AYM'nin 2011/136 E., 2012/72 K. sayılı Kararı: Yoksulluk Nafakasının Süresizliği ve Anayasal Değerlendirme
Lawantra
06.06.2026
Anayasa Mahkemesi, 17 Mayıs 2012 tarihinde verdiği 2011/136 Esas, 2012/72 Karar sayılı kararla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "süresiz olarak" ibaresinin Anayasa'nın 2., 10. ve 41. maddelerine aykırılığı iddiasını incelemiştir. İtiraz, Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla) tarafından yapılmıştır. Mahkeme, bir yoksulluk nafakasının kaldırılması davasında, nafakanın süresiz olmasının Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine vararak iptal talebinde bulunmuştur.
Olayda, tarafların daha önce boşanmalarına ve davalı kadın lehine 250 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine ilişkin Bursa 1. Aile Mahkemesi kararı bulunmaktadır. Davacı, nafakanın haksız yere bağlandığını, davalının sigortasız çalıştığını ve muhtaç olmadığını ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını talep etmiştir. Yerel mahkeme, TMK m. 175/1'deki "süresiz" ibaresinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla iptal başvurusu yapmıştır.
İtiraz gerekçesinde, nafakanın süresiz olmasının ömür boyu mali yükümlülük yarattığı, boşanan eşleri birbirine bağımlı kıldığı, yeniden evlenmeyi engellediği, dürüst olmayan evlilik taleplerini teşvik ettiği ve aile içi şiddeti artırabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, kusurun göreceli ve sübjektif olduğu, ekonomik durum, evlilik süresi, çocukların varlığı gibi unsurların kanunda yeterince düzenlenmediği vurgulanmıştır. Nafaka yükümlülerinin icra yoluyla hapis tehdidi altında olduğu, bunun özgürlüğü kısıtladığı ifade edilmiştir. İtiraz, kuralın sosyal hukuk devleti (Anayasa m. 2), kanun önünde eşitlik (Anayasa m. 10) ve ailenin korunması (Anayasa m. 41) ilkelerine aykırılığını ileri sürmüştür.
Anayasa Mahkemesi, ilk inceleme aşamasında dosyada eksiklik bulunmadığını tespit ederek esasa geçmiştir. Esas incelemede, yoksulluk nafakasının şartlarını belirlemiştir: Boşanmanın gerçekleşmiş olması, nafaka talep edenin yoksulluğa düşmesi veya düşecek olması, kusurun daha ağır olmaması ve yükümlünün mali gücünün bulunması. TMK m. 176/3'e göre nafaka, alacaklının evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğun kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde kendiliğinden veya mahkeme kararıyla kalkmaktadır.
Mahkeme, "süresiz olarak" ibaresinin nafaka alacaklısının ömür boyu nafaka alacağı anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Kanun koyucunun amacı, evlilik birliğindeki dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün boşanmadan sonra da kısmen devamını sağlamaktır. Bu, ahlaki değerler ve sosyal dayanışma düşüncesine dayanır. Nafakanın amacı alacaklıyı zenginleştirmek değil, asgari yaşam gereksinimlerini karşılamaktır. İtiraz konusu kural, sosyal hukuk devleti ilkesinin (Anayasa m. 2) gereği olarak değerlendirilmiştir. Sosyal hukuk devleti, vatandaşlara asgari yaşam düzeyi sağlamayı, insan onurunu korumayı, toplumsal dayanışmayı ve güçsüzleri korumayı amaçlar.
Anayasa Mahkemesi, kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığına, 10. ve 41. maddelerle ilgisinin görülmediğine karar vermiştir. İptal talebi oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karşı oy yazısında Üye Hicabi Dursun, nafakanın süresiz olmasının hakkaniyete, nesafete ve sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu savunmuştur. Karşı oy, yoksulluk nafakasının ömür boyu sürmesinin adalet duygusunu zedelediğini, nafaka yükümlüsünün özel hayatına müdahaleye yol açabileceğini, çalışmamayı teşvik edebileceğini ve tarihsel olarak hiçbir hukuk sisteminde böyle bir yükümlülüğün öngörülmediğini belirtmiştir. Yoksulluğun makro ve mikro faktörlerden kaynaklandığını, devletin sosyal politika araçlarıyla mücadele etmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu karar, avukatlar için yoksulluk nafakası davalarında kritik öneme sahiptir. TMK m. 175 ve 176'nın uygulanmasında, nafakanın kalkma sebeplerinin (evlenme, ölüm, yoksulluğun kalkması vb.) titizlikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Karar, nafakanın irat veya toptan ödenmesi seçeneklerini (TMK m. 176) ve mali durum değişikliklerinde artırılıp azaltılabileceğini hatırlatmaktadır. Avukatlar, müvekkillerine nafakanın süresiz niteliğinin mutlak olmadığını, belirli hallerde mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini açıklamalıdır.
Karar aynı zamanda Anayasa m. 152 kapsamında somut norm denetimi usulünü yansıtmaktadır. On yıllık yasak süresi dikkate alındığında, benzer itirazların yeniden yapılabilirliği tartışmalıdır. Avukatlar, nafaka davalarında delil toplama, kusur tespiti, ekonomik durum analizi ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4) açısından bu içtihadı referans almalıdır. Özellikle karşı oy yazısı, gelecekteki yasal değişiklikler veya yeni Anayasa Mahkemesi başvuruları için güçlü argümanlar sunmaktadır.
Sonuç olarak, AYM kararı yoksulluk nafakasının sosyal devlet ilkesine dayandığını teyit etmekle birlikte, uygulamada ortaya çıkan adaletsizlikleri (ömür boyu yükümlülük, yeniden evlenmeyi engelleme, psikolojik baskı) göz ardı etmemektedir. Avukatlar, müvekkillerinin menfaatlerini korurken bu dengeyi gözetmeli, nafaka miktarının belirlenmesinde mali güç, evlilik süresi, tarafların yaşı ve kusur derecesi gibi unsurları bütüncül değerlendirmelidir. Bu yaklaşım, aile hukuku pratiğinde hakkaniyetin sağlanmasına katkı sunacaktır. (Yaklaşık 850 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.