmaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde TMSF’nin kayyım olarak atanması, üniversitenin mali yapısının yeniden yapılandırılması amacını taşımaktadır. Ancak bu müdahalenin akademik özgürlük ve yükseköğretim özerkliği ile ilişkisi, anayasal boyutlarıyla da tartışılmaya devam edecektir.
Avukatlar, benzer vakalarda müvekkillerine danışmanlık verirken, YÖK mevzuatı, Cumhurbaşkanı Kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanma usulleri, idari yargıda iptal davalarının süreleri ve yürütmenin durdurulması taleplerinin stratejik önemini göz önünde bulundurmalıdır. Özellikle vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin, öğrencilerin ve paydaşların haklarının korunması açısından multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir.
Bu karar, yükseköğretim alanında hukuki istikrarın önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Faaliyet izninin kaldırılması kararının kısa sürede yürürlükten kaldırılması, idari sürecin dinamizmini ve YÖK’ün değerlendirme yetkisinin genişliğini ortaya koymaktadır. Hukukçular açısından bu tür gelişmeler, mevzuat değişikliklerini, idari yargı içtihatlarını ve Anayasa Mahkemesi kararlarını yakından takip etmeyi zorunlu kılmaktadır.
Sonuç olarak, İstanbul Bilgi Üniversitesi ile ilgili süreç, vakıf üniversitelerinin hukuki rejimi, kayyım atanması, TMSF müdahalesi ve faaliyet izni kaldırma usullerine dair önemli bir emsal oluşturmaktadır. Avukatlar ve hukuk akademisyenleri, bu kararları titizlikle inceleyerek benzer uyuşmazlıklarda strateji geliştirebilir ve müvekkillerine daha etkin hukuki destek sunabilir. Konunun ilerleyen aşamalarında YÖK’ün gerekçeli görüşleri, idari yargı kararları ve olası yasal düzenlemeler de yakından izlenmelidir.
(Word count: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Türkiye'de Hukuki Otonomi ve Gizlilik Standartları
Türkiye'de hukuki otonomi, güncel KVKK reformları,yapay zekada gizlilik standartlarını keşfedin. Dijital dönüşüm ve veri güvenliği rehberimizi hemen inceleyin
En Yeni Hukuk Yazılım Güncellemeleri ve Faydalı Özellikler
Modern hukuk büroları için en yeni yazılım güncellemeleri! Yapay zeka, UYAP entegrasyonu ve zaman kazandıran LegalTech çözümleriyle süreçlerinizi hızlandırın.