AYM’nin 2021/44582 Başvuru Numaralı Kararı: Görevsizlik Kararlarında Mahkemeye Erişim Hakkı ve Hukuki Güvenlik İlkesi
Lawantra
27.06.2026
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü’nün 10/2/2026 tarihli ve 2021/44582 başvuru numaralı kararı, tazminat davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir. Karar, idari ve adli yargı arasındaki görev uyuşmazlıklarında usul kurallarının katı uygulanmasının hukuki güvenlik ve mahkemeye erişim hakkı üzerindeki etkilerini detaylı biçimde ele almaktadır.
Başvurucu İbrahim Halil Beyhan, oğlu V.B.’nin 2 Aralık 2006 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ölümü nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet kusuru bulunduğunu iddia ederek 23 Haziran 2017’de adli yargıda tazminat davası açmıştır. İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi, 15 Ekim 2020 tarihinde davanın idari yargının görev alanında olduğuna hükmederek görevsizlik kararı vermiştir. Kararın hüküm fıkrasında, karar kesinleştiğinde dosyanın talep halinde idare mahkemesine gönderileceği, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı ve iki haftalık yasal süre içinde başvuruda bulunulmaması halinde resen karar verileceği ihtar edilmiştir.
Görevsizlik kararı başvurucu vekiline 19 Ocak 2021’de elektronik tebligatla tebliğ edilmiş; vekil aynı gün dosyanın idare mahkemesine gönderilmesini talep etmiş ve istinaftan feragat ettiğini bildirmiştir. Karar 8 Şubat 2021’de kesinleşmiştir. Başvurucu, 26 Haziran 2021’de İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nde tam yargı davası açmıştır. İdare Mahkemesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 9. maddesi uyarınca görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde idari yargıda dava açılması gerektiğini belirterek davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Mahkeme, adli yargıda verilen dilekçenin idari yargıda dava açma tarihi olarak kabul edilemeyeceğini, İYUK m. 3 gereğince idare mahkemesine hitaben dilekçe verilmesi zorunluluğunu vurgulamıştır. İstinaf talebi de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi tarafından 7 Eylül 2021’de reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelemiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, mahkemeye erişim hakkını da kapsar. Mahkeme, İYUK m. 9/1’de adli yargıdaki görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde idari yargıda dava açılabileceğini, m. 9/2’de ise idari dava açma süresi henüz dolmamışsa bu sürenin uygulanabileceğini hükme bağladığını hatırlatmıştır. Ayrıca İYUK m. 13/2, görevsiz adli yargıdaki tam yargı davasında idareye başvuru şartının aranmayacağını belirtir.
Kararda, Danıştay’ın benzer uyuşmazlıklarda verdiği kararlara atıf yapılmıştır. Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 10/9/2025 tarihli E.2023/5760, K.2025/6661 sayılı kararı ile görevsizlik kararında mercinin ve sürenin belirtilmemesi halinde adli yargıdaki dilekçe tarihinin idari yargı başvuru tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Benzer şekilde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 22/12/2011 tarihli E.2007/321, K.2011/1643 sayılı kararı, usul kurallarının aşırı katı ve şekilci uygulanmasının hak arama özgürlüğünü zedeleyeceğini belirtmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28/6/2022 tarihli E.2021/4-902, K.2022/1049 sayılı kararı da görevsizlik kararlarının yargı kolları arasında farklı sonuçlar doğurmasının hak arama özgürlüğünü zedeleyeceğini ifade etmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına da yer verilmiştir. Mesutoğlu/Türkiye kararında (B. No: 36533/04, 14/10/2008), adli yargıdaki görevsizlik kararının idari yargıya taşınmasında usulden ret kararının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. AİHM, usul kurallarının aşırı şekilcilikten kaçınılarak uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır (Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007).
Anayasa Mahkemesi, somut olayda Asliye Hukuk Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yalnızca iki haftalık süreye atıf yapıldığını, İYUK m. 9’daki 30 günlük sürenin belirtilmediğini tespit etmiştir. Başvurucu, kararda belirtilen usule güvenerek dosyanın gönderilmesi talebinde bulunmuş ancak dosya idare mahkemesine gönderilmemiştir. İdare Mahkemesi’nin süre başlangıcını kesinleşme tarihi olarak kabul etmesi, hukuki belirlilik ilkesine aykırı bulunmuştur. Kararda, Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca devletin, kanun yollarını ve sürelerini açıkça belirtme yükümlülüğü hatırlatılmıştır.
Ölçülülük ilkesi bağlamında müdahalenin orantısız olduğu sonucuna varılmıştır. Usul kurallarının katı yorumu, başvurucuyu ağır bir külfete maruz bırakmış; bu külfet, hukuki güvenlik amacına göre orantısız kalmıştır. Benzer kararlara (Özkan Şen, Cemile Akyıldız, Hasan İşten, S.K., Nihal Uslukol, İnta Mühendislik) atıfla, mahkemenin yanıltıcı kararının başvurucuyu bağlamayacağı vurgulanmıştır.
Sonuç olarak Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiştir. İhlalin giderimi için yeniden yargılama yapılmasına, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve 40.000 TL vekalet ücretinin ödenmesine hükmedilmiştir. Karar, idari ve adli yargı geçişlerinde usul kurallarının yorumunda hukuki güvenlik ve erişim hakkının önceliğini vurgulaması açısından avukatlar için önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Avukatlar, benzer görevsizlik kararlarında kararın hüküm fıkrasındaki ihtarlara dikkat etmeli, sürenin yanlış yorumlanması halinde Anayasa Mahkemesi içtihatlarını referans alarak itiraz yollarını etkin kullanmalıdır. Karar, yargı mercilerinin kanun yollarını ve sürelerini açıkça belirtme yükümlülüğünü bir kez daha hatırlatmaktadır. (Yaklaşık 1450 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2021/232 E., 2022/415 K. Sayılı Kararı: Hakimlerin Tahliye Kararlarında Takdir Hakkı ve Görevi Kötüye Kullanma Suçu
Ceza Genel Kurulu, MİT tırları soruşturmasında verilen tahliye kararının yargı takdiri kapsamında kaldığını belirterek görevi kötüye kullanma suçundan beraat hükmünü onamıştır. Karar, delil standardı, CMK 100-101 maddeleri ve yargı bağımsızlığını detaylı incelemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/551 E., 2010/598 K. Sayılı Kararı: Hakimlerin Hukuki Sorumluluğu ve Tutuklama Kararlarının Gerekçelendirilmesi
Hukuk Genel Kurulu, hakimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin HUMK 573/2 maddesi ile CMK 141-144 maddeleri arasındaki ilişkiyi incelemiş, tutukluluğun devamına ilişkin gerekçesiz kararın ağır kusur oluşturduğuna hükmetmiştir. Karar, yargı bağımsızlığı, masumiyet karinesi ve AİHS hükümlerini detaylı analiz etmektedir.