AYM'nin 2025/269 E., 2026/72 K. sayılı Kararı: Gümrük Kanunu'nda Usulsüzlük Cezası Düzenlemesinin Belirlilik ve Suçta Kanunilik İlkelerine Aykırılığı
Lawantra
03.06.2026
Anayasa Mahkemesi, Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nin itirazı üzerine 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 241. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki "ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere aykırı hareket" ibaresini incelemiştir. Mahkeme, 26/3/2026 tarihli ve 2025/269 E., 2026/72 K. sayılı kararıyla ibarenin Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğuna oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, Resmi Gazete'de 2/6/2026 tarihinde yayımlanmıştır.
Olay, usulsüzlük cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırılığı iddiasına dayanmaktadır. Mahkeme, kuralın belirsizliği nedeniyle hukuk devleti ilkesini zedelediğini ve suçta kanunilik ilkesine aykırı olduğunu tespit etmiştir. İtiraz, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Kanun'un 241. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki "ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere aykırı hareket" ibaresine yöneliktir. Fıkra, Kanun'da ayrı ceza öngörülmeyen hallerde ikincil düzenlemelere aykırılıkta 60 TL usulsüzlük cezası uygulanacağını hükme bağlamaktadır.
Anayasa Mahkemesi ilk incelemede, kuralın davada uygulanacak nitelikte olduğunu ve incelemenin "ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere" ibaresiyle sınırlı yapılmasına karar vermiştir. Esas incelemede, kuralın anlam ve kapsamı değerlendirilmiştir. 4458 sayılı Kanun'un amacı, gümrük bölgesine giren ve çıkan eşya ile taşıtlara uygulanacak kuralları belirlemektir. 231 ila 241. maddeler arasında cezai yaptırımlar düzenlenmiştir.
İtiraz gerekçesi, kuralın usulsüzlük cezasını gerektiren eylemleri ikincil düzenlemelerle belirlemesine imkân tanımasının belirsizliğe yol açtığı, gümrük yükümlülerinin hangi eylemlerden dolayı ceza ile karşılaşacağını öngöremediği ve "ikincil düzenlemeler" kavramının yönetmelik, tebliğ, genelge gibi işlemleri kapsayarak belirsiz olduğu yönündedir. Bu durumun Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine ve 38. maddedeki suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesi, hukuk devleti ilkesinin belirlilik unsurunu vurgulamıştır. Yasal düzenlemelerin açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, keyfî uygulamalara imkân tanımaması gerektiğini belirtmiştir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılıdır ve bireyin hangi eylem ve olguya hangi yaptırımın bağlandığını önceden bilmesini zorunlu kılar (Anayasa Mahkemesi, E.2020/16, K.2020/33, 25/6/2020, § 15).
Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınmıştır. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte olmayan kanunla cezalandırılamaz; suç ve cezalar ancak kanunla konulabilir. İlke, adli ve idari suçlar arasında ayrım yapmaz; her ikisi de aynı ilkelere tabidir. Ancak idari suçlarda kanunilik ilkesinin daha esnek uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Yasama organının ağır işleyen yapısı ile ekonomik ve teknik hayatın hızla değişen şartları gözetildiğinde, idari suçlar için daha esnek bir yaklaşım zorunludur (Anayasa Mahkemesi, E.2015/85, K.2016/3, 13/1/2016, § 14; E.2019/110, K.2021/85, 11/11/2021, § 19).
Mahkeme, açık ceza hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığını, ancak belirli güvenceler içermesi gerektiğini vurgulamıştır. Suç konusunun ve yaptırımın kanunda tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi, kişilerin fiilleri önceden bilmesini sağlayan mekanizmaların varlığı zorunludur. Açık ceza hükümlerinin denetiminde üç temel ölçüt ele alınmıştır: Düzenlenen alanın niteliği (dinamik ve teknik olup olmadığı), suçun konusu ile yaptırımın kanunda yeterli açıklıkta belirlenip belirlenmediği ve ikincil düzenlemelerin erişilebilirliği.
Gümrük işlemleri, uluslararası ticaret ve ekonomik gelişmelerle bağlantılı teknik bir alandır. Ancak kural, idareye ikincil düzenlemelerde hangi yükümlülüklerin usulsüzlük cezasına tabi olacağını belirleme yetkisi vermektedir. Bu, suç konusunun kanun yerine idari düzenlemelerle belirlenmesine yol açar. "İkincil düzenlemeler" kavramı, tebliğ, genelge gibi Resmi Gazete'de yayımlanması zorunlu olmayan işlemleri kapsar. Erişilebilirlik güvencesi bulunmamaktadır.
Sonuç olarak kural, belirlilik ve öngörülebilirlik unsurlarını zedelemekte, hukuk devleti ve suçta kanunilik ilkelerine aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, ibarenin iptaline ve bağlantılı "ve bu Kanunda tanınan yetkilere dayanılarak çıkarılan" ibaresinin de 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptaline oybirliğiyle karar vermiştir.
Karar, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için önemli bir emsal teşkil etmektedir. İdari suçlarda kanunilik ilkesinin sınırlarını netleştirmekte, idareye tanınan yetkinin çerçevesinin kanunla belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Benzer düzenlemelerin Anayasa'ya uygunluk denetiminde, suçun unsurlarının kanunda yeterince somutlaştırılması ve ikincil düzenlemelerin erişilebilirliğinin güvence altına alınması zorunluluğu ortaya konulmuştur. Bu çerçevede gümrük mevzuatındaki cezai yaptırımların yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir. Karar, idari para cezalarının belirliliğini artırarak hukuki güvenliği güçlendirecek ve keyfî uygulamaları önleyecektir. (Yaklaşık 850 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Muris Muvazaasında Murisin Gerçek İradesinin Tespiti: Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Esasları
Muris muvazaası davalarında belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Makale, Yargıtay'ın 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ışığında bedel ödenmesi, aile içi paylaşım ve ispat yükü gibi konuları detaylı biçimde ele almaktadır.
AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Anayasa Mahkemesi, KPSS soruşturmasında bağlantılı suçlardan birinin istinafta kesinleşip infaz edilmesine rağmen diğerinin temyiz incelemesinin devam etmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, aynı maddi vakıalarla ilgili çelişkili kararların hukuk güvenliğini zedelediğini vurgulamaktadır.