AYM'nin 2022/6576 Başvuru Numaralı Kararı: Yetki Belgesine Aykırı Taşıma ve İdari Yaptırım
Lawantra
25.06.2026
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2022/6576 başvuru numaralı bireysel başvuruda, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında D2 yetki belgesine aykırı taşıma faaliyeti nedeniyle idari para cezası ve yetki belgesinin iptali yaptırımlarının suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiği iddiasını incelemiştir. Karar, 24 Şubat 2026 tarihinde verilmiş olup Resmi Gazete'de 24 Haziran 2026 tarihinde yayımlanmıştır.
Başvurucu Ligero Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti., D2 yetki belgesiyle tarifesiz grup yolcu taşımacılığı yapma yetkisine sahiptir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı denetiminde, 20 Ekim 2020'de Silivri Selimpaşa'nda başvurucuya ait araçla ücretlerin ayrı ayrı ödendiği bireysel yolcu taşımacılığı yapıldığı tespit edilmiştir. İhlal Tespit Tutanağına göre, Yönetmelik'in 30/4 maddesi uyarınca 50 uyarma cezası ve idari para cezası verilmiş, bir takvim yılı içinde beş uyarma nedeniyle araç yetki belgesinden resen düşürülmüştür.
Başvurucu, İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nde iptal davası açmış; Mahkeme 26 Şubat 2021'de davayı reddetmiştir. İstinaf talebi İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 8. İdare Dava Dairesi tarafından 7 Aralık 2021'de esastan reddedilmiştir. Başvurucu, kararı 20 Aralık 2021'de öğrenerek 19 Ocak 2022'de Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
4925 sayılı Kanun'un 5. maddesi yetki belgesi alma zorunluluğunu; 26. maddesi yetki belgesine aykırı faaliyetlerde idari para cezasını; 27. maddesi idari müeyyideleri; 34. maddesi ise belgelerin geri alınması ve müeyyidelerin yönetmelikle düzenleneceğini öngörmektedir. Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 6. maddesi D2 yetki belgesini tarifesiz yolcu taşımacılığı için tanımlamakta; 30/4 maddesi ise yetki belgesi kapsamı dışında taşıt kullanımında 50 uyarma ve belgenin iptalini düzenlemektedir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 4. maddesi, kabahatlerin kanunla tanımlanabileceğini ve idari işlemlerle çerçevelendirilebileceğini belirtmektedir.
AİHM içtihatları (Başkaya ve Okçuoğlu/Türkiye, Lutz/Almanya, Malige/Fransa), suçta ve cezada kanunilik ilkesinin (Sözleşme m.7) idari yaptırımlar için de geçerli olduğunu, cezanın niteliği ve ağırlığının dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Anayasa'nın 38. maddesi kapsamında incelemiştir. İdari suçlarda kanunilik ilkesinin esnek uygulanabileceğini, ancak suç unsuru ve yaptırımın kanunda açıkça belirtilmesi gerektiğini belirtmiştir. 4925 sayılı Kanun'un 34. maddesi, belgelerin geri alınmasını yönetmeliğe bırakmakla birlikte yaptırımın çerçevesini çizmemektedir. Yönetmelik'in 30/4 maddesi, iptal yaptırımını doğrudan düzenlemekte olup kanuni dayanak yetersizdir. Bu nedenle suçta ve cezada kanunilik ilkesi ihlal edilmiştir. Karar oyçokluğuyla alınmış, Muhterem İnce ve Ömer Çınar karşıoy yazmıştır.
Karşıoylarda, Kabahatler Kanunu'nun 4 ve 19. maddeleri uyarınca yönetmeliğin çerçeve içinde kalabileceği, kanun koyucunun takdir yetkisinin geniş olduğu, olağanüstü hal koşulunun oluşmadığı belirtilmiştir. Giderim yönünden karşıoylar, itiraz yolunun Anayasa Mahkemesi tarafından doğrudan işletilmesi gerektiğini savunmuştur.
Bu karar, idari yaptırımlarda kanunilik ilkesinin sınırlarını, yetki belgesi iptallerinde kanuni çerçevenin önemini ve Anayasa'nın 38. maddesinin idari suçlara uygulanmasını aydınlatmaktadır. Avukatlar için, idari para cezası ve belge iptali davalarında kanun-yönetmelik ilişkisinin titiz incelenmesi, Anayasa Mahkemesi içtihatlarına atıf yapılması kritik önemdedir. Karar, benzer taşımacılık uyuşmazlıklarında emsal teşkil etmekte, idari yaptırımların öngörülebilirliğini vurgulamaktadır. (Kelime sayısı: 685)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay Kararı: Babaanne ve Dedenin Torunlarla Kişisel İlişki Talebi Reddedildi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, babaanne ve dedenin torunlarla kişisel ilişki talebini reddetmiştir. Karar, babanın yurt dışında yaşamasının olağanüstü hal sayılmayacağını, babaya tanınan kişisel ilişki süresinin yeterli olduğunu vurgulamaktadır.
AYM'nin 2021/39476 Başvuru Numaralı Kararı: Ceza İnfaz Kurumunda Slogan Atma ve Disiplin Cezası
Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda slogan atma nedeniyle verilen disiplin cezasının ifade özgürlüğünü ihlal etmediğine, ancak duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Karar, 5275 sayılı Kanun'un disiplin hükümlerini ve Yargıtay içtihatlarını detaylı analiz etmektedir.