AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Lawantra
03.06.2026
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, F.İ. başvurusunu (2020/39936) incelemiş ve 27/1/2026 tarihli kararıyla hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla hükmetmiştir. Karar, Resmi Gazete'de 2/6/2026 tarihinde yayımlanmıştır. Başvuru, ceza davasında bağlantılı suçlardan birinin temyiz incelemesi sürerken diğerinin istinafta kesinleşmesi ve infazına geçilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Olay, 2010 KPSS sınavında soruların sızdırılması soruşturmasına dayanmaktadır. Başvurucu, iptal edilen sınavda eğitim bilimleri testinde tam başarı göstermiş, tekrarlanan sınavda ise başarısı düşmüştür. Soruşturma sonucunda kamu kurumlarının zararına dolandırıcılık ve FETÖ/PDY üyeliği suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiş, resmi belgede sahtecilikten beraat edilmiştir. Dolandırıcılık suçu istinafta kesinleşmiş ve infaz edilmiş, örgüt üyeliği suçu ise Yargıtay'ca bozulmuş ve beraatle sonuçlanmıştır.
Başvurucu, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğini, delillerin yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Bakanlık görüşü, mahkûmiyetin bilirkişi raporlarına ve örgütsel bağlantılara dayandığını belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi, iddiaları Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden değerlendirmiştir. Adil yargılanma hakkı, hukuk devleti ilkesini gerektirir. Hukuk devleti, aynı olgularla ilgili çelişkili kararları önlemeyi zorunlu kılar. Hukuki güvenlik ilkesi, kararların istikrarını ve yargıya güveni korur (Anayasa Mahkemesi, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010).
Bağlantılı suçlarda (CMK m. 8) bir suçun kesinleşip infaz edilmesi, diğerinin temyiz incelemesinde çelişki yaratabilir. Yargıtay içtihatları, fikri içtima halinde temyiz imkânını kabul etse de somut olayda bu yaklaşım uygulanmamıştır. Aynı maddi vakıa (sınav sorularının önceden alınması) dolandırıcılık ve örgüt üyeliği suçlarında farklı değerlendirilmiştir.
5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin (2) numaralı fıkrası, beş yıl ve altı hapis cezalarında temyiz yolunu kapatmaktadır. Bu düzenleme, bağlantılı suçlarda kısmi kesinleşmeye yol açmakta, telafisi imkânsız çelişkilere neden olmaktadır. Masumiyet karinesi (Anayasa m. 38) ve gerekçeli karar hakkı da zedelenebilir.
Mahkeme, ihlalin kanundan kaynaklandığını tespit etmiş, kararın TBMM'ye bildirilmesine ve yeniden yargılama için dosyaya gönderilmesine oyçokluğuyla karar vermiştir. Karşıoylarda, suç unsurları arasında yakın ilişki bulunmadığı, ihlalin kanundan değil uygulamadan kaynaklandığı belirtilmiştir.
Karar, avukatlar için bağlantılı suçlarda kanun yollarının bütünlüğünü ve çelişkili kararların Anayasa'ya aykırılığını vurgulamaktadır. CMK'da temyiz sınırlarının yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Benzer davalarda maddi vakıa bütünlüğünün korunması, hukuk güvenliğinin temel unsuru olarak ele alınmalıdır. Karar, yargı sisteminde içtihat birliğinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. (Yaklaşık 780 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İcra Dosyalarında Usulsüz Tebligat Halleri ve Avukatlar İçin Pratik Değerlendirmeler
İcra takiplerinde tebligat usulüne riayet edilmemesinin yarattığı hukuki sonuçlar, Tebligat Kanunu ve Yargıtay içtihatları ışığında detaylı biçimde incelenmiştir.
Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolunda Ödeme Emrinin Usulsüz Tebliği ve Tebliğ Tarihinin Düzeltilmesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, tebligat mazbatasında tebliğ memurunun ad ve soyadının bulunmaması nedeniyle ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna hükmederek, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarını bozmuştur.