AYM’nin 2021/54315 Başvuru Numaralı Kararı: Kolluk Müdahalesinde Kötü Muamele Yasağı ve Etkili Soruşturma Yükümlülüğü
Lawantra
27.06.2026
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü’nün 11/3/2026 tarihli ve 2021/54315 başvuru numaralı kararı, 28 Ocak 2015 tarihinde Muradiye Belediyesi önünde düzenlenen etkinliğe kolluk müdahalesi sırasında başvurucunun yaralanması ve soruşturmanın etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir.
Başvurucu, Demokratik Bölgeler Partisi ve HDP öncülüğündeki Suriye’deki çatışmaların sona ermesini kutlama etkinliğinde yaralanmıştır. Kolluk, pankart ve posterlerin indirilmesi için uyarı yapmış, gruptan direniş gelmesi üzerine orantılı güç kullanıldığını iddia etmiştir. Olay tutanağında başvurucunun tehdit içerikli sözler söylediği, müdahale sırasında yaralandığı belirtilmiştir. Başvurucu, kafasına copla vurulduğunu, bayıldığını ve yere düştükten sonra da müdahalenin devam ettiğini ileri sürmüştür. Hastane raporları, baş oksipital bölgede şişlik, sol gözde şaşılık ve sağ gözde kanama odağı tespit etmiştir.
Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığı, zor kullanma yetkisinin aşılması suçundan resen soruşturma başlatmıştır. 25 çevik kuvvet polisinin ifadesi alınmış, Jandarma Kriminal’den görüntü incelemesi istenmiş, idari tahkikat dosyası temin edilmiştir. İdari tahkikatta bir polise (K.K.) üç gün aylıktan kesme cezası verilmiş, diğerleri hakkında işlem yapılmamıştır. Adli Tıp raporu yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğunu belirtmiştir.
Başsavcılık, K.K. hakkında kasten yaralama suçundan iddianame düzenlemiştir. Muradiye Asliye Ceza Mahkemesi, 19 Eylül 2018’de sanığın beraatine karar vermiştir. Gerekçede, görüntülere göre vurma kastının ispatlanamadığı, failin net olarak belirlenemediği, tanık beyanlarının tahmine dayandığı ifade edilmiştir. İstinaf reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, iddiayı Anayasa m. 17/3 kapsamında kötü muamele yasağı yönünden incelemiştir. Yasak mutlak niteliktedir; asgari ağırlık eşiği somut olaya göre belirlenir (Cezmi Demir, Ali Rıza Özer, K.K. kararları). Kolluk güçlerinin gerekli olmayan güç kullanması ilke olarak yasağı ihlal eder.
Kararda, başvurucunun yaralanmasının Adli Tıp raporu ve idare mahkemesi kararıyla teyit edildiği belirtilmiştir. İdare Mahkemesi, başvurucunun fiziksel saldırı yapmadığını, cop darbesinin ölçüsüz olduğunu kabul ederek 7.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Ceza soruşturmasında ise fail belirlenememiş, kamera görüntüleri yeterli incelenmemiştir. Polislerin ifadelerine görüntü gösterilmemiş, teşhis sağlanmamıştır.
Mahkeme, soruşturmanın bağımsız, etkili, ivedi ve mağdurun katılımına açık olması gerektiğini vurgulamıştır (Tahir Canan, Filiz Aka kararları). Soruşturmanın yaklaşık 6 yıl 9 ay sürmesi, delillerin toplanmaması makul süre ve özen yükümlülüğüne aykırı bulunmuştur. Sonuç olarak kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiştir. Yeniden yargılama ve net 250.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.
Karar, kolluk müdahalelerinde orantılılık ilkesinin, görüntü kayıtlarının etkin incelenmesinin ve soruşturma makamlarının delil toplama yükümlülüğünün önemini vurgulamaktadır. Avukatlar, benzer olaylarda hem cezai hem idari yolları paralel yürütmeli, AİHM ve AYM içtihatlarını referans almalıdır. (Yaklaşık 950 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2021/232 E., 2022/415 K. Sayılı Kararı: Hakimlerin Tahliye Kararlarında Takdir Hakkı ve Görevi Kötüye Kullanma Suçu
Ceza Genel Kurulu, MİT tırları soruşturmasında verilen tahliye kararının yargı takdiri kapsamında kaldığını belirterek görevi kötüye kullanma suçundan beraat hükmünü onamıştır. Karar, delil standardı, CMK 100-101 maddeleri ve yargı bağımsızlığını detaylı incelemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/551 E., 2010/598 K. Sayılı Kararı: Hakimlerin Hukuki Sorumluluğu ve Tutuklama Kararlarının Gerekçelendirilmesi
Hukuk Genel Kurulu, hakimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin HUMK 573/2 maddesi ile CMK 141-144 maddeleri arasındaki ilişkiyi incelemiş, tutukluluğun devamına ilişkin gerekçesiz kararın ağır kusur oluşturduğuna hükmetmiştir. Karar, yargı bağımsızlığı, masumiyet karinesi ve AİHS hükümlerini detaylı analiz etmektedir.