AYM’nin 2025/252 E., 2026/71 K. sayılı Kararı: Sosyal Çalışma Görevlilerine Ödeme Yapılmaması Kuralının Anayasallığı
Lawantra
26.05.2026
Anayasa Mahkemesi, 26 Mart 2026 tarihli ve 2025/252 Esas, 2026/71 Karar sayılı kararıyla, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 33. maddesinin (3) numaralı fıkrasına 7531 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle eklenen ikinci cümlenin Anayasa’ya aykırı olmadığına oybirliğiyle hükmetmiştir. Bu hüküm, sosyal çalışma görevlilerinin bulunmaması, fiili veya hukuki engel ya da başka uzmanlık ihtiyacı halinde diğer kamu görevlileri ile serbest meslek erbabının görevlendirilebileceğini, ancak bu şekilde görevlendirilenlere 33. maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca brüt aylığın yüzde ellisi oranında ek ödeme yapılmayacağını öngörmektedir.
Karara konu olay, Kayseri 2. İdare Mahkemesi’nde görülen bir davada sosyal çalışma görevi karşılığında ücret ödenmesi talebinin reddi üzerine ortaya çıkmıştır. Mahkeme, itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine, 18. maddedeki angarya yasağına ve 55. maddedeki adil ücret hakkına aykırı olduğu kanaatine vararak iptal talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.
Anayasa Mahkemesi öncelikle kuralın anlam ve kapsamını incelemiştir. 5395 sayılı Kanun’un amacı, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların haklarını ve esenliklerini güvence altına almaktır. Sosyal çalışma görevlisi, psikolojik danışmanlık, psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik, aile ve tüketici bilimleri ile sosyal hizmet alanlarında mezun olan meslek mensupları olarak tanımlanmıştır. Görevleri arasında sosyal inceleme raporu hazırlamak, çocuğun ifadesi sırasında bulunmak ve mahkemece verilen diğer görevleri yerine getirmek yer almaktadır.
Kanun’un 33. maddesinin (1) numaralı fıkrası, Adalet Bakanlığı tarafından en az lisans mezunu kişiler arasından yeterli sayıda sosyal çalışma görevlisinin adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne atanmasını öngörmektedir. (2) numaralı fıkra ise bu görevlilere brüt aylığın (ek gösterge dahil) yüzde ellisi oranında ek ödeme yapılacağını, aynı kapsamda görev yapan sözleşmeli personele de bu ödemenin yapılacağını hükme bağlamıştır. (3) numaralı fıkranın itiraz konusu ikinci cümlesi ise diğer kamu kurumlarından veya serbest meslekten görevlendirilenlere bu ödemenin yapılmayacağını belirtmektedir.
Mahkeme, itiraz gerekçesinde bu ayrımın eşitsizliğe yol açtığını, angarya yasağını ihlal ettiğini ve devletin adil ücret için pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi ise öncelikle Anayasa’nın 18. maddesindeki angarya yasağını incelemiştir. Angarya, kişinin iradesi dışında ve yaptırım tehdidi altında, ücret ödenmeden veya bariz düşük ücretle çalıştırılması olarak tanımlanmıştır. Mahkeme, Yasemin Balcı [GK] (B. No: 2014/8881, 25/7/2017) ve Ali Şanlı (B. No: 2019/18003, 31/3/2022) kararlarında ortaya koyduğu ilkeleri hatırlatarak, rızanın varlığı, makul öngörülebilirlik ve ölçüsüz külfet yüklenmemesi hallerinde angaryadan söz edilemeyeceğini vurgulamıştır.
Kuralla görevlendirilen kişilerin bilirkişi sıfatına sahip olduğu ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu uyarınca bilirkişilik ücreti alacağı belirtilmiştir. Bu nedenle ek ödeme yapılmaması, ücretsiz çalıştırma anlamına gelmemektedir. Mahkeme, bu kişilerin çalışmalarının zorla çalıştırma veya angarya olarak nitelendirilemeyeceğine karar vermiştir.
Anayasa’nın 55. maddesindeki adil ücret yükümlülüğü açısından da bilirkişilik ücreti öngörüldüğünden kuralın devletin pozitif yükümlülüğünü ihlal etmediği sonucuna varılmıştır.
Eşitlik ilkesi (Anayasa md. 10) yönünden ise Mahkeme, kadro, atanma usulü, kurumsal bağlılık, görevin sürekliliği ve ücret gibi hususlarda farklı hukuki durumların söz konusu olduğunu belirterek karşılaştırma yapılmasının mümkün olmadığını tespit etmiştir. Aynı durumda olmayanlara farklı muamele yapılması eşitlik ilkesini zedelemez. Bu nedenle kuralın eşitlik ilkesine aykırı olmadığına hükmedilmiştir.
Karar, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için önemli bir referanstır. Özellikle idari yargıda sosyal inceleme raporlarının hazırlanması, çocuk hukuku uygulamaları ve bilirkişi/sosyal çalışma görevlisi ayrımının hukuki sonuçları açısından detaylı analiz içermektedir. Kararda yer alan angarya, adil ücret ve eşitlik ilkelerine ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihadı, benzer itiraz yollarında kullanılabilecek güçlü bir hukuki çerçeve sunmaktadır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir. Bu karar, çocuk koruma sisteminde görev yapan uzmanların hukuki statüsünü netleştirmekte ve kanun koyucunun takdir yetkisine geniş bir alan tanımaktadır. Ancak kararın, farklı uzmanlık dallarından gelen görevliler arasında yaratabileceği motivasyon ve performans farklılıklarını uzun vadede nasıl etkileyeceği, uygulamada izlenmesi gereken bir husus olarak öne çıkmaktadır.
Karar, aynı zamanda koruma tedbirleri uygulayan sosyal çalışma görevlilerinin rolünün, adli süreçlerdeki kritik önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Avukatlar, çocuk hakları davalarında sosyal inceleme raporlarının hazırlanması, bilirkişi seçimi ve ücretlendirme konularında bu kararı referans alarak strateji geliştirebilirler. Özellikle idari yargı mercilerinde benzer uyuşmazlıkların çözümünde Anayasa Mahkemesi’nin angarya ve eşitlik ilkelerine ilişkin gerekçeleri, güçlü bir hukuki argüman oluşturmaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Türkiye'de Hukuki Otonomi ve Gizlilik Standartları
Türkiye'de hukuki otonomi, güncel KVKK reformları,yapay zekada gizlilik standartlarını keşfedin. Dijital dönüşüm ve veri güvenliği rehberimizi hemen inceleyin
En Yeni Hukuk Yazılım Güncellemeleri ve Faydalı Özellikler
Modern hukuk büroları için en yeni yazılım güncellemeleri! Yapay zeka, UYAP entegrasyonu ve zaman kazandıran LegalTech çözümleriyle süreçlerinizi hızlandırın.