AYM'nin 2021/1490 Başvuru Numaralı Kararı: Tazminat Komisyonu Tarafından Verilen Yetersiz Tazminatın Etkili Başvuru Hakkı Çerçevesinde Değerlendirilmesi
Lawantra
19.06.2026
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü'nün 9 Aralık 2025 tarihli ve 2021/1490 başvuru numaralı kararında, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla ilgili olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından ödenmesine hükmedilen tazminat miktarının yetersizliği, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak 40. maddede düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. Bu karar, avukatlar ve hukuk profesyonelleri açısından makul süre ihlallerinde tazminat miktarının belirlenmesinde emsal kararların rolünü, Bölge İdare Mahkemesi'nin denetim standartlarını ve yeniden yargılama mekanizmalarını detaylı biçimde ele alması bakımından büyük mesleki önem taşımaktadır.
Başvurucular H.K. ve diğerleri, uzun süren adli ve idari yargılamalar nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Anayasa Mahkemesi, 6384 sayılı Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonu'nun tüketilmesi gerektiğini belirterek başvuruları kabul edilemez bulmuştur. Bunun üzerine başvurucular, Tazminat Komisyonu'na müracaat etmiş ve Komisyon, makul süre ihlalini tespit ederek her bir başvurucu için farklı miktarlarda tazminata hükmetmiştir. Ancak başvurucular, bu tazminat miktarlarının Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararlarında belirlenen tutarlarla kıyaslandığında yetersiz olduğunu ileri sürerek Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi'ne itiraz etmişlerdir.
Bölge İdare Mahkemesi, itirazları reddetmiş ve gerekçesinde tazminat miktarının davanın niteliği, uyuşmazlığın karmaşıklığı ve yargılama süresi dikkate alınarak belirlendiğini, bu miktarın Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uygun olduğunu belirtmiştir. Nihai kararın tebliğinden sonra başvurucular, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Mahkeme, adli yardım taleplerini kabul etmiş ve başvuruların kabul edilebilirliğine karar vermiştir.
Kararın hukuki değerlendirme bölümünde, etkili başvuru hakkı Anayasa Mahkemesi içtihadı ışığında tanımlanmıştır. Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47 ve Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44 kararlarına atıfla, etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkın ihlal edildiğini ileri süren herkese, hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir ve yeterli giderim sağlayan idari ve yargısal yollara başvurabilme imkânı olarak nitelendirilmiştir. Mahkeme, mevzuatta yer alan bir yolun pratikte de başarı şansı sunması gerektiğini vurgulamış ve İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49 kararına atıf yapmıştır.
Makul süre hesaplamasında ceza yargılamaları için B.E. [2. B.], B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34 kararı; medeni yargılamalar için ise Güher Ergun ve diğerleri [1. B.], B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52 kararı esas alınmıştır. Yargılamanın karmaşıklığı, dereceleri, tarafların tutumu ve başvurucunun menfaati gibi unsurlar (Güher Ergun, §§ 41, 45; B.E., § 29) dikkate alınarak somut olayda yargılama sürelerinin makul olmadığı tespit edilmiştir. Tazminat Komisyonu da bu ihlali kabul etmiştir.
Temel mesele, ihlal tespitine rağmen ödenen tazminat miktarının yeterli giderme sağlayıp sağlamadığıdır. Mahkeme, Haluk Ercan ve Mürsel Ünlü [2. B.], B. No: 2020/6129, 17/6/2020 ve Burhan Çiçek [2. B.], B. No: 2019/18325, 21/7/2020 kararlarına atıfla, tazminat miktarının makul sürenin aşımıyla orantılı olmadığını, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatlarına uygun düşmediğini belirtmiştir. Uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı ve yargılama süresi göz önünde bulundurulduğunda, Komisyonca öngörülen tazminatın yeterli giderim sağlamadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Giderim bölümünde, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu vurgulanmıştır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddelerine atıfla, Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66 ve Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100 kararları referans alınmıştır. Tazminat talepleri reddedilmiş, ihlal kararının ilgili mahkemelere gönderilmesine, harç ve vekalet ücretlerinin ödenmesine hükmedilmiştir.
Bu karar, avukatlar için Tazminat Komisyonu ve Bölge İdare Mahkemesi önünde makul süre tazminatı taleplerinde emsal kararların sistematik biçimde sunulmasının, gerekçelendirmenin ve itiraz stratejilerinin kritik önemini ortaya koymaktadır. Özellikle tazminat miktarının yetersizliği iddiasının etkili başvuru hakkı ihlali olarak nitelendirilmesi, benzer davalarda yeni argümanlar sunma imkânı yaratmaktadır. Karar aynı zamanda yargı mercilerinin ihlal tespitinden sonra yeterli giderim sağlama yükümlülüğünü pekiştirmekte, pratikteki uygulama eksikliklerinin anayasal denetim konusu olabileceğini göstermektedir. (Yaklaşık 850 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği: Telif Hakları, Değerlendirme Kurulları ve Yayımlama Usulleri
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yeni Yayın Yönetmeliği, Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının yapısını, eser inceleme usullerini, telif devirlerini ve ısmarlama eser hazırlama prosedürlerini detaylı şekilde düzenlemektedir. 5846 sayılı FSEK ve ilgili mevzuata dayanan Yönetmelik, kültür hukuku uygulayıcıları için kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelikte Kapsamlı Değişiklikler: Destek Türleri ve Yeni Kısıtlamalar
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik’te yaptığı değişiklikler, yapım öncesi, yapım ve yapım sonrası destek türlerini detaylandırırken, dizi film desteği için yeni şartlar getirmekte ve destek iadesi durumunda yeniden başvuru yasağı öngörmektedir. Düzenleme, kültür hukuku ve devlet destekleri hukuku açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.