AYM'nin 2025/208 E., 2026/69 K. sayılı Kararı: 7440 sayılı Kanun'un Yargılama Giderlerine İlişkin Düzenlemesinin Anayasa'ya Uygunluğu
Lawantra
03.06.2026
Anayasa Mahkemesi, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin itirazı üzerine 9/3/2023 tarihli ve 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesinin (28) numaralı fıkrasını incelemiştir. Mahkeme, 26/3/2026 tarihli ve 2025/208 E., 2026/69 K. sayılı kararıyla fıkranın dördüncü cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle hükmetmiştir. Karar, Resmi Gazete'de 2/6/2026 tarihinde yayımlanmıştır.
Olay, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından verilen bursun geri ödenmesi talebiyle açılan davada yapılandırma hükümlerinin uygulanması ve yargılama giderlerine ilişkin uyuşmazlığa ilişkindir. Mahkeme, kuralın hukuki güvenlik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu düşünerek iptal talebinde bulunmuştur. İtiraz konusu fıkra, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun kapsamında yurt dışına gönderilen öğrencilerin borçlarının yeniden yapılandırılmasını düzenlemektedir. Fıkranın dördüncü cümlesi, vazgeçilen borç tutarına isabet eden vekâlet ücreti dahil yargılama giderlerinin tahsil edilmeyeceğini hükme bağlamaktadır.
İlk incelemede, fıkranın birinci, ikinci, üçüncü, beşinci, altıncı ve yedinci cümlelerinin davada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun bu kısımlar yönünden yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Esas inceleme, yalnızca dördüncü cümleyle sınırlı tutulmuştur.
Genel açıklamada, 1416 sayılı Kanun'un yurt dışına öğrenci gönderme usullerini düzenlediği, öğrencilerin mecburi hizmet ve tazminat yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ek 34. maddesi, yurt dışı görevlendirmelerde mecburi hizmeti iki katı süreyle öngörmektedir. 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (28) numaralı fıkrası, bu borçların başvuru halinde yeniden hesaplanmasını, fer'i alacakların silinmesini ve taksitlendirmeyi mümkün kılmaktadır.
İtiraz gerekçesi, Kanun'un fıkraları arasındaki çelişkilerin yargılama giderlerinin hangi taraf üzerinde kalacağına ilişkin belirsizliğe yol açtığı ve hukuki güvenlik ilkesini zedelediği yönündedir. Anayasa Mahkemesi, kuralı Anayasa'nın 2., 36. ve 172. maddeleri yönünden incelemiştir.
Hak arama hürriyeti (Anayasa m. 36), mahkemeye erişim hakkını kapsar. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin tahsili, dava hakkının etkili kullanımını sağlar. Kural, borçlunun yapılandırma tercihine bağlı olarak feragat niteliği taşımaktadır. Feragat iradesinin kesin, tereddütsüz, makul ve öngörülebilir olması, asgari usul güvencelerinin sağlanması ve üstün kamu yararının bulunmaması halinde Anayasa'ya aykırılık oluşmaz.
Borçlulara üç aylık başvuru süresi tanınması, iradenin sağlıklı oluşmasını sağlar. Yapılandırma halinde vazgeçilen borç için yargılama gideri talep edilemeyeceğinin açıkça düzenlenmesi, öngörülebilirliği güvence altına alır. Mahkemelerin gerekçeli karar verme yükümlülüğü ve kanun yolları, usul güvencelerini tamamlar.
İdare yönünden ise kural, devletin alacağından vazgeçerek uyuşmazlıkları azaltma ve adalet hizmetlerini hızlandırma takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmiştir. Anayasa'nın 141. maddesi, davaların en az giderle ve süratle sonuçlandırılmasını yargının görevi sayar. Kanun koyucunun bu amaçla düzenleme yapma yetkisi vardır (Anayasa Mahkemesi, E.2024/86, K.2024/230, 25/12/2024, § 22).
Sonuç olarak kural, mahkemeye erişim hakkını ihlal etmemekte, hukuk devleti ilkesiyle uyumlu bulunmaktadır. İtiraz reddedilmiştir. Karar, avukatlar için borç yapılandırma düzenlemelerinde yargılama giderlerinin feragat niteliğini ve kanun koyucunun takdir yetkisinin sınırlarını aydınlatmaktadır. Benzer yapılandırma kanunlarında yargılama gideri hükümlerinin Anayasa'ya uygunluk denetiminde feragat unsuru ve kamu yararı dengesi ön plana çıkacaktır. Bu çerçevede idari ve adli uyuşmazlıkların azaltılması amacıyla getirilen düzenlemelerin hukuki güvenlik ilkesiyle uyumu vurgulanmıştır. (Yaklaşık 750 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Muris Muvazaasında Murisin Gerçek İradesinin Tespiti: Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Esasları
Muris muvazaası davalarında belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Makale, Yargıtay'ın 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ışığında bedel ödenmesi, aile içi paylaşım ve ispat yükü gibi konuları detaylı biçimde ele almaktadır.
AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Anayasa Mahkemesi, KPSS soruşturmasında bağlantılı suçlardan birinin istinafta kesinleşip infaz edilmesine rağmen diğerinin temyiz incelemesinin devam etmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, aynı maddi vakıalarla ilgili çelişkili kararların hukuk güvenliğini zedelediğini vurgulamaktadır.