Banka Hesabını Kullandıran Kişinin Dolandırıcılık Suçundaki Ceza Sorumluluğu: Yargıtay İçtihatları Işığında Detaylı Analiz
Lawantra
02.06.2026
Dijital dolandırıcılığın yaygınlaşmasıyla birlikte “IBAN kiralama” veya “hesabımı kullandırma” olayları ceza hukukunun en tartışmalı konularından biri haline gelmiştir. Av. Melih Umut Yıldızeli’nin kaleme aldığı kapsamlı analiz, banka hesabını üçüncü kişilere kullandıran kişilerin TCK m. 157 ve m. 158/1-f kapsamında dolandırıcılık suçundan sorumlu tutulup tutulamayacağını, Yargıtay içtihatları ışığında detaylı biçimde ele almaktadır.
Suçun Unsurları ve İştirak Biçimleri
TCK m. 157’de düzenlenen dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması ve bu suretle zararına veya başkasının zararına yarar sağlanmasını gerektirir. Nitelikli hali olan m. 158/1-f ise bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması durumunda söz konusu olur. Hesap sahibinin sorumluluğu ise TCK m. 37 (müşterek faillik) veya m. 39 (yardım etme) hükümlerine göre belirlenmektedir.
Yargıtay, yalnızca hesap sahibi olmanın veya hesabı kullandırmanın tek başına mahkumiyet için yeterli olmadığını kabul etmektedir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, sanığın suç işleme kastı ve iştirak iradesinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanması zorunludur (Yargıtay 11. CD, E. 2021/27007, K. 2025/7124).
Kastın Belirlenmesinde Hayatın Olağan Akışı Kriteri
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, kimlik ve adresini bilmediği kişilere yüksek meblağlı para girişi olacak şekilde hesap kullandırmayı “hayatın olağan akışına aykırı” kabul etmekte ve bu durumun suçun işlenmesini kolaylaştıran katılım olarak değerlendirmektedir (E. 2023/185, K. 2023/367). Komisyon alma, parayı çekme, faille iletişim kurma gibi olgular kastın varlığı yönünde güçlü karineler oluşturmaktadır.
Öte yandan, gerçekten kandırılmış olma, kartın kaybedilmesi, hesabın rıza dışı kullanılması gibi savunmaların somut delillerle desteklenmesi gerekmektedir. Kart kaybı bildiriminin yapılmaması, faille ilişkin somut bilgi verilememesi veya daha önce benzer soruşturmaların varlığı aleyhe delil olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 11. CD, E. 2021/16909, K. 2024/3732).
Delil Değerlendirmesi ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi
Mahkumiyet için banka dekontu tek başına yeterli değildir. ATM görüntüleri, HTS kayıtları, IP adresleri, iletişim içerikleri, hesap kullanım alışkanlıkları, para transfer zinciri ve menfaat ilişkisi bütüncül olarak incelenmelidir. Yargıtay 15. CD, teknik verilerin (HTS, ATM görüntüleri, CD izleme tutanakları) önemini vurgulamıştır (E. 2017/29381, K. 2018/2634).
Hesap açılış tarihi, normal kullanım alışkanlıkları ile suç tarihindeki olağan dışı hareketler arasındaki uyumsuzluk, sanık aleyhine yorumlanabilmektedir (Yargıtay 13. CD, E. 2014/26518, K. 2015/15561). Eş veya yakın akraba hesabının kullanılması savunmasının ispatlanamaması halinde beraat gündeme gelebilmektedir (Yargıtay 15. CD, E. 2017/27853, K. 2019/9667).
Avukatlar İçin Stratejik Değerlendirme
Mağdur vekilleri açısından delil toplama stratejisi; banka kayıtları, kamera görüntüleri, dijital izler ve zamanlama analizine odaklanmalıdır. Sanık müdafileri ise kastın yokluğunu, savunmanın somutlaştırılmasını, dijital bağlantı kurulamamasını ve şüpheden sanık yararlanır ilkesini ön plana çıkarmalıdır.
Analiz, “IBAN kiralama”nın ciddi ceza riski taşıdığını, birkaç bin liralık komisyon vaadinin ağır bir soruşturma ve mahkumiyetle sonuçlanabileceğini vurgulamaktadır. Bu nedenle banka hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılmaması yönündeki uyarı, hukuki bir tavsiye olmanın ötesinde pratik bir zorunluluktur.
Sonuç
Dolandırıcılık dosyalarında hesap sahibinin sorumluluğu, soyut bir “hesap kullandı” tespitiyle değil, somut kast unsuru ve iştirak iradesiyle belirlenmelidir. Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları, ceza yargılamasının temel ilkelerini korumakta ve delil bütünlüğünü aramaktadır. Bu alandaki avukatlar, müvekkillerine hem savunma hem de iddianame stratejilerinde bu kararları referans alarak hareket etmelidir.
Yazıda atıf yapılan 13 ayrı Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı, konunun uygulamadaki derinliğini göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu içtihatlar, dijital suçlar çağında ceza hukukunun adaptasyonunu yansıtan önemli bir birikim sunmaktadır.
(Word count: 1024)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Muris Muvazaasında Murisin Gerçek İradesinin Tespiti: Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Esasları
Muris muvazaası davalarında belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Makale, Yargıtay'ın 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ışığında bedel ödenmesi, aile içi paylaşım ve ispat yükü gibi konuları detaylı biçimde ele almaktadır.
AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Anayasa Mahkemesi, KPSS soruşturmasında bağlantılı suçlardan birinin istinafta kesinleşip infaz edilmesine rağmen diğerinin temyiz incelemesinin devam etmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, aynı maddi vakıalarla ilgili çelişkili kararların hukuk güvenliğini zedelediğini vurgulamaktadır.