AYM’nin 2026/50 E., 2026/49 K. sayılı Kararı: Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Kadro İhdası ve Anayasal Sınırlar
Lawantra
26.05.2026
Anayasa Mahkemesi, 26 Şubat 2026 tarihli ve 2026/50 Esas, 2026/49 Karar sayılı kararıyla, 12 Şubat 2026 tarihli ve (193) numaralı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Kadro İhdas Edilmesine İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 1. maddesiyle ekli listede yer alan kadroların ihdas edilmesini incelemiştir. Dava, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri tarafından Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 130., 153. ve 161. maddelerine aykırılık iddiasıyla açılmıştır.
Kararname ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na 5 adet Arama ve Kurtarma Teknikeri, Göç İdaresi Başkanlığı’na 5 adet İdari Gözetim Memuru ve İstanbul Üniversitesi’ne 1 adet Musiki Paleograf ve İcra Memuru kadrosu ihdas edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, konuyu önce CBK’ların anayasal çerçevesi açısından ele almıştır. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrası, CBK’ların yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılabileceğini, temel haklar, kişi hakları, siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olamayacağını, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda ise CBK çıkarılamayacağını hükme bağlamıştır.
Mahkeme, İstanbul Üniversitesi’ne ilişkin kadro ihdasını Anayasa’nın 130. maddesi kapsamında değerlendirmiştir. Anayasa’nın 130. maddesi, üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağını, kuruluş ve organlarının kanunla düzenleneceğini öngörmektedir. Kadro ihdası, teşkilat yapısıyla doğrudan ilgili olduğundan münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konudur. Bu nedenle Mahkeme, İstanbul Üniversitesi’ne ilişkin kısmın konu bakımından yetki yönünden Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı olduğuna oyçokluğuyla karar vermiştir. İptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Göç İdaresi Başkanlığı’na ilişkin kadro ihdasları ise daha önce verilen kararlar (E.2020/8, K.2021/25; E.2021/50, K.2021/89 vb.) doğrultusunda Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır. Bu kurumların teşkilat yapısıyla ilgili düzenlemelerin CBK ile yapılabileceği kabul edilmiştir. İçerik yönünden de belirlilik ilkesine aykırılık tespit edilmemiştir.
Kararda yer alan karşıoy yazıları, konunun Anayasa’nın 128. maddesindeki kamu personel rejimi ve 161. maddedeki bütçe hakkı açısından da incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Karşıoylarda, kadro ihdasının kamu harcaması ve bütçe ile doğrudan ilgili olduğu, bu nedenle münhasıran kanunla düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için CBK’ların anayasal sınırları, üniversitelerin teşkilat yapısı ve kamu personel rejimi açısından kritik bir emsal niteliğindedir. Özellikle yükseköğretim kurumlarına kadro ihdası konusunda kanunilik ilkesi güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Karar, aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin CBK denetiminde konu bakımından yetki incelemesini öncelikli olarak yaptığı içtihadını pekiştirmektedir.
Hukukçular, benzer uyuşmazlıklarda bu kararın 104. ve 130. madde gerekçelerini referans alarak dava stratejisi oluşturabilirler. Kararın iptal edilen kısmının yürürlüğe girmesinin ertelenmesi, hukuki boşluk yaratmama amacını taşımaktadır. Bu yaklaşım, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının etkilerini dengeleme pratiğinin bir örneğidir.
Sonuç olarak karar, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle kadro ihdası yetkisinin sınırlarını netleştirmekte, üniversitelerin kanunla kurulması ve teşkilatlanması ilkesini korumaktadır. Bu çerçevede, kamu kurumlarının teşkilat yapısına ilişkin düzenlemelerde anayasal yetki sınırlarına titizlikle uyulması gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İcra Dosyalarında Usulsüz Tebligat Halleri ve Avukatlar İçin Pratik Değerlendirmeler
İcra takiplerinde tebligat usulüne riayet edilmemesinin yarattığı hukuki sonuçlar, Tebligat Kanunu ve Yargıtay içtihatları ışığında detaylı biçimde incelenmiştir.
Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolunda Ödeme Emrinin Usulsüz Tebliği ve Tebliğ Tarihinin Düzeltilmesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, tebligat mazbatasında tebliğ memurunun ad ve soyadının bulunmaması nedeniyle ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna hükmederek, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarını bozmuştur.