AYM'nin 2024/187 E., 2026/42 K. sayılı Kararı: Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcının Hukuka Aykırı İçerikten Sorumluluğunun Sınırları
Lawantra
03.06.2026
Anayasa Mahkemesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin itirazı üzerine 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendindeki "ile 11 inci" ibaresini ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasını "tüketici sözleşmeleri" yönünden incelemiştir. Mahkeme, 12/2/2026 tarihli ve 2024/187 E., 2026/42 K. sayılı kararıyla kuralların Anayasa'nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline oyçokluğuyla karar vermiştir. İptal hükümleri, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.
Olay, ayıplı mal nedeniyle manevi zarar tazmini davasında istinaf incelemesinde kuralların Anayasa'ya aykırılığı iddiasına dayanmaktadır. İtiraz konusu kurallar, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcının hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içeriğin ve mal/hizmetin hukuka aykırı olmasından sorumlu olmadığını öngörmektedir.
İlk incelemede, 6502 sayılı Kanun'un 15. maddesine ilişkin ibarenin davada uygulanamayacağı gerekçesiyle kısmi ret kararı verilmiş, inceleme "ile 11 inci" ibaresi ve 6563 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile sınırlı tutulmuştur. Esas incelemede, kuralların "tüketici sözleşmeleri" yönünden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Genel açıklamada, dijitalleşmenin elektronik ticareti dönüştürdüğü, 6563 sayılı Kanun'un aracı ve hizmet sağlayıcı sorumluluklarını, 6502 sayılı Kanun'un ise tüketiciyi koruyucu hükümleri düzenlediği belirtilmiştir. Aracı hizmet sağlayıcılar, pasif veya aktif rol üstlenebilmekte; aktif olanlar mal/hizmet kalitesini değerlendirebilmektedir.
Kurallar, tüketicinin mülkiyet hakkını (Anayasa m. 35) etkilemekte, hukuka aykırı içerik nedeniyle malvarlığı kaybına yol açmaktadır. Devlet, pozitif yükümlülükleri kapsamında menfaatler arasında adil denge kurmak zorundadır (Anayasa Mahkemesi, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13). Karşılaştırmalı hukukta "güvenli liman" ilkesi pasif sağlayıcılar için geçerli olup aktif olanlar için sorumsuzluk kabul edilmemektedir.
Kurallar, aracı sağlayıcının aktif rol oynadığı hallerde dahi sorumluluğu dışlamakta, tüketicinin satıcıya ulaşamadığı durumlarda korumasız kalmasına neden olmaktadır. Tüketicilere aşırı külfet yüklemekte, mülkiyet hakkı ile tüketici korunması arasındaki dengeyi bozmakta ve Anayasa'nın 172. maddesindeki pozitif yükümlülüğe aykırıdır.
Karşıoy gerekçesinde, 6502 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (6) numaralı fıkrasının tüketiciye geniş güvenceler sağladığı, ayıplı malda üretici/ithalatçı sorumluluğu ve cayma hakkı halinde aracı sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiştir. Yargıtay içtihatları da aktif rol durumunda sorumluluğu kabul etmektedir. Elektronik ticaretin gelişimi ve rekabetin korunması da devletin pozitif yükümlülüğüdür.
Karar, avukatlar için elektronik ticarette tüketici korumasının sınırlarını belirlemekte, aktif aracı sağlayıcıların sorumluluğunu artırmaktadır. İptal, dokuz aylık geçiş süresiyle hukuki boşluğu önlemektedir. Benzer düzenlemelerde menfaat dengesi, erişilebilirlik ve aktif/pasif ayrımı dikkate alınmalıdır. Karar, dijital platformlarda tüketici haklarının güçlendirilmesi açısından emsal teşkil edecektir. (Yaklaşık 820 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Muris Muvazaasında Murisin Gerçek İradesinin Tespiti: Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Esasları
Muris muvazaası davalarında belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Makale, Yargıtay'ın 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ışığında bedel ödenmesi, aile içi paylaşım ve ispat yükü gibi konuları detaylı biçimde ele almaktadır.
AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Anayasa Mahkemesi, KPSS soruşturmasında bağlantılı suçlardan birinin istinafta kesinleşip infaz edilmesine rağmen diğerinin temyiz incelemesinin devam etmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, aynı maddi vakıalarla ilgili çelişkili kararların hukuk güvenliğini zedelediğini vurgulamaktadır.