AYM'nin 2022/81860 Başvuru Numaralı Kararı: Denetimli Serbestlik Tedbirinin Reddi ve Kişi Hürriyeti Hakkı
Lawantra
25.06.2026
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2022/81860 başvuru numaralı bireysel başvuruda, denetimli serbestlik tedbiriyle tahliye talebinin reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir. Karar, 8 Ocak 2026 tarihinde verilmiş olup Resmi Gazete'de 24 Haziran 2026 tarihinde yayımlanmıştır.
Başvurucu, İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kasten yaralama suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum edilmiş ve hüküm 22 Nisan 2022'de kesinleşmiştir. Müddetnamede koşullu salıverilme tarihi 1 Temmuz 2023, hak ederek tahliye tarihi ise 15 Haziran 2025 olarak belirlenmiştir. Başvurucu, 9 Haziran 2022'de ceza infaz kurumuna girmiştir. Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu, 21 Haziran 2022'de başvurucunun iyi halli olduğuna ve denetimli serbestlikle tahliyesinin uygun olduğuna karar vermiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun kurum kurallarına uyumlu olduğu, disiplin cezası almadığı, suçunu kabul edip pişmanlık duyduğu ve tekrar suç işleme riskinin düşük olduğu belirtilmiştir. Ancak psiko-sosyal raporlarda psikiyatrik ilaç kullanımı ve öz farkındalık eksikliği gibi olumsuz unsurlar da yer almıştır.
Ödemiş İnfaz Hâkimliği, İdare ve Gözlem Kurulu kararını 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 89. maddesine aykırı bularak iptal etmiş ve denetimli serbestlik talebini reddetmiştir. Gerekçede, iyi hal tespitinin hukuka uygun olmadığı, hükümlünün toplumla bütünleşmeye hazır olmadığı, suçun niteliği (kasten yaralama) ve psiko-sosyal raporlardaki olumsuzluklar vurgulanmıştır. Hâkimlik, masumiyet karinesinin iyi hal değerlendirmesine engel olmadığını, Yargıtay içtihatlarına atıfla idarenin yerine geçmeden hukuka uygunluk denetimi yaptığını belirtmiştir. Başvurucunun itirazı Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 22 Temmuz 2022'de reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 29 Temmuz 2022'de öğrenmiş ve 8 Ağustos 2022'de Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur. Başvurucu, 2 Kasım 2022'de denetimli serbestlikten yararlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi, iddiaları Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında incelemiştir. 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesi, hükümlülerin iyi halinin idare ve gözlem kurulu tarafından en az altı ayda bir değerlendirilmesini öngörmektedir. Değerlendirmede, kurallara uyum, iyileştirme programlarına katılım, pişmanlık, tekrar suç işleme riski gibi unsurlar dikkate alınır. 105/A maddesi ise koşullu salıverilmeye bir yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin denetimli serbestlikten yararlanabileceğini hükme bağlamıştır. Geçici 6. madde, belirli suçlar hariç üç yıllık süreyi uygulamaktadır. Yönetmelik'in 14, 17 ve 39. maddeleri, kurul kararlarının gerekçeli olmasını, itiraz yolunu ve yeniden değerlendirme sürelerini düzenlemektedir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi kararları (örneğin E.2023/7828 K.2024/8734 ve E.2024/5028 K.2024/8845), infaz hâkimliğinin yerindelik denetimi yapamayacağını, ancak hukuka aykırılık, çelişki veya hatalı değerlendirme durumunda dosyayı idareye iade etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesi ve AİHM içtihatları (Engel ve diğerleri/Hollanda, Weeks/Birleşik Krallık, Alican Demir/Türkiye), mahkumiyet sonrası özgürlükten yoksun bırakmanın yasaya uygun olmasını ve şartlı tahliye gibi tedbirlerde takdir yetkisinin sınırlarını ele almaktadır.
Anayasa Mahkemesi, denetimli serbestliğin otomatik bir hak olmadığını, 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi uyarınca infaz hâkiminin takdir yetkisi bulunduğunu belirtmiştir. İnfaz Hâkimliği, İdare ve Gözlem Kurulu kararındaki iyi hal tespitini psiko-sosyal raporlarla çelişkili bularak iptal etmiş, ancak idarenin yerine geçmemiştir. Karar, hükümlünün gözlemlenmesi, iyileştirme planı ve toplumsal uyum için yeniden değerlendirme yapılmasını önermiştir. Bu yaklaşım, Yargıtay içtihatlarıyla uyumlu olup keyfiliği göstermemektedir. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır. Karar oyçokluğuyla alınmış, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar karşıoy yazmıştır.
Karşıoy gerekçelerinde, infaz hâkimliğinin iptal yetkisinin kanunda bulunmadığı, yerindelik denetimi yaptığı, kanunun öngörülemez yorumlandığı ve Yargıtay içtihadının gerisinde kalındığı belirtilmiştir. Karşıoylar, denetimli serbestliğin erken tahliye imkanı sağladığını, infaz hâkimliğinin takdir yetkisinin sınırlarının aşıldığını ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini vurgulamıştır. Karşıoylarda, derece mahkemelerinin yorumunun Anayasa'nın 19. ve 13. maddelerine aykırı olduğu, Yargıtay'ın daha özgürlükçü yaklaşımının sürdürülmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bu karar, infaz hukukunda iyi hal değerlendirmesinin idari ve yargısal denetim dengesini, 5275 sayılı Kanun'un 89 ve 105/A maddelerinin uygulanmasını, Yargıtay içtihatlarının rolünü ve Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamını aydınlatmaktadır. Avukatlar için, denetimli serbestlik taleplerinde psiko-sosyal raporların, kurul kararlarının ve infaz hâkimliği gerekçelerinin titiz incelenmesi, itirazlarda Yargıtay kararlarına atıf yapılması kritik önem taşımaktadır. Karar, infaz rejiminin öngörülebilirliğini ve hükümlü haklarının korunmasını vurgulamakta, benzer uyuşmazlıklarda emsal oluşturmaktadır. (Kelime sayısı: 852)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay Kararı: Babaanne ve Dedenin Torunlarla Kişisel İlişki Talebi Reddedildi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, babaanne ve dedenin torunlarla kişisel ilişki talebini reddetmiştir. Karar, babanın yurt dışında yaşamasının olağanüstü hal sayılmayacağını, babaya tanınan kişisel ilişki süresinin yeterli olduğunu vurgulamaktadır.
AYM'nin 2022/6576 Başvuru Numaralı Kararı: Yetki Belgesine Aykırı Taşıma ve İdari Yaptırım
Anayasa Mahkemesi, D2 yetki belgesine aykırı yolcu taşımacılığı nedeniyle verilen idari yaptırımın suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, 4925 sayılı Kanun'un 26 ve 34. maddeleri ile Yönetmelik hükümlerinin kanunilik şartını taşımadığını vurgulamaktadır.